Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde eşler, kural olarak diğerinin edindiği malların artık değerinin yarısı oranında katılma alacağı talep edebilir.
Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde her eşin, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde sahip olduğu alacak hakkını ifade eder. Eşlerin karşılıklı alacakları takas edilir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun biçimde azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.
Dayanak: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.236Sözlükte gör: Katılma Alacağı ›Eşler aksini kararlaştırmadıkça, evlilik içinde edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir. Bu rejim, evlilik birliği içinde emekle edinilen malvarlığı değerlerinin, rejim sona erdiğinde eşler arasında paylaşılmasını esas alır.
Rejimin sona ermesi hâlinde her eş, diğerinin edinilmiş mallarının tasfiyesi sonucu oluşan artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur; buna katılma alacağı denir. Kişisel mallar ve miras gibi karşılıksız kazanımlar kural olarak bu hesaba dâhil edilmez.
Bir eş, diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunmuşsa; tasfiyede bu katkısı oranında ve malın güncel değerine göre hesaplanan değer artış payı alacağını talep edebilir.
Katılma alacağı ve değer artış payının hesabı, malların edinme ve tasfiye tarihindeki değerleri ile katkıların belgelenmesine dayanır. Banka kayıtları, tapu ve sözleşmeler ispat açısından önemlidir. Talepler zamanaşımı süresine tabidir.
Mal rejimi tasfiyesi teknik hesaplamalar ve titiz belge incelemesi gerektirir. Alacaklarınızın eksiksiz hesaplanması ve korunması için hukuki destek almanız yararınıza olur.
Katılma alacağı ve değer artış payı talepleri aile mahkemesinde ileri sürülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki bakımından kanun özel bir düzenleme getirmiştir: mal rejimi ölümle sona ermişse ölenin son yerleşim yeri mahkemesi, boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi hâlinde bu davalarda yetkili olan mahkeme, diğer durumlarda ise davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (TMK m.214). Yetki kuralının doğru belirlenmesi, dosyanın yetkisizlikle gönderilmesini önler.
Talep, boşanma davasıyla birlikte açılabileceği gibi ayrı bir dava olarak da ileri sürülebilir; ancak tasfiyeye ilişkin karar kural olarak mal rejimini sona erdiren boşanma hükmünün kesinleşmesine bağlıdır. Bu alacaklarda uygulanacak zamanaşımı süresi öğretide tartışılmış olup, Yargıtay uygulamasında genel zamanaşımı süresinin esas alındığı görülmektedir. Karşılıksız kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişilere karşı açılacak dava hakkı ise, hakkın zedelendiğinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her hâlde rejimin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle düşer (TMK m.241). Bu nedenle talebin gecikmeden ileri sürülmesi yerinde olur.
Hesabın sonucunu belirleyen en kritik unsur, hangi tarihteki değerin esas alınacağıdır. Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır; edinilmiş mallara eklenecek değerler ise malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır (TMK m.235). Bu nedenle uzun süren yargılamalarda taşınmazın alım bedeli değil, tasfiye anındaki güncel değeri belirleyici olur ve bu değer çoğunlukla bilirkişi incelemesiyle tespit edilir. Değer tespitinde taşınmazın imar durumu, konumu ve fiilî kullanımı birlikte dikkate alınır.
Edinilmiş mallara eklenecek değerler arasında, rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan ve olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler yer alır (TMK m.229). Ödeme ayın veya para olarak yapılabilir; aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır. Derhâl ödeme borçlu eş için ciddi güçlük doğuracaksa erteleme istenebilir ve aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak faiz yürütülür (TMK m.239). Faiz isteminin dilekçede açıkça belirtilmesi yerinde olur.
Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde her eşin diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde sahip olduğu alacak haktır (4721 sayılı TMK m.236). Artık değer, edinilmiş mallardan bu mallara ilişkin borçlar düşüldükten sonra kalan tutardır. Eşlerin karşılıklı alacakları takas edilir.
Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiyede o malda ortaya çıkan değer artışından katkısı oranında alacak hakkı doğar. Bu alacak, malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır (TMK m.227).
Hayır. Miras ve bağış gibi karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen değerler ile eşin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya kişisel mal sayılır ve kural olarak katılma alacağı hesabına dâhil edilmez (TMK m.220). Ancak kişisel malların gelirleri edinilmiş mal kabul edilir; kişisel mala yapılan katkı için değer artış payı istenebilir.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi uyuşmazlıklarında hukuki destek için bize ulaşın.
Boşanmada malların paylaşımı ve katılma alacağı.
Devamını oku ›MakaleEşlerin mal rejimi sözleşmesiyle seçebileceği rejimler, yasal rejim ve TMK m.202-205 dayanağı.
Devamını oku ›MakaleBoşanma nedeniyle uğranılan zararların tazmini.
Devamını oku ›MakaleBoşanmada ziynet eşyası ve düğün takılarının iadesi, ispatı ve TMK dayanağı.
Devamını oku ›MakaleEşlerin ortak yaşadığı konutun korunması.
Devamını oku ›MakaleTMK 166/3 kapsamında anlaşmalı boşanmanın şartları, protokolde yer alması gerekenler ve dava süreci.
Devamını oku ›