Mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı ve değer artış payı gibi taleplerin ne kadar süre içinde ileri sürülebileceği, uygulamada sıklıkla tartışılan bir konudur.
Türk Medeni Kanunu mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacaklar için özel bir zamanaşımı süresi öngörmemiştir; bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146'da yer alan on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulama alanı bulur.
Katılma alacağı, değer artış payı ve denkleştirme alacağı gibi tüm tasfiye kalemleri bu genel sürenin kapsamına girer; taraflar arasında özel bir anlaşma bulunmadıkça daha kısa bir süre uygulanmaz.
Zamanaşımı süresi, mal rejiminin sona erdiği, yani boşanma kararı kesinleşti veya ölüm ya da başka bir mal rejimine geçiş gerçekleşti tarihten itibaren işlemeye başlar; bu tarih tasfiye alacağının muaccel olduğu an olarak kabul edilir.
Boşanma davası ile birlikte veya boşanma kararı kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak açılan mal rejimi tasfiyesi davalarında, on yıllık sürenin geçip geçmediği bu tarihe göre hesaplanır.
Zamanaşımı defi'nin, davalı tarafından açıkça ileri sürülmesi gerekir; mahkeme bu defi'i kendiliğinden dikkate almaz. Defi ileri sürülürse ve süre geçmişse alacak, eksik borç haline döner ve dava reddedilir.
Uygulamada tarafların, tasfiye talebini boşanma davasından ayrı olarak uzun süre sonra ileri sürmesi halinde bu defi'nin gündeme gelme ihtimali artar; bu nedenle tasfiye taleplerinin makul sürede ileri sürülmesi önerilir.
Zamanaşımı süresinin hesabında yalnızca başlangıç değil, süreyi durduran ve kesen sebepler de belirleyicidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.153 hükmü, evlilik devam ettiği sürece eşlerin diğerinden olan alacakları için zamanaşımının işlemeye başlamayacağını, başlamışsa duracağını öngörür. Durduran sebebin ortadan kalktığı günün bitiminde süre işlemeye başlar veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür. Bu kural, evlilik birliği içinde eşlerin birbirine karşı dava açmak zorunda bırakılmamasını sağlayan koruyucu bir düzenlemedir. Bu nedenle uygulamada süre, çoğunlukla boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte işlemeye başlamış sayılır.
Aynı Kanunun m.154 hükmüne göre borçlunun borcu ikrar etmesi, alacaklının dava açması, icra takibi başlatması yahut alacağını def'i olarak ileri sürmesi zamanaşımını keser. Kesilmenin ardından m.156 uyarınca yeni bir süre işlemeye başlar. Uygulamada tasfiye alacağının bir bölümünün ödenmesi ya da yazılı olarak kabul edilmesi de ikrar sayılabilecek davranışlar arasında değerlendirilir. Bu nedenle taraflar arasındaki yazışmalar, banka kayıtları ve ödeme belgeleri yalnızca alacağın varlığını değil, sürenin akıbetini de etkileyen deliller olarak saklanmalıdır.
Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir; 4787 sayılı Kanun m.4 bu davaları aile mahkemelerinin görev alanına bırakmıştır. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Yetki bakımından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.214 özel bir düzenleme getirir. Bu hükme göre mal rejimi ölümle sona ermişse ölenin son yerleşim yeri mahkemesi; boşanma, evliliğin iptali veya hâkim kararıyla mal ayrılığına geçilmesi hâlinde bu davalarda yetkili olan mahkeme; diğer durumlarda ise davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
Tasfiye davası boşanma davasıyla birlikte açılabilirse de, karar verilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi beklenir; uygulamada boşanma dosyası bekletici mesele yapılır. Dava dilekçesinde katılma alacağı, değer artış payı ve kişisel mal iddialarının ayrı ayrı ve gerekçeleriyle gösterilmesi gerekir. Talep konusu belirlenirken tapu, banka, sosyal güvenlik ve ticaret sicili kayıtlarının celbi istenmelidir. Dava değerinin sonradan artırılması ihtimali bulunduğundan, belirsiz alacak davası ya da kısmi dava tercihinin baştan doğru yapılması sürecin seyri bakımından önem taşır.
Evet, tasfiyeden doğan alacaklar 6098 sayılı Kanunun genel hükümlerine göre on yıllık zamanaşımına tabidir.
Süre, mal rejiminin sona erdiği, örneğin boşanma kararı kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Hayır, davalı tarafın zamanaşımı defi'ni açıkça ileri sürmesi gerekir; aksi halde mahkeme bunu resen gözetmez.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.
Nişanda Verilen Hediye ve Ziynetlerin İadesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvlenme Ehliyeti ve Evlenme Engelleri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvliliğin Mutlak Butlanı ve Sonuçları hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvliliğin Nispi Butlanı ve İptal Davası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvlilik Birliğinde Eşlerin Temsil Yetkisi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEdinilmiş Mallara Eklenecek Değerler ve Denkleştirme hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›