Kanun, bazı özel boşanma sebeplerinde dava hakkını belirli sürelerle sınırlamış ve affeden eşin bu haktan yararlanamayacağını ayrıca düzenlemiştir.
Türk Medeni Kanunu m.161 uyarınca zina sebebiyle boşanma davası, davacı eşin boşanma sebebini öğrenmesinden itibaren altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçtikten sonra açılamaz; affeden eşin dava hakkı yoktur.
m.162 gereğince hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası da aynı şekilde altı aylık ve beş yıllık sürelere tabidir; bu sebebi affeden eşin dava hakkı bulunmaz.
Küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma davasında m.163 açık bir süre öngörmemekle birlikte, bu olguların öğrenilmesinden sonra uzun süre sessiz kalınması hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilebilir.
Terk sebebiyle boşanmada ise m.164 uyarınca ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olması, ihtarın hâkim veya noter aracılığıyla ancak dördüncü ayın bitiminden sonra yapılması ve ihtardan itibaren iki ay geçmesi aranır; madde bu sebep için ayrı bir hak düşürücü süre öngörmemiştir.
Af, açık veya örtülü olarak yapılabilir; eşin, diğerinin kusurlu davranışını bilerek evlilik birliğini sürdürmesi veya bu davranıştan sonra olumlu davranışlarda bulunması örtülü af olarak yorumlanabilir ve dava hakkını düşürür.
Af, yalnızca affedilen olaya ilişkin dava hakkını ortadan kaldırır; affedilen olaydan sonra ortaya çıkan yeni kusurlu davranışlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle genel boşanma davasına konu edilebilir.
Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde davaya asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 sayılı Kanun m.4). Yetki bakımından Türk Medeni Kanunu m.168 özel bir kural getirir: eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir. Bu yetki kuralı kesin yetki niteliğinde değildir; süresinde ve usulüne uygun biçimde ileri sürülmeyen yetki itirazı sonuç doğurmaz. Görev kuralı ise kamu düzenindendir. Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde dosyanın gönderilmesi için kanunda öngörülen iki haftalık başvuru süresine uyulması gerekir.
Af savunmasının ileri sürüleceği dosyalarda mahkemenin doğru belirlenmesi kadar, hangi boşanma sebebine dayanıldığının açıkça gösterilmesi de önemlidir. Özel sebebe dayalı dava süre yönünden reddedilse dahi, aynı olgular evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan davada kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Bu nedenle terditli talep kurgusu uygulamada sıkça tercih edilir. Dava dilekçesinde sebeplerin ve dayanak vakıaların somut biçimde açıklanması, iddianın genişletilmesi yasağı karşısında sonradan doğacak sınırlamaların önüne geçer. Ayrıca nafaka, velayet ve tazminat gibi fer'i taleplerin dilekçede açıkça gösterilmesi gerekir; sonradan ileri sürülen talepler karşı tarafın açık rızasına bağlı kalır.
Af olgusunu ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür; zira af, davacının dava hakkını düşüren bir savunmadır. Örtülü af çoğunlukla davranışlardan çıkarıldığından tanık beyanları, mesaj ve yazışma kayıtları, ortak seyahat belgeleri ile birlikte yaşamın sürdürüldüğünü gösteren kayıtlar delil olarak sunulur. Affın kabulü için kusurlu davranışın öğrenilmiş olması ve buna rağmen birliği sürdürme iradesinin ortaya konması aranır. Yalnızca aynı konutta oturmaya devam edilmesi, somut koşullara göre tek başına af sayılmayabilir. Af kabul edildiğinde o sebebe dayalı dava reddedilir; ancak affedilen olaydan sonra gerçekleşen yeni kusurlu davranışlar bağımsız biçimde değerlendirilir.
Boşanma davalarında hâkim, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bu alanda delilleri serbestçe takdir eder ve tarafların ikrarı kendisini bağlamaz (Türk Medeni Kanunu m.184). Buna karşılık hukuka aykırı yolla elde edilen deliller hükme esas alınamaz (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.189). Diğer eşin bilgisi dışında kaydedilen görüşmeler veya izinsiz erişilen elektronik yazışmalar bu kapsamda değerlendirilebilir. Delil toplama yönteminin hukuka uygunluğu, af iddiasının ispatı bakımından da doğrudan belirleyici olur. Tanık dinletilecekse tanıkların kimlik ve adres bilgileri ile hangi vakıayı ispat edecekleri dilekçede gösterilmelidir; aksi hâlde delil listesi eksik sayılabilir.
Hayır, affeden eşin affettiği olaya dayanarak dava açma hakkı bulunmaz.
Öğrenmeden itibaren altı ay ve olayın üzerinden beş yıl geçtikten sonra bu sebeple dava açılamaz.
Önce terk eden eşe noter aracılığıyla ihtar çekilmeli ve ihtardan itibaren en az iki ay beklenmelidir.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.
Nişanda Verilen Hediye ve Ziynetlerin İadesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvlenme Ehliyeti ve Evlenme Engelleri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvliliğin Mutlak Butlanı ve Sonuçları hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvliliğin Nispi Butlanı ve İptal Davası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleÖnemli sebeplerin varlığı halinde evlat edinme ilişkisinin mahkeme kararıyla kaldırılması şartları TMK m.317 çerçevesinde anlatılır.
Devamını oku ›Makaleİddet müddeti: evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz günlük bekleme süresi, doğumla kendiliğinden sona ermesi ve mahkemece kaldırılma hâlleri TMK m.132.
Devamını oku ›