Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde adil bir hesaplama yapabilmek için, eşin elden çıkardığı bazı değerlerin de edinilmiş mallara eklenmesi gerekebilir.
Türk Medeni Kanunu m.229 uyarınca, eş, mal rejiminin sona ermesinden önce bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmaları veya mal rejiminin tasfiyesini önlemek amacıyla yaptığı devirleri edinilmiş mallara eklenir.
Bu düzenleme, eşin mal rejiminin tasfiyesinden kaçınmak amacıyla mal kaçırmasının önüne geçmeyi amaçlar; eklenen değer, devreden eşin edinilmiş mal kütlesinde varmış gibi hesaba katılır.
Bir mal grubuna dahil bir malın edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunması için diğer mal grubundan kaynak kullanılmışsa, m.230 gereğince değerlendirilmesinde kullanılan kaynağın oranına göre denkleştirme yapılır; bu denkleştirme tasfiye hesabının doğru yapılabilmesi açısından önemlidir.
Denkleştirme alacağı, malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; böylece değer artışları veya azalmaları, kaynak sağlayan mal grubuna oransal olarak yansıtılmış olur.
Eklenecek değerlerin varlığını ve miktarını iddia eden eş, bu hususu banka kayıtları, tapu kayıtları ve tanık beyanları gibi delillerle ispatlamakla yükümlüdür; devrin gerçek amacının tasfiyeyi önlemek olduğunun gösterilmesi önem taşır.
Mahkemeler, eşin rızası bulunup bulunmadığını ve devrin makul bir gerekçesi olup olmadığını somut olayın koşullarına göre değerlendirir; bilirkişi incelemesi bu tür davalarda sıklıkla başvurulan bir yöntemdir.
Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalar aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde davaya asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki bakımından Türk Medeni Kanunu m.214 özel bir düzenleme getirir. Rejim ölümle sona ermişse ölenin son yerleşim yeri mahkemesi; boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim kararıyla mal ayrılığına hükmedilmesi durumunda bu davalarda yetkili olan mahkeme; diğer hâllerde ise davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Yetki kuralı kesin nitelikte olmadığından, davalı süresinde itiraz etmezse davaya bakan mahkeme yetkili hâle gelir; bu nedenle ilk itirazların zamanında ileri sürülmesi gerekir.
Tasfiye talebi boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebilir; ancak mahkeme çoğu zaman bu istemi ayırarak yeni bir esasa kaydeder ve boşanmanın kesinleşmesini bekletici sorun yapar. Bunun nedeni, katılma ve denkleştirme alacaklarının ancak mal rejiminin sona erdiği tarih kesinleştikten sonra hesaplanabilmesidir. Bu nedenle uygulamada tasfiye davası, boşanma kararının kesinleşmesinin ardından bağımsız biçimde açılır ve harç ile gider avansı boşanma dosyasından ayrı olarak yatırılır. Talebin belirsiz alacak veya kısmi dava biçiminde açılması, harç ve zamanaşımı bakımından farklı sonuçlar doğurduğundan bu tercihin başlangıçta özenle yapılması gerekir.
Katılma ve denkleştirme alacaklarına ilişkin talepler için Türk Medeni Kanunu'nda özel bir süre öngörülmediğinden genel hükümler uygulanır ve on yıllık zamanaşımı süresi işler. Süre, mal rejiminin sona erdiği anda değil, boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar. Zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; ancak davalı eşin süresinde ileri süreceği def'i, hakkın dava yoluyla istenemez hâle gelmesine yol açar. Bu nedenle tasfiye talebinin gereksiz yere ertelenmemesi gerekir. Zamanaşımının kesilmesi bakımından ihtarname gönderilmesi tek başına yeterli olmadığından, süre yaklaştığında dava açılması ya da icra takibi başlatılması gerekir.
Hesapta esas alınacak an ile değerlendirme anı birbirinden ayrılır. Mal rejimi, boşanma hâlinde dava tarihinde sona erer; buna karşılık rejimin sona ermesi sırasında mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır. Türk Medeni Kanunu m.235 uyarınca edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri ise malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır. Bu ayrımın gözden kaçırılması, bilirkişi raporlarına yönelik itirazların başlıca konusunu oluşturur. Eklenecek değerlerin tespitinde tapu, banka ve ticaret sicili kayıtlarının mahkeme aracılığıyla getirtilmesi istenmeli; üçüncü kişilere yapılan devirler bakımından ilgili kişilere de husumet yöneltilmelidir.
Evet, mal rejiminin sona ermesinden önce bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar edinilmiş mallara eklenir.
Bir mal grubuna ait bir mal, diğer mal grubundan kaynak kullanılarak edinilmiş veya iyileştirilmişse denkleştirme yapılır.
Bu değerin varlığını ve miktarını iddia eden eş, ilgili delillerle bu hususu ispatlamakla yükümlüdür.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.
Terk sebebiyle boşanma, eşlerden birinin ortak konutu haklı sebep olmadan bırakmasına dayanır; ihtar şartı, aranan koşullar ve yargılamada ispat esasları.
Devamını oku ›MakaleEvlenme Ehliyeti ve Evlenme Engelleri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvliliğin Mutlak Butlanı ve Sonuçları hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvliliğin Nispi Butlanı ve İptal Davası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvlilik dışı doğan çocuğun babası tarafından tanıma yoluyla soybağının kurulması ve tanıma işlemine itiraz TMK hükümlerine göre anlatılır.
Devamını oku ›MakaleEvlilik Sırasında Mal Rejiminin Değiştirilmesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›