Boşanmada ev eşyalarının paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimine ve eşyanın kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı olduğuna göre belirlenir. Ziynet eşyaları bakımından ise ayrı ilkeler geçerlidir.
2002 sonrası evliliklerde yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır. Evlilik içinde edinilen ev eşyaları edinilmiş mal sayılır ve tasfiyede kural olarak yarı yarıya paylaşıma tabidir (TMK m.218-241).
Eşlerden birinin evlenmeden önce sahip olduğu ya da miras/bağış yoluyla edindiği eşya kişisel maldır ve paylaşıma girmez; ancak bunun ispatı eşyayı kişisel mal olarak isteyen tarafa düşer.
Düğünde takılan altın, bilezik ve para gibi ziynet eşyaları, aksi ispatlanmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malıdır. Bu eşyaların iadesi veya bedeli ayrı bir talep konusudur.
Ziynet alacağı davasında, eşyaların varlığı ve bozdurulduğu ya da elde tutulduğu iddiası tanık ve belgelerle ispatlanır. Zorunlu ihtiyaç için rıza ile bozdurulan takılar bakımından değerlendirme farklılaşabilir.
Bir eş, diğerinin malının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunmuşsa, katkısı oranında değer artış payı alacağı isteyebilir (TMK m.227).
Ev eşyası ve taşınmazlar bakımından bu talepler, mal rejiminin tasfiyesi davasında birlikte değerlendirilir. Faturalar, banka dekontları ve tanık beyanları ispatı kolaylaştırır.
Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin istemler aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Türk Medeni Kanunu'nun 214. maddesi yetkiyi ayrıca düzenler: boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda tasfiye davasında da bu davalarda yetkili olan mahkeme yetkilidir. Mal rejimi ölümle sona ermişse ölenin son yerleşim yeri, diğer hâllerde ise davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkili olur. Görev ve yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu hususlar mahkemece yargılamanın başında kendiliğinden incelenir.
Uygulamada tasfiye istemi çoğunlukla boşanma davasından ayrı bir dava olarak ileri sürülür. Boşanma davası devam ederken açılan tasfiye davasında mahkeme, boşanma hükmünün kesinleşmesini bekletici mesele yapar; çünkü mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiş sayılsa da tasfiyenin yapılabilmesi kararın kesinleşmesine bağlıdır. Ziynet alacağı istemi ise mal rejiminden bağımsız bir taleptir ve kişisel malın iadesi ya da bedeline ilişkin olduğundan aile mahkemesinde ayrıca ileri sürülebilir. Tasfiye istemiyle birlikte tedbir talep edilerek, malların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi de mahkemeden istenebilir. Bu tedbir, tasfiyenin sonuçsuz kalmasını engeller.
Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, Türk Medeni Kanunu'nun 178. maddesi uyarınca boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süre, katılma alacağı ve değer artış payı gibi mal rejiminden kaynaklanan istemler bakımından uygulanır. Zamanaşımı def'i niteliğinde olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilmez; karşı tarafça süresinde ileri sürülmesi gerekir. Sürenin başlangıcı boşanma kararının kesinleşme tarihidir; dava tarihinin ya da karar tarihinin esas alınması hak kaybına yol açabilir. Süre dolmadan açılan davada talebin ıslahla genişletilmesi hâlinde, eklenen talep bakımından yeniden değerlendirme yapılır.
Ziynet eşyalarının aynen iadesi istemi mülkiyet hakkına dayandığından ayrı değerlendirilir; buna karşılık bedelin tahsiline yönelik alacak istemleri bakımından zamanaşımı tartışması gündeme gelir. Bu nedenle talebin aynen iade mi yoksa bedel mi olduğu dava dilekçesinde açıkça gösterilmelidir. Tasfiyeye konu malların değeri, tasfiye anındaki sürüm değerine göre belirlenir; bu husus davanın açılma zamanının ekonomik sonucunu doğrudan etkiler. Boşanma kararının kesinleşme şerhi alınır alınmaz talep hazırlığına başlanması yerinde olur. Değer tespiti için gerektiğinde keşif yapılır ve bilirkişi incelemesine başvurulur; bu nedenle malların dökümlü listesinin dilekçeye eklenmesi gerekir.
Evlilik içinde edinilen eşyalar edinilmiş mal olarak kural olarak yarı yarıya paylaşıma tabidir. Evlilik öncesi veya miras/bağış yoluyla edinilen eşya kişisel maldır ve paylaşılmaz.
Ziynet eşyaları, aksi ispatlanmadıkça kadına ait kişisel mal sayılır. Bu takıların iadesi veya bedeli ayrı bir ziynet alacağı davasıyla istenir.
Fatura, tarih içeren belgeler, banka kayıtları ve tanık beyanları kullanılabilir. İspat yükü, eşyayı kişisel mal olarak isteyen tarafa aittir.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.
Boşanmada Ortak Velayet hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleYoksulluk Nafakası ve Şartları hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleBoşanma davasında maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için aranan kusur şartları TMK m.174 çerçevesinde incelenir.
Devamını oku ›MakaleAna-babanın çocuğa ait mallar üzerindeki yönetim yetkisi, sınırları ve hesap verme yükümlülüğü TMK hükümlerine göre anlatılır.
Devamını oku ›MakaleAnlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleÇocuk Teslimi ve İcrası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›