Boşanma sonrası velayet kendisine verilen tarafın durumunda esaslı bir değişiklik olması hâlinde, çocuğun üstün yararı gözetilerek velayetin değiştirilmesi istenebilir.
Velayet, boşanma kararıyla eşlerden birine bırakılmış olsa da kesin ve değişmez değildir. Velayet hakkına sahip tarafın durumunun çocuğun yararına aykırı biçimde değişmesi hâlinde, velayetin diğer ebeveyne verilmesi talep edilebilir.
Velayet kendisine verilen ebeveynin yeniden evlenmesi, başka yere taşınması, çocuğa karşı yükümlülüklerini ağır biçimde ihmal etmesi, çocuğun sağlık ve eğitimini tehlikeye atması gibi durumlar velayetin değiştirilmesine sebep olabilir. Tek başına evlenme, otomatik bir değişiklik sebebi değildir.
Mahkeme kararını verirken çocuğun üstün yararını esas alır. Gerektiğinde çocuğun görüşü alınır, uzman pedagog ve sosyal hizmet uzmanı raporlarına başvurulur. Çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimi belirleyici ölçüttür.
Velayetin değiştirilmesi davası aile mahkemesinde görülür. Dava sırasında geçici velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi gibi tedbirler alınabilir. Karar kesinleşene kadar mevcut velayet düzeni geçerliliğini korur.
Velayetin değiştirilmesi, çocuğun yüksek yararını ortaya koyan delillerin doğru sunulmasını gerektirir. Sürecin titizlikle yürütülmesi ve haklarınızın korunması için hukuki destek almanız önemlidir.
Velayetin değiştirilmesi ile velayetin kaldırılması birbirinden farklı kurumlardır. Değiştirme, velayetin mevcut ebeveynden alınarak diğer ebeveyne verilmesini ifade eder ve durumun esaslı biçimde değişmesi ölçütüne dayanır. Velayetin kaldırılması ise ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması, çocuğa yeterli ilgi göstermemesi ya da ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması hâllerinde gündeme gelir ve Türk Medeni Kanunu'nun 348. maddesinde düzenlenmiştir. Sonuçları çok daha ağırdır. Değiştirme davasında ölçüt, boşanma kararından sonra ortaya çıkan yeni bir durumdur; kararın verildiği tarihte bilinen olgular tek başına dayanak oluşturmaz.
Velayet her iki ebeveynden de kaldırıldığında çocuğa vasi atanır; bu, aile bağının yerine vesayet düzeninin geçmesi anlamına gelir. Buna karşılık velayetin değiştirilmesinde çocuk, diğer ebeveynin bakım ve gözetimine bırakılır. Kaldırma kararı, koşulların ortadan kalkması hâlinde geri alınabilir. Ayrıca çocuğun korunmasına yönelik daha hafif tedbirler öncelikle uygulanır; ölçülülük ilkesi gereği en ağır sonuç ancak zorunluluk hâlinde tercih edilir. Her iki davada da belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Velayetin kaldırılmasına karar verilse bile ana ve babanın çocuğa bakma yükümlülüğü tümüyle ortadan kalkmaz; bakım giderlerine katılma sürer.
Velayete ilişkin kararlar, kişi hâllerine ilişkin olduğundan kesinleşmedikçe uygulanamaz. Bu nedenle karar verilmiş olsa bile, istinaf ve temyiz yolları tüketilinceye kadar mevcut velayet düzeni geçerliliğini korur. Yargılama sürecinde çocuğun korunması için geçici velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi gibi tedbirler alınabilir; bu tedbir kararları derhal uygulanır. Kesinleşen kararın nüfus kayıtlarına işlenmesi için ilgili müdürlüğe bildirim yapılması gerekir. Kesinleşmeden önce çocuğun fiilen teslim alınmaya çalışılması, hem hukuki dayanaktan yoksun kalır hem de çocuk üzerinde olumsuz etki doğurur. Bu nedenle sürecin mahkeme kararına bağlı yürütülmesi esastır.
Kararın fiilen yerine getirilmesi bakımından özel bir usul öngörülmüştür. Çocuk teslimi ile çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam ve tedbir kararları, icra dairesi yerine adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri aracılığıyla yerine getirilir. Bu düzenleme, çocuğun icra takibinin konusu hâline gelmesini önlemeyi ve teslim sürecinin uzman eşliğinde yürütülmesini amaçlar. Kararın gereğini yerine getirmeyen ebeveyn hakkında öngörülen yaptırımlar uygulanabilir; süreç boyunca çocuğun üstün yararı gözetilir. Teslim sürecinin çocuğun okul ve gündelik düzeni gözetilerek planlanması, uygulamanın çocuk üzerindeki etkisini azaltan bir yaklaşımdır.
Evet, değiştirilebilir. Velayete ilişkin düzenleme kesin ve değişmez değildir. 4721 sayılı TMK m.183 uyarınca ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, talep üzerine ya da resen gerekli önlemleri alır.
Velayet kendisine bırakılan ebeveynin çocuğa ilişkin yükümlülüklerini ağır biçimde ihmal etmesi, çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak gelişimini tehlikeye atması, başka bir yere taşınması veya kişisel ilişkiyi sürekli engellemesi gibi durumlar ileri sürülebilir. Tek başına yeniden evlenme, kendiliğinden bir değiştirme sebebi sayılmaz.
Mahkeme kararını çocuğun üstün yararına göre verir ve idrak çağındaki çocuğun görüşünü dinler. Uygulamada pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacıdan uzman raporu alınır ve tarafların yaşam koşulları hakkında sosyal inceleme yaptırılır. Çocuğun beyanı tek başına bağlayıcı olmayıp diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi uyuşmazlıklarında hukuki destek için bize ulaşın.
Çocuğun velayetinin belirlenmesi ve değiştirilmesi.
Devamını oku ›MakaleVelayeti olmayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı.
Devamını oku ›MakaleTedbir, iştirak, yoksulluk ve yardım nafakası.
Devamını oku ›MakaleNafakanın değişen koşullara göre artırılması veya azaltılması davası ve TMK m.176-331 dayanağı.
Devamını oku ›MakaleTarafların anlaşamadığı boşanmalarda dava süreci ve kusur.
Devamını oku ›MakaleAilenin korunması ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi; koruma ve tedbir kararları, 6284 sayılı Kanun.
Devamını oku ›