Bize ulaşın! 0535 664 07 63✉ cmyhukuk@gmail.comMarka & Patent: yildirimpatent.com
Bilgi Bankası · Makale

Kısıtlamayı (Hacri) Gerektiren Sebepler

Kısıtlama, bir kişinin fiil ehliyetinin kanunda sayılan sebeplerle mahkeme kararıyla sınırlandırılması ve bu kişiye bir vasi atanması sonucunu doğuran koruyucu bir hukuki kurumdur.

Akıl Hastalığı ve Akıl Zayıflığı

Türk Medeni Kanunu m.405 uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işini görmeyen veya korunması ve bakımı için sürekli yardıma muhtaç olan yahut başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanabilir.

Kısıtlama kararı verilebilmesi için resmi sağlık kurulu raporu alınması zorunludur; rapor, kişinin durumunu ve ehliyet derecesini ayrıntılı olarak değerlendirmelidir.

Savurganlık, Alkol ve Kötü Yaşam Tarzı

m.406 gereğince savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan kişiler de kısıtlanabilir.

Bu kısıtlama sebebi, kişinin yakınlarını veya toplumu koruma amacını taşır; kısıtlama kararı verilirken kişinin durumunun sürekli olup olmadığı da değerlendirilir.

Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza ve İstek Üzerine Kısıtlama

m.407 uyarınca kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır; toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla kurumda bulunan ergin kişi ise isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir ve vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinler.

m.408 gereğince yaşlılık, sakatlık, deneyimsizlik veya ağır hastalık sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemeyen kişiler, kendi isteğiyle de kısıtlanmayı talep edebilir ve bu talep üzerine mahkeme kısıtlama kararı verebilir.

Görevli Mahkeme ve Yargılama Usulü

Kısıtlama kararı, vesayet makamı sıfatıyla sulh hukuk mahkemesince verilir; denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir (TMK m.397). Yetkili mahkeme, kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m.411). Yerleşim yerinin değişmesi hâlinde vesayet dosyasının nakli denetim makamının iznine bağlıdır. Kısıtlama istemi ilgililer, kamu görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından bildirilebileceği gibi, kişinin kendi istemiyle de gündeme gelebilir. Kısıtlama kararıyla birlikte kural olarak vasi atanır; koşulları varsa kayyım görevlendirilmesi veya yasal danışman atanması da gündeme gelebilir. Vasi seçiminde kişinin yakınları öncelikle değerlendirilir.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya, ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir. Hâkim, karar vermeden önce kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir (TMK m.409). Savurganlık, bağımlılık ve benzeri sebeplere dayanan istemlerde ise kişinin dinlenmesi zorunludur. Kısıtlama kararı kesinleşince kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur ve durum ilgili kurumlara bildirilir (TMK m.410). İlan, kısıtlının işlem güvenliğini ve iyiniyetli üçüncü kişilerin korunmasını sağlamaya yöneliktir. Karar ayrıca nüfus kütüğüne işlenir ve ilgili kayıtlara şerh verilir.

Kısıtlamanın Sonuçları ve Kaldırılması

Kısıtlanan kişi ayırt etme gücüne sahipse sınırlı ehliyetsiz konumundadır; yasal temsilcisinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremez, buna karşılık karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada onay aranmaz (TMK m.16). Vesayet altındaki kişi adına yapılacak taşınmaz alım satımı, ödünç alma, kefalet ve dava açma gibi önemli işlemler vesayet makamının, bir bölümü ise ayrıca denetim makamının iznine bağlıdır (TMK m.462, m.463). Kısıtlının yasal temsilcinin onayı olmadan yaptığı işlemin geçerliliği, sonradan verilecek icazete bağlanabilir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanımı ise bu kapsamın dışındadır.

Kısıtlılık kalıcı bir durum değildir. Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması hâlinde vesayet, yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer. Akıl hastalığı yahut akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlananlar bakımından kaldırma kararı, ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi hâlinde verilebilir. Savurganlık, bağımlılık ve kötü yaşama tarzı gibi sebeplerle kısıtlananların istemde bulunabilmesi ise, aynı sebeple yakınmaya yol açmaksızın belirli bir sürenin geçmiş olmasına bağlıdır. Kaldırma istemi hakkında karar verilmeden önce ilgililerin dinlenmesi ve gerekli araştırmanın yapılması gerekir. Kaldırma kararı da kısıtlama kararı gibi ilan edilir ve kayıtlara işlenir.

Mevzuat DayanağıKısıtlamayı gerektiren sebepler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.405-408 hükümlerinde düzenlenmiştir. Bu maddeler akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşam tarzı, özgürlüğü bağlayıcı ceza ve kişinin kendi isteği üzerine kısıtlanmasını düzenlemektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kısıtlama kararı için rapor gerekli midir?

Evet, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlama için resmi sağlık kurulu raporu alınması zorunludur.

Kişi kendi isteğiyle kısıtlanmayı talep edebilir mi?

Evet, yaşlılık, sakatlık veya ağır hastalık nedeniyle işlerini yönetemeyen kişi kendi isteğiyle kısıtlanma talep edebilir.

Uzun süreli hapis cezası kısıtlama sebebi midir?

Evet, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya çarptırılan kişiler hâkimin kararı aranmaksızın kısıtlanır.

Aile hukukunda yanınızdayız

Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.

BU KONUDAKİ YAZILAR

İlgili Yazılar