Bize ulaşın! 0535 664 07 63✉ cmyhukuk@gmail.comMarka & Patent: yildirimpatent.com
Bilgi Bankası · Makale

Nişanda Verilen Hediye ve Ziynetlerin İadesi

Nişanlanma, evlilik vaadiyle kurulan ve sona ermesi halinde bazı mali sonuçlar doğuran bir hukuki ilişkidir; bu sonuçlardan biri de tarafların birbirine verdiği hediyelerin ve ziynet eşyalarının iadesidir.

İade Yükümlülüğünün Kapsamı

Türk Medeni Kanunu m.122 uyarınca nişanlılık, evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, taraflardan her biri diğerine ve ailesine verdiği olağan hediyeler dışındaki hediyeleri geri isteyebilir. Olağan hediye niteliğindeki küçük değerli eşyalar bu kapsamın dışında tutulur.

Hediye aynı olarak mevcut değilse, geri verileceği zamanki değeri istenebilir; hediye elden çıkarılmış veya tüketilmişse zenginleşme hükümlerine göre bir bedel talep edilebilir. Ziynet eşyaları da bu kapsamda değerlendirilir ve genellikle kadına takılan altın veya benzeri eşyaların aidiyeti önemli bir ispat meselesidir.

Kimin Kusurlu Olduğunun Önemi

Hediyelerin iadesinde kural olarak nişanlanmanın hangi tarafın kusuruyla sona erdiği belirleyici değildir; iade talebi kusura bakılmaksızın ileri sürülebilir. Ancak düğün hazırlığı için yapılan masrafların tazmini ayrı bir dava konusu olup m.120 kapsamında kusur araştırması gerektirir.

Ziynet eşyalarının düğünde takılmış olması halinde bu eşyaların kime ait olduğu, taraflar arasında aksi ispatlanmadıkça kadına ait kabul edilir; bu kabul yerleşik içtihatlarla da desteklenmektedir.

Zamanaşımı ve İspat

Hediyelerin geri istenmesine ilişkin talepler, nişanlanmanın sona ermesinden itibaren belirli bir süre içinde ileri sürülmelidir; TMK m.122/2 hükmü bu konuda bir yıllık zamanaşımı süresi öngörmektedir.

İspat yükümlülüğü, hediyenin varlığını ve değerini iddia eden tarafa aittir; tanık beyanları, fotoğraf ve düğün kayıtları gibi deliller bu davalarda sıklıkla kullanılır.

Zamanaşımı

Nişanlılığın sona ermesinden doğan talepler süreye tabidir. Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m.123). Bu süre; hediyelerin geri verilmesi, maddi ve manevi tazminat ile diğer mali istemler bakımından uygulanır. Sürenin başlangıcı, nişanlılığın fiilen sona erdiği tarihtir. Nişanın hangi tarihte bozulduğu tartışmalıysa tanık beyanları, mesaj kayıtları ve yazışmalar bu tarihin belirlenmesinde önem kazanır. Zamanaşımının durması veya kesilmesine ilişkin genel hükümler burada da uygulanır; yazılı borç ikrarı ya da açılan dava zamanaşımını keser.

Zamanaşımı definin hâkim tarafından resen dikkate alınması mümkün değildir; davalı tarafından süresinde ileri sürülmesi gerekir. Süresinde ileri sürülmeyen def'i sonuç doğurmaz ve dava esastan incelenir. Buna karşılık ziynet eşyasının mülkiyetine dayanılarak ileri sürülen istihkak nitelikli talepler ile nişanlılık ilişkisinden bağımsız sebeplere dayanan istemlerin farklı hükümlere tabi olabileceği gözetilmelidir. Bu nedenle talebin hukuki niteliğinin dava dilekçesinde doğru belirlenmesi, süre tartışmalarının önüne geçer. Ayrıca nişanlılık ilişkisinin varlığı ve sona erme tarihi, davanın esasına girilmeden önce açıklığa kavuşturulması gereken ön sorunlardandır. Bu husus tanık deliliyle de ispatlanabilir.

Görevli Mahkeme ve İspat

Nişanlılıktan doğan uyuşmazlıklar aile hukukuna ilişkin olduğundan görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde davalara bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetkili mahkeme, genel yetki kuralı uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Hediyelerin iadesi ile tazminat istemleri aynı davada birlikte ileri sürülebilir. Talep konusu eşyaların dilekçede cins, adet, gram ve ayırt edici özellikleriyle tek tek gösterilmesi yargılamanın sağlıklı yürümesini sağlar. Eşyaların ayrıca fotoğraflarla ve varsa satın alma belgeleriyle desteklenmesi, dava değerinin doğru belirlenmesine ve harç hesabının sağlıklı yapılmasına yardımcı olur.

İspat yükü kural olarak iddia eden taraftadır. Ziynet eşyasının varlığı, kime takıldığı ve kimde kaldığı konusunda düğün görüntüleri, fotoğraflar, kuyumcu belgeleri, banka ve bozdurma kayıtları ile tanık beyanları birlikte değerlendirilir. Eşyanın aynen mevcut olmaması hâlinde bedelin belirlenmesinde bilirkişi incelemesine başvurulabilir. Eşyanın karşı tarafa teslim edildiğini ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür; eşyayı elinde bulunduran taraf ise iade borcunun sona erdiğini kanıtlamak durumundadır. Bozdurulan ziynetin, ortak ihtiyaçlar için harcandığı savunması ileri sürülüyorsa bu iddianın da somut belgelerle desteklenmesi beklenir.

Mevzuat DayanağıKonu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.122'de düzenlenmiştir. Madde, nişanlanmanın evlenme dışında bir sebeple sona ermesi halinde tarafların birbirine ve ailelerine verdiği olağan nitelikte olmayan hediyeleri geri isteyebileceğini ve bu talebin bir yıllık zamanaşımına tabi olduğunu hükme bağlamaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Nişanlanma bozulunca bütün hediyeler geri istenebilir mi?

Hayır, yalnızca olağan hediye niteliği taşımayan, yani değerli sayılabilecek hediyeler geri istenebilir; küçük değerli olağan hediyeler bu kapsamın dışındadır.

Ziynet eşyası kime ait sayılır?

Aksi ispatlanmadıkça düğünde takılan ziynet eşyaları kadına ait kabul edilir ve nişan bozulunca kadının bunları geri isteme hakkı bulunur.

Hediye iadesi davasında kusur araştırılır mı?

Hediyelerin iadesinde kural olarak kusur araştırılmaz; iade talebi tarafların kusuruna bakılmaksızın ileri sürülebilir.

Aile hukukunda yanınızdayız

Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.

BU KONUDAKİ YAZILAR

İlgili Yazılar