Ortak velayet, boşanmadan sonra velayetin anne ve babada birlikte kalması esasına dayanır. Türk hukukunda mahkemelerce, çocuğun üstün yararı bulunması hâlinde giderek daha çok kabul edilmektedir.
Kural olarak boşanmada velayet, çocuğun bırakıldığı eşe verilir (TMK m.336/3). Ortak velayet ise velayete ilişkin karar ve sorumlulukların boşanmadan sonra da her iki ebeveyn tarafından birlikte kullanılmasını ifade eder.
Ortak velayet, çocuğun kimin yanında kalacağını (mutat mesken) belirlemekten farklıdır; çocuk fiilen bir ebeveynle yaşasa bile eğitim, sağlık ve hukuki temsil gibi konularda kararlar birlikte alınır.
Türkiye'nin taraf olduğu 11 No'lu Protokolle onaylanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 7 No'lu Protokol'ün 5. maddesi, eşler arasında evlilikte ve boşanmada eşitliği öngörür. Bu çerçevede Yargıtay, koşulları uygun davalarda ortak velayete hükmedilebileceğini kabul etmektedir.
Ortak velayetin tanınabilmesi için ebeveynler arasında asgari bir iletişim ve iş birliğinin bulunması, tarafların bu konuda anlaşmış olması ve en önemlisi ortak velayetin çocuğun üstün yararına uygun olması aranır.
Ortak velayete hükmedilmesi, çocuğun barınma ve bakım giderlerine katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; çocuğun fiilen daha az kaldığı ebeveyn iştirak nafakasıyla yükümlü tutulabilir.
Ortak velayette dahi çocuğun mutat meskeni belirlenir ve diğer ebeveynle kişisel ilişki düzenlenebilir. Anlaşmazlık çıkması hâlinde hâkim, çocuğun yararına göre müdahale eder (TMK m.182).
Velayete ilişkin talepler, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.4 uyarınca aile mahkemesinde görülür. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla davaya bakar. Ortak velayet istemi, boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi boşanmadan sonra açılacak velayetin değiştirilmesi davasında da gündeme gelebilir. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme bu hususu yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alır ve gerekirse görevsizlik kararı verir. Anlaşmalı boşanmada dahi hâkim, protokoldeki ortak velayet düzenlemesini onaylamadan önce çocuğun yararı yönünden denetler.
Boşanma davası devam ederken velayet, o davaya bakan görevli ve yetkili mahkemede karara bağlanır. Boşanmadan sonra açılan velayetin değiştirilmesi davalarında ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6 uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Uygulamada çocuğun fiilen bulunduğu yer, sosyal inceleme yapılması ve uzman görüşü alınması bakımından kolaylık sağlar; mahkeme gerektiğinde istinabe yoluna başvurur. Yabancılık unsuru taşıyan dosyalarda milletlerarası yetki kuralları ve çocuğun mutat meskeni ölçütü ayrıca değerlendirilmelidir. Yurt dışında verilmiş ortak velayet kararlarının Türkiye'de sonuç doğurabilmesi için tanıma ve tenfiz yoluna başvurulması gerekir.
En sık rastlanan hata, ortak velayetin çocuğun kimin yanında kalacağı sorusuyla karıştırılmasıdır. Ortak velayet, çocuğun mutat meskenini kendiliğinden belirlemez; taraflar bu konuyu ayrıca düzenlemezse uyuşmazlık sürer. Bir diğer hata, ebeveynler arasında yoğun çekişme varken ortak velayetin talep edilmesidir; iletişim ve iş birliğinin bulunmadığı dosyalarda bu talep çocuğun yararına görülmez. Protokolde eğitim, sağlık ve seyahat kararlarının nasıl alınacağının belirsiz bırakılması da sonradan yeni uyuşmazlıklar doğurur. Ebeveynlerin farklı şehirlerde yaşaması hâlinde ortak velayetin fiilen nasıl yürütüleceğinin planlanmaması da sık görülen bir eksikliktir.
Anlaşmalı boşanma protokollerinde ortak velayete yer verilirken nafaka, kişisel ilişki ve giderlere katılma konularının açıkça düzenlenmemesi, kararın uygulanmasını güçleştirir. Çocuğun yurt dışına çıkışı, okul kaydı ve pasaport işlemleri gibi ortak karar gerektiren konularda önceden bir çözüm yöntemi öngörülmemesi de sık görülen bir eksikliktir. Ayrıca ortak velayetin sonradan hiç değiştirilemeyeceği düşüncesi yanlıştır; koşullar değişir ve çocuğun yararı gerektirirse velayet düzeni yeniden ele alınabilir. Anlaşmazlık hâlinde hangi ebeveynin kararının üstün tutulacağının belirlenmemesi ise günlük hayatta işleyişi kilitleyebilir.
Evet. Yasada açık bir düzenleme bulunmasa da Yargıtay, çocuğun üstün yararına uygun ve tarafların iş birliğine elverişli olduğu hâllerde ortak velayete karar verilebileceğini kabul etmektedir.
Ortak velayet, çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğünü kaldırmaz. Çocuğun daha az kaldığı ebeveyn lehine iştirak nafakasına hükmedilebilir.
Uygulamada ebeveynler arasında iş birliği ve iletişim bulunması önemli bir ölçüttür; taraflar arasında ağır uyuşmazlık varsa mahkeme çocuğun yararına aykırı bularak ortak velayete hükmetmeyebilir.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.
Yoksulluk Nafakası ve Şartları hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİştirak Nafakası (Çocuk Nafakası) hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleBoşanma Davasında Deliller ve İspat hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEdinilmiş mallara katılma rejiminde tasfiye hesabı, kişisel mal ayrımı, artık değer ve katılma alacağının belirlenmesi ile denkleştirme kalemleri anlatılıyor.
Devamını oku ›MakaleEvlilikte ve boşanmada soyadı: kadının önceki soyadını kullanması, boşanmadan sonra eski soyadına dönmesi ve izin talebine ilişkin kurallar ele alınıyor.
Devamını oku ›MakaleÇocuk Teslimi ve İcrası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›