Boşanma sürecinde sıkça uyuşmazlık konusu olan ziynet eşyaları (altın, bilezik, takı), kural olarak kadına ait kabul edilir. İade talebinde ispat yükü ve eşyanın akıbeti önem taşır.
Düğünde takılan ziynet eşyaları, kime takılmış olursa olsun kural olarak kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malı kabul edilir. Bu kabul, yerleşik uygulamanın temel ilkesidir.
Kadın, ziynet eşyalarının kendisine iade edilmesini ya da bedelinin ödenmesini boşanmayla birlikte veya ayrı bir davayla talep edebilir. Eşyalar aynen mevcutsa aynen iadesi, değilse değeri istenebilir.
Ziynet eşyalarının varlığını, miktarını ve karşı tarafın elinde kaldığını kural olarak talep eden taraf ispatlamakla yükümlüdür. Düğün görüntüleri, tanık beyanları ve fotoğraflar bu konuda önemli delillerdir.
Ziynet eşyalarının ortak ihtiyaçlar için rıza ile bozdurulduğu ileri sürülüyorsa, bunu iddia eden taraf ispatla yükümlüdür. Rıza ispatlanamazsa, eşyaların iadesi veya bedeli gündeme gelir.
Ziynet alacağı davalarında delillerin doğru toplanması ve ispat yükünün karşılanması belirleyicidir. Sürecin aile hukuku avukatı desteğiyle yürütülmesi, hak kaybını önler.
Ziynet eşyasının aynen iadesi ya da bedeline ilişkin istem, evlilik birliğinden kaynaklandığı için aile mahkemesinin görev alanına girer (4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.4). Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu davalara, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir ve tarafların anlaşmasıyla değiştirilemez. Görevsizlik kararı verilmesi hâlinde, kanunda öngörülen süre içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin istenmesi gerekir; aksi hâlde dava açılmamış sayılır (HMK m.20).
Talep boşanma davasıyla birlikte ileri sürülürse yetki, boşanma davasının yetki kuralına tabi olur; eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.168). Ayrı bir dava olarak açıldığında ise genel yetki kuralı uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (HMK m.6). Talebin boşanmayla birlikte mi yoksa bağımsız bir davayla mı ileri sürüleceği bu nedenle önem taşır. Yetki itirazının ilk itiraz niteliğinde olduğu ve süresinde ileri sürülmesi gerektiği unutulmamalıdır.
En sık karşılaşılan hata, talebin türünün ve kapsamının dilekçede açıkça gösterilmemesidir. Aynen iadenin mi, aynen iade mümkün olmadığı takdirde bedelin mi istendiğinin kademeli biçimde ortaya konulmaması, hüküm kurulmasında güçlük doğurur. Ziynetlerin cinsi, adedi, ayarı ve gramı belirtilmeden yapılan genel talepler de belirsizlik yaratır; bu bilgiler, bilirkişi incelemesiyle değer tespiti yapılabilmesi bakımından gereklidir. Ayrıca talebin tutarı başlangıçta belirlenemiyorsa, belirsiz alacak davası ile kısmi dava arasındaki farkın gözetilmemesi harç ve ıslah bakımından sonradan güçlük doğurur.
İkinci sık hata, düğün görüntüleri ve fotoğraflar gibi delillerin süresinde ve usulüne uygun biçimde bildirilmemesidir. Tanık deliline dayanılırken her tanığın hangi vakıayı ispat edeceğinin gösterilmemesi de sorun yaratır. Ayrıca ziynetlerin rıza ile bozdurulduğu savunmasının, karşılığında alınan mal ya da ödenen borç somutlaştırılmadan ileri sürülmesi ispat yükünü karşılamaz. Banka ve kuyumcu kayıtları gibi yazılı delillerin araştırılmasının talep edilmemesi de sıkça görülür. Delil listesinin süresinde sunulmaması ya da sonradan gerekçesiz biçimde genişletilmeye çalışılması da yargılamayı uzatır.
Düğünde takılan ziynet eşyaları, kime takılmış olursa olsun kural olarak kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malı kabul edilir. Bu, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasının temel ilkesidir.
Kadın, ziynetlerin aynen iadesini veya bedelinin ödenmesini boşanmayla birlikte ya da ayrı bir davayla talep edebilir. Eşyalar aynen mevcutsa aynen iadesi, değilse değeri istenir.
Ziynet eşyalarının varlığını, miktarını ve karşı tarafın elinde kaldığını kural olarak talep eden taraf ispatlar (HMK m.190). Düğün görüntüleri, fotoğraflar ve tanık beyanları önemli delillerdir. Eşyaların rıza ile bozdurulduğunu iddia eden de bunu ispatla yükümlüdür.
Ziynet alacağı, nafaka ve tazminat davalarında hukuki destek için bize ulaşın.