Poliçe, kambiyo senetleri arasında muhatabın kabulüyle bağımsız bir ödeme taahhüdüne dönüşen ve üçüncü kişilerin aval vermesiyle güvence altına alınabilen bir kıymetli evrak türüdür. Bu iki kurum, poliçenin ödeme güvencesini önemli ölçüde artırır. Bu konudaki hükümler, gerek şirket yöneticileri ve ortakları gerekse alacaklılar ve üçüncü kişiler bakımından pratikte sıklıkla başvurulan önemli bir hukuki çerçeve oluşturmaktadır.
Aval, kambiyo senedinde yer alan bedelin ödenmesinin tamamen veya kısmen teminat altına alınmasını ifade eder. Teminat, senetle ilgisi olmayan üçüncü bir kişi tarafından verilebileceği gibi senette imzası bulunan bir kişi tarafından da verilebilir. Aval veren, kimin için verilmişse onunla aynı şekilde sorumlu olur ve bu sorumluluk bağımsız niteliktedir.
Dayanak: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.700Sözlükte gör: Aval ›TTK m.691 uyarınca poliçe hamili veya elinde bulunduran herhangi bir kişi, vadeye kadar poliçeyi muhatabın yerleşim yerinde kabule arz edebilir. Muhatap, poliçeyi kabul ettiğinde bedelini vadesinde ödemeyi taahhüt etmiş sayılır ve kambiyo senedinden doğan asıl borçlu haline gelir. Bu husus, uygulamada tarafların hak ve yükümlülüklerinin netleşmesi bakımından büyük önem taşımakta olup, sözleşme ve karar metinlerinin bu çerçeveye uygun hazırlanması olası uyuşmazlıkların önüne geçer.
m.692 hükmü, düzenleyenin poliçede kabule arzı şart koşabileceği veya yasaklayabileceği hususunu düzenler; bu düzenleme, tarafların poliçenin dolaşım sürecini kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirmesine imkân tanır. Konuyla ilgili uygulamada, mahkemelerin somut olayın özelliklerini dikkate alarak değerlendirme yaptığı, bu nedenle ilgili tarafların işlemlerini kanunun aradığı şekil şartlarına tam olarak uydurması gerektiği vurgulanmaktadır.
TTK m.696 uyarınca kabul, poliçe bedelinin bir kısmıyla sınırlandırılabilir; ancak bu durumda muhatap, kabul etmediği kısım için kambiyo taahhüdü altına girmez. m.698-699 hükümleri, kabul şerhinin şekline ve şerhin çizilmesi haline ilişkin özel kuralları düzenler. Bu düzenleme, ilgili tarafların menfaatleri arasında hukuken öngörülen dengenin korunmasını amaçlamakta ve uygulayıcıların bu dengeyi gözeterek işlem yapmasını gerektirmektedir.
Kabul edilmeyen poliçe için hamil, kabul etmeme dolayısıyla kambiyo hukuku çerçevesinde başvurma haklarını kullanabilir; bu durum poliçenin güvence işlevini pekiştirir. Uygulamada bu kurala uyulmaması, sözleşmenin veya kararın geçersizliği ya da tarafların sorumluluğu gibi çeşitli hukuki sonuçlar doğurabileceğinden, ilgili sürecin dikkatle yürütülmesi tavsiye edilir.
TTK m.700 uyarınca aval, poliçe bedelinin ödenmesinin bir üçüncü kişi veya poliçede imzası bulunan biri tarafından kısmen ya da tamamen güvence altına alınmasıdır. Aval veren, kimin lehine aval verdiğini poliçe üzerinde göstermek zorundadır; aksi halde düzenleyen lehine aval verilmiş sayılır. Bu nedenle, ilgili belgelerin ve karar metinlerinin kanunda aranan unsurları eksiksiz içermesi, hem şirket içi işlerliği hem de üçüncü kişilerle olan ilişkilerin sağlıklı yürümesi bakımından önem taşır.
m.701 hükmü, avalin poliçe veya alonj üzerine yazılıp imzalanmasını arar; m.702 ise aval verenin, lehine aval verilen kişiyle aynı şekilde ve aynı kapsamda sorumlu olacağını düzenler. Söz konusu düzenleme, ilgili mevzuatın genel sistematiğiyle uyumlu olup, uygulamada bu hükümlerin diğer ilgili kanun maddeleriyle birlikte yorumlanması gerekmektedir.
Kabul beyanının kayıtsız ve şartsız olması gerekir; muhatap yalnızca poliçe bedelinin bir kısmıyla sınırlı kabulde bulunabilir. Kabul beyanı bunun dışındaki noktalarda poliçe içeriğinden farklılık taşıyorsa poliçe kabul edilmemiş sayılır; bununla birlikte kabul eden, kendi beyanındaki şartlar çerçevesinde sorumlu kalmaya devam eder (TTK m.696). Bu ayrım, senet üzerine düşülen kayıtların hukuki sonucunu doğrudan belirlediğinden metnin dikkatle okunmasını gerektirir. Muhatabın poliçenin ön yüzüne yalnızca imzasını koyması da kabul hükmündedir; bu nedenle imzanın nereye atıldığı sonucu değiştirebilir. Kısmi kabulde sorumluluk, kabul edilen tutarla sınırlı kalır.
Kabul etmemenin veya ödememenin, protesto adı verilen resmî bir belgeyle belirlenmesi zorunludur. Kabul etmeme protestosunun kabule arz için belirlenen süre içinde çekilmesi gerekir; belirli bir günde ödenmesi şartını taşıyan poliçelerde ödememe protestosu ise ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde çekilir. Kabul etmeme protestosu çekilmişse ödeme için ayrıca ibraz ve ödememe protestosu gerekmez (TTK m.714). Süresinde çekilmeyen protesto, cirantalara başvurma hakkını doğrudan etkiler. Bu nedenle vade ve arz tarihlerinin kayıt altına alınması, başvurma haklarının korunması bakımından belirleyicidir.
Aval şerhi poliçe veya alonj üzerine yazılır; aval içindir ibaresi ya da eş anlamlı başka bir ifadeyle belirtilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır. Muhatabın ve düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Avalin kimin için verildiği belirtilmemişse düzenleyen için verilmiş kabul edilir (TTK m.701). Bu karine, senet üzerine dikkatsizce atılan imzaların beklenmedik bir sorumluluk doğurmasına yol açabilir. Bu nedenle poliçe üzerindeki her imzanın kim tarafından ve hangi sıfatla atıldığının açıkça belirtilmesi gerekir.
Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur; teminat altına alınan borç şekle ait noksan dışındaki bir sebeple geçersiz olsa dahi aval verenin taahhüdü geçerliliğini korur. Poliçe bedelini ödeyen aval veren, lehine aval verdiği kişiye ve ona karşı sorumlu olanlara başvurabilir (TTK m.702). Kabul edene karşı poliçeden doğan istemler vadenin geldiği tarihten itibaren üç yılda zamanaşımına uğrar; diğer sorumlular için süreler daha kısadır (TTK m.749). Senedin vadesi ile protesto tarihleri, hangi sorumluya karşı hangi sürenin işlediğinin belirlenmesinde esas alınmalıdır.
Poliçe hamili veya elinde bulunduran herhangi bir kişi, poliçeyi muhataba kabule arz edebilir.
Evet, muhatap poliçe bedelinin bir kısmını kabul edip kalan kısmı reddedebilir; reddedilen kısım için kambiyo taahhüdü doğmaz.
Aval veren, lehine aval verdiği kişiyle aynı şekilde ve aynı kapsamda sorumlu olur.
Şirketler hukuku, ticari sözleşmeler ve ticari alacaklardan doğan uyuşmazlıklarda CMY Hukuk & Danışmanlık olarak yanınızdayız. Bize ulaşın.
Ticari defter tutma yükümlülüğü tacirlere Türk Ticaret Kanunu ile getirilmiştir; tutulacak defterler, açılış ve kapanış onayları ile ispat gücü anlatılıyor.
Devamını oku ›MakaleTicari defterlerin ispat gücü; defterlerin usulüne uygun tutulması, sahibi lehine ve aleyhine delil olma koşulları ile mahkemede inceleme usulü açıklanıyor.
Devamını oku ›MakaleAnonim Şirkette Esas Sözleşme Değişikliği hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAnonim Şirketlerde Kayıtlı Sermaye Sistemi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAnonim Şirkette Sermaye Azaltımı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAnonim Şirkette Murahhas Aza ve Yetki Devri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›