Velayet altındaki çocuğa ait malların yönetimi, ana-babaya geniş bir yetki tanıyan ancak çocuğun menfaatini korumak amacıyla belirli sınırlarla çevrelenen bir sorumluluk alanıdır.
Türk Medeni Kanunu m.352 uyarınca ana ve baba, velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdür; bu yetki, çocuğun menfaatine uygun şekilde kullanılmak zorundadır.
Çocuğun kendi çalışmasından elde ettiği gelirler veya kendisine özgülenen serbest malvarlığı üzerinde ana-babanın yönetim yetkisi sınırlıdır; bu tür malların kullanımı çocuğun yaşına ve olgunluğuna göre değerlendirilir.
m.360 gereğince, çocuğun mallarının tehlikeye düşmesi hâlinde hâkim, malların korunması için uygun önlemleri alır; m.361 uyarınca yönetimin ana ve babadan alınarak bir kayyıma bırakılması da bu önlemler arasında yer alır.
Ana-baba, çocuğun mallarını yönetirken kendi malvarlığından ayrı tutmak ve çocuğun yararına aykırı işlemlerden kaçınmakla yükümlüdür; önemli işlemler için bazı hallerde vesayet makamından izin alınması gerekir.
m.362 uyarınca velayet veya yönetim hakkı sona erdiğinde ana ve baba, çocuğun mallarını hesabıyla birlikte ergin çocuğa, kayyıma ya da vasiye devretmekle yükümlüdür; m.363 uyarınca malların geri verilmesinde vekil gibi sorumludurlar; hesap verme, çocuğun veya yasal temsilcisinin talebi üzerine de istenebilir.
Ana-babanın çocuğun mallarını kötüye kullanması veya yönetimde özensiz davranması halinde, uğranılan zarardan sorumlu tutulması ve bu nedenle tazminat talep edilmesi mümkündür.
Çocuk mallarının korunmasına ilişkin önlemler velayete bağlı bir konu olduğundan aile mahkemesinin görev alanına girer; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla karar verir (4787 sayılı Kanun m.4). Buna karşılık kayyım atanması, vasi tayini ve vesayet makamının izni gereken işlemler sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Bu ayrımın gözden kaçırılması, dosyanın görevsizlik kararıyla gönderilmesine ve ciddi zaman kaybına yol açar. Yetki bakımından kural olarak çocuğun yerleşim yeri mahkemesi esas alınır. Görev kuralı kamu düzenindendir; taraflar ileri sürmese dahi mahkeme görevini yargılamanın her aşamasında resen inceler.
Hâkim, ana ve babanın çocuğun mallarını yönetmekte yeterince özen göstermediğini tespit ederse malların korunması için uygun önlemleri alır; yönetim konusunda talimat verebilir, belirli zamanlarda verilen bilgi ve hesabı yeterli görmezse malların tevdi edilmesine veya güvence gösterilmesine karar verebilir (TMK m.360). Tehlike başka türlü önlenemiyorsa yönetimin bir kayyıma devredilmesine hükmedilebilir (TMK m.361). Bu kararlar talep üzerine verilebileceği gibi, çocuğun korunması amacı gereği hâkim tarafından resen de alınabilir. Önlem kararları, koşulların değişmesi hâlinde yeniden değerlendirilir ve gerektiğinde kaldırılır ya da kapsamı genişletilir.
Sık rastlanan ilk hata, çocuğa ait paraların ana babanın kendi hesabında tutulması ve harcamaların belgelendirilmemesidir. Ana ve baba, çocuk mallarının gelirlerini öncelikle çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için, hakkaniyete uyduğu ölçüde de aile ihtiyaçları için kullanabilir; gelir fazlası çocuk mallarına katılır (TMK m.355). Malın kendisine dokunulması ise dar bir izne bağlıdır; sermaye biçiminde ödemeler ve tazminatlar ancak olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde kısmen kullanılabilir, zorunluluk hâlinde hâkim ayrıca yetki verebilir (TMK m.356). Bu ayrımın gözetilmemesi, sonradan açılan hesap davalarında ana ve babanın sorumluluğunu doğuran en yaygın sebeptir.
İkinci sık hata, velayetin sona ermesi veya çocuğun ergin olması hâlinde devir ve hesap yükümlülüğünün ihmal edilmesidir. Ana ve baba, velayetleri ya da yönetim hakları sona erince çocuğun mallarını hesabıyla birlikte ergin çocuğa, vasisine veya kayyıma devretmek zorundadır (TMK m.362). Geri vermede vekil gibi sorumlu tutulurlar; kanuna uygun olarak çocuk veya aile için yapılan harcamalar bakımından ise tazminatla yükümlü değillerdir (TMK m.363). Evlilik sona erdiğinde çocuğun malvarlığını gösteren defterin hâkime sunulması da çoğu kez atlanır (TMK m.353). Devir işleminin tutanakla belgelenmesi, sonradan doğabilecek hesap uyuşmazlıklarını önleyen en pratik yoldur.
Hayır, yönetim yetkisi çocuğun menfaatine uygun kullanılmak zorundadır ve kanunda belirlenen sınırlara tabidir.
Hâkim, ana-babanın talebi üzerine veya kendiliğinden uygun önlemler alabilir; gerekirse malların yönetimi için kayyım atanabilir.
Evet, velayetin sona ermesi veya çocuğun erginleşmesi halinde ana-baba yönettiği mallara ilişkin hesap vermekle yükümlüdür.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.
Nişanda Verilen Hediye ve Ziynetlerin İadesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvlenme Ehliyeti ve Evlenme Engelleri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTemsil kayyımı, yönetim kayyımı ve yasal danışman gibi kayyım türleri ile atanma usulü TMK hükümlerine göre anlatılır.
Devamını oku ›MakaleAkıl hastalığı, savurganlık ve özgürlüğü bağlayıcı ceza gibi kısıtlama sebepleri TMK m.405-408 çerçevesinde açıklanır.
Devamını oku ›MakaleEvlilik Birliğinde Eşlerin Temsil Yetkisi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEdinilmiş Mallara Eklenecek Değerler ve Denkleştirme hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›