Velayete ilişkin her kararda temel ölçüt, çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme; çocuğun bedensel, zihinsel ve duygusal gelişimini gözeterek, uzman görüşü ve çocuğun idrak yaşına göre görüşünü de dikkate alır.
Velayet düzenlemelerinde ana-babanın istekleri değil, çocuğun yararı esas alınır. Bu ilke hem Türk Medeni Kanunu'nda hem de Türkiye'nin taraf olduğu BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3'te güvence altındadır.
Çocuğun üstün yararı; sağlıklı gelişimi, eğitim olanakları, alışkın olduğu çevre, kardeşlerle bağı ve bakım verenle kurduğu duygusal ilişki gibi somut ölçütlerle değerlendirilir.
İdrak çağındaki çocuğun velayet ve kişisel ilişkiye dair görüşü, yaşı ve olgunluğu ölçüsünde dikkate alınır. Uygulamada pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacı görüşüne başvurulur.
Çocuğun görüşü tek başına bağlayıcı değildir; hâkim, görüşü çocuğun üstün yararı süzgecinden geçirerek değerlendirir.
Velayet, çocuğun yararı gerektirdiğinde değiştirilebilir. Velayeti elinde bulunduran ebeveynin çocuğun sağlığını, güvenliğini veya eğitimini ihmal etmesi bu davanın temel gerekçesidir.
Değişiklik talebi de aynı ilkeyle, yani çocuğun üstün yararıyla değerlendirilir; sırf ebeveynin isteği veya ekonomik üstünlüğü tek başına yeterli sayılmaz.
Velayete ilişkin istemler, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.4 uyarınca aile mahkemesinde incelenir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla görevlidir. Velayet, boşanma davasının fer'isi olarak karara bağlanabileceği gibi boşanmadan sonra bağımsız bir dava konusu da yapılabilir. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme bu hususu yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alır ve gerekirse görevsizlik kararı verir. Vesayet makamının görev alanına giren istemler ise bu kapsamın dışında değerlendirilir.
Boşanmadan sonra açılan velayetin değiştirilmesi davalarında, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6 uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Çocuğun fiilen bulunduğu yer, sosyal inceleme raporu alınması ve çocuğun dinlenmesi bakımından uygulamada kolaylık sağlar; mahkeme gerektiğinde istinabe yoluna başvurur. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda milletlerarası yetki kuralları ile çocuğun mutat meskeni ölçütü ayrıca değerlendirilir. Velayete ilişkin kararlar, koşullar değiştiğinde yeniden ele alınabilir niteliktedir; bu nedenle kesin hüküm itirazı sonraki talepleri kural olarak engellemez. Yargılama sırasında geçici önlem alınması da mahkemeden ayrıca istenebilir.
Sık yapılan hataların başında, talebin çocuğun yararına ilişkin somut olgularla değil diğer ebeveyne yönelik genel suçlamalarla temellendirilmesi gelir. Mahkeme ebeveynler arasındaki çekişmeyi değil, çocuğun gelişim koşullarını esas alır. Bir diğer hata, çocuğun mahkemeye yönlendirilmiş biçimde hazırlanmasıdır; uzmanlar bu durumu tespit ettiğinde beyanın ağırlığı azalır. Kardeşlerin birbirinden ayrılmasının çocuk üzerindeki etkisinin dile getirilmemesi de sonucu etkileyen bir eksikliktir. Çocuğun alışkın olduğu çevrenin ve okul düzeninin korunmasına ilişkin olguların sunulmaması da sıkça görülür.
Ekonomik üstünlüğün tek başına belirleyici olacağı düşüncesi yanlıştır; gelir farkı, bakım ve ilgi ölçütlerinin önüne geçmez. Kişisel ilişki düzenlemesinin çocuğun okul ve etkinlik takvimiyle uyumlu biçimde istenmemesi, kararın uygulanmasını güçleştirir. Sosyal inceleme ve uzman raporlarına karşı süresinde ve gerekçeli itiraz sunulmaması, raporun doğrudan hükme esas alınmasıyla sonuçlanır. Velayetin değiştirilmesi isteminde, önceki karardan sonra gerçekleşen değişikliklerin ortaya konulmaması davanın reddine yol açar. Geçici velayet ve tedbir taleplerinin ayrıca ileri sürülmemesi de yargılama süresince belirsizlik doğurur.
Çocuğun sağlığı, eğitimi, alışkın olduğu çevre, kardeş bağı ve bakım verenle duygusal ilişkisi gibi somut ölçütlerle; gerektiğinde uzman raporuyla değerlendirilir.
İdrak çağındaki çocuğun görüşü yaşı ve olgunluğu ölçüsünde dikkate alınır; ancak bu görüş tek başına bağlayıcı değildir, üstün yarar süzgecinden geçirilir.
Ekonomik üstünlük tek başına belirleyici değildir. Belirleyici olan çocuğun üstün yararıdır; maddi eksiklik iştirak nafakasıyla giderilebilir.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.
Boşanmada Ortak Velayet hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleYoksulluk Nafakası ve Şartları hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİştirak Nafakası (Çocuk Nafakası) hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleBoşanma Davasında Deliller ve İspat hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAnlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleBoşanmada Ev Eşyalarının Paylaşımı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›