Evlilik birliği içinde her eş, kanunda belirtilen olağan ihtiyaçlar bakımından diğerini temsil edebilir; bu yetki evlilik birliğinin günlük işlerinin aksamadan yürütülmesini amaçlar.
Türk Medeni Kanunu m.189 uyarınca birliği temsil yetkisinin kullanıldığı hâllerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olur; bu yetki bulunmaksızın yapılan işlemlerden ise işlemi yapan eş kişisel olarak sorumludur. Bu yetki, özellikle ailenin sürekli ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik işlemler için tanınmıştır.
Temsil yetkisi, evin geçimi için gerekli erzak, sağlık giderleri ve çocukların eğitim masrafları gibi olağan giderler bakımından geçerlidir; eşin kişisel veya olağanüstü nitelikte borçlanmaları bu kapsamda değerlendirilmez.
Eş, birliği temsil yetkisini aşar veya bu yetkiyi kullanmada yetersiz kalırsa, diğer eşin istemi üzerine hâkim tarafından m.190 gereğince temsil yetkisi kaldırılabilir veya sınırlanabilir; bu kararın iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması hâkimin kararıyla ilan edilmesine bağlıdır.
Sınırlama kararı verildikten sonra o eşin yaptığı işlemlerden doğan borçlardan diğeri sorumlu tutulmaz; ancak ilan yapılmamışsa iyiniyetli üçüncü kişiler korunabilir ve bu durumda eşler arasındaki iç ilişkide rücu imkânı doğar.
Eş, haklı bir sebep olmaksızın birlik için gerekli işleri yapmıyor veya başka nedenlerle engelliyse, hâkim diğerine, belirli işlemler için diğer eşi temsil yetkisi tanıyabilir; bu yetki m.194 kapsamındaki aile konutuna ilişkin sınırlamayla karıştırılmamalıdır.
Verilen olağanüstü temsil yetkisi, hâkim tarafından belirlenen kapsam ve süre ile sınırlıdır; yetkinin aşılması halinde işlemden doğan sorumluluk yalnızca işlemi yapan eşe ait olur.
Evlilik birliğinin temsili, genel temsil ve vekâletten farklı bir kurumdur. Vekâlette yetki temsil olunanın iradesiyle verilir ve kapsamı sözleşmeyle belirlenir; birliği temsil yetkisi ise doğrudan kanundan doğar ve ailenin sürekli ihtiyaçlarıyla sınırlıdır. Bu nedenle eşin ayrıca bir vekâletname vermesine gerek bulunmaz. Buna karşılık olağan ihtiyaç sınırını aşan işlemlerde, örneğin taşınmaz alımı veya yüksek tutarlı borçlanmalarda, diğer eşin rızası ya da usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâleti aranır. Vekâlet ilişkisi her zaman geri alınabilirken, kanundan doğan bu yetkinin sınırlandırılması ancak hâkim kararıyla mümkündür.
Kurum, eşler arasındaki mal rejiminden de ayrılır. Mal rejimi eşlerin malvarlıklarının birbirine karşı durumunu ve tasfiyesini düzenlerken; temsil yetkisi, üçüncü kişilere karşı sorumluluğun kime ait olacağını belirler. Bu nedenle mal ayrılığı rejiminin benimsenmiş olması, olağan ihtiyaçlardan doğan müteselsil sorumluluğu tek başına ortadan kaldırmaz. Aile konutuna ilişkin koruma hükümleri ise temsil yetkisinden bağımsız çalışır ve kiralananın feshi ya da devri gibi işlemler için ayrı bir rıza koşulu getirir. Kayyımlık ve vesayet gibi koruma kurumları da ancak ayırt etme gücünün bulunmadığı hâllerde devreye girer.
Temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılmasına ilişkin istemler, 4787 sayılı Kanun m.4 uyarınca aile mahkemesinde incelenir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla görevlidir. Buna karşılık üçüncü kişinin eşlere karşı açtığı alacak davası bir aile hukuku uyuşmazlığı değildir; bu dava alacağın niteliğine ve tutarına göre asliye hukuk, sulh hukuk ya da ticari nitelik taşıyorsa asliye ticaret mahkemesinde görülür. Görev sorunu mahkemece kendiliğinden dikkate alınır ve tarafların kabulüyle değiştirilemez. Aynı olaydan doğan istemlerin farklı mahkemelerin görev alanına girmesi hâlinde taleplerin ayrıştırılarak ileri sürülmesi gerekir.
Yetki bakımından eşler arasındaki istemler için genel kurallar uygulanır; Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6 uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Üçüncü kişinin açtığı alacak davalarında ise aynı Kanunun m.10 hükmü gereği sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkili olabilir. Eşlerin iç ilişkideki rücu istemleri, temsil yetkisine ilişkin karardan bağımsız biçimde ayrıca ileri sürülür ve kaynağını aile hukukundan aldığı için aile mahkemesinin görev alanında değerlendirilir. Temsil yetkisinin kaldırılmasına ilişkin kararın üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi ise ilan koşuluna bağlıdır.
Evet, olağan ihtiyaçlar için yapılan işlemlerden doğan borçlardan aksi ispatlanmadıkça eşler müteselsilen sorumludur.
Eş yetkisini kötüye kullanırsa diğerinin talebi üzerine hâkim, temsil yetkisini kaldırabilir veya sınırlandırabilir.
Karar ilan edilmişse üçüncü kişileri bağlar; ilan yapılmamışsa iyiniyetli üçüncü kişiler korunabilir.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.
Nişanda Verilen Hediye ve Ziynetlerin İadesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleVesayet makamı, denetim makamı ve vasi arasındaki görev dağılımı ile vesayet organlarının yetkileri TMK hükümlerine göre incelenir.
Devamını oku ›MakaleEvliliğin Mutlak Butlanı ve Sonuçları hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvliliğin Nispi Butlanı ve İptal Davası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleVelayette çocuğun üstün yararı, verilecek her kararın belirleyici ölçütüdür; ilkenin içeriği, çocuğun dinlenilmesi ve sosyal inceleme raporu anlatılıyor.
Devamını oku ›MakaleEvlilik Sırasında Mal Rejiminin Değiştirilmesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›