Cari hesap, sürekli ticari ilişki içindeki tarafların karşılıklı alacaklarını tek tek talep etmek yerine bir hesaba kaydederek bakiye üzerinden görmelerini sağlayan bir kurumdur. İşleyişi ve mutabakatın hukuki sonuçları Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiştir.
Cari hesap sözleşmesi, iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak bakiyeyi isteyebileceklerine ilişkin sözleşmedir (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.89).
Bir alacağın cari hesaba kaydı, o alacağa bağlı olan haklardan yararlanma imkânını ortadan kaldırmaz. Sözleşmenin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
Cari hesaba geçirilen alacaklar ve borçlar kalem kalem ayrılık ve bağımsızlıklarını yitirir; taraflar bu kalemleri ayrıca ve tek tek isteyemez (TTK m.90). Alacaklar hesaba kaydedilmekle yenilenmiş sayılmaz.
Aksi kararlaştırılmadıkça cari hesabın alacak ve borç kısımlarına geçirilen tutarlar, kaydoldukları tarihten itibaren faiz getirir. Sözleşme veya ticari teamül uyarınca bileşik faiz ya da farklı faiz esasları kararlaştırılabilir.
Hesap devrelerinin sonunda çıkan bakiye, karşı tarafa bildirilir. Bakiyeyi gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imzayı içeren bir yazıyla itirazda bulunmazsa bakiyeyi kabul etmiş sayılır (TTK m.94).
Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla saptanan bakiyeye ve faizlere ilişkin davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TTK m.101).
Cari hesap sözleşmesi Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiğinden, bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar mutlak ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesinde görülür. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar. Görev kuralı kamu düzenindendir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bakiyenin tahsili için icra takibi başlatılmış ve borçlu itiraz etmişse, itirazın iptali davası da yine asliye ticaret mahkemesinde açılır. Taraflardan yalnızca birinin tacir olması hâlinde dahi, cari hesap sözleşmesi Ticaret Kanunu'nda düzenlendiğinden dava ticari nitelikte kalır. Bu nitelik, uygulanacak usul kurallarını da belirler.
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri bakımından, ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (TTK m.5/A). Cari hesap bakiyesinin tahsiline ilişkin istemler de bu kapsamdadır. Yetki bakımından davalının yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili olup, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de tercih edilebilir. Tacirler arasında yapılan yetki sözleşmesi geçerli olduğundan, sözleşmede seçilen mahkeme kesin yetkili hâle gelebilir. Arabuluculuk aşaması tamamlanmadan açılan dava usulden reddedileceğinden, son tutanağın dilekçeye eklenmesi ihmal edilmemelidir. İhtiyati haciz istemleri ise bu şartın dışındadır.
Cari hesabın tasfiyesine, kabul edilen veya mahkeme kararıyla saptanan artan tutara, faiz alacaklarına, hesap hata ve yanılmalarına, cari hesap dışında tutulması gereken ya da haksız biçimde hesaba geçirilmiş kalemlere ve tekrarlanan kayıtlara ilişkin davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TTK m.101). Sürenin başlangıcı hesap devresinin kapanması değil, sözleşme ilişkisinin sona ermesidir. Bu ayrım, uzun süre devam eden ticari ilişkilerde belirleyici olur. Bakiyeye ilişkin talep sözleşme devam ederken değil, ancak hesap kesildikten sonra ileri sürülebileceğinden, zamanaşımı tartışması çoğunlukla bu aşamada gündeme gelir.
Sözleşme, kararlaştırılan sürenin dolmasıyla; süre kararlaştırılmamışsa taraflardan birinin fesih bildirimiyle sona erer. Tarafın iflası da sözleşmeyi sona erdiren sebepler arasındadır. Sona erme anının doğru belirlenmesi hem bakiyenin hesaplanması hem de zamanaşımının başlangıcı bakımından önem taşır. Uygulamada taraflar ilişkiyi fiilen sürdürdüğü için sona erme anı tartışmalı hâle gelmektedir; bu nedenle fesih iradesinin tarihi belli, yazılı ve ulaştığı ispatlanabilir bir belgeyle ortaya konması gerekir. Ticari defterlerin usulüne uygun tutulması ve mutabakat yazışmalarının saklanması, hem bakiyenin hem de sona erme tarihinin ispatını kolaylaştırır.
Hayır; cari hesaba geçirilen kalemler bağımsızlığını yitirir ve tek tek istenemez, yalnızca bakiye talep edilir (TTK m.90).
Cetveli alan taraf bir ay içinde noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imzalı yazıyla itiraz etmezse bakiyeyi kabul etmiş sayılır (TTK m.94).
Sözleşmenin, bakiyenin ve faizlerin tabi olduğu zamanaşımı, sözleşmenin sona ermesinden itibaren beş yıldır (TTK m.101).
Şirketler hukuku, ticari sözleşmeler ve ticari alacaklardan doğan uyuşmazlıklarda CMY Hukuk & Danışmanlık olarak yanınızdayız. Bize ulaşın.
Anonim Şirkette Genel Kurul Çağrısı ve Gündem hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleBono ve Çekte Zamanaşımı Süreleri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAcentenin Denkleştirme (Portföy) Tazminatı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleFranchise (İsim Hakkı) Sözleşmesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakalePoliçenin muhatap tarafından kabulü ile üçüncü bir kişi tarafından verilen aval taahhüdünün hukuki niteliği 6102 sayılı TTK m.691-702 hükümlerine göre.
Devamını oku ›MakaleRekabet yasağı sözleşmesi, ticari ilişkide kişinin faaliyetini sınırlar; geçerlilik şartları, yer ve konu bakımından sınırlar ile aykırılığın sonuçları.
Devamını oku ›