Acentelik ilişkisi sona erdiğinde, acentenin emeğiyle oluşturduğu müşteri çevresinden müvekkil yararlanmaya devam edebilir. Türk Ticaret Kanunu bu durumda acenteye denkleştirme (portföy) tazminatı isteme hakkı tanır.
Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde önemli menfaatler elde ediyorsa ve acente, ilişkinin sona ermesi yüzünden bu müşterilerle yapılmış veya yapılacak işlerden doğan haklarını kaybediyorsa acente uygun bir tazminat (denkleştirme) isteyebilir (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.122).
Denkleştirme talebinin doğması için ayrıca bu ödemenin hakkaniyete uygun düşmesi gerekir. Bu talep, acentenin sözleşme ilişkisi boyunca hak kazandığı ücret alacaklarından bağımsız ve onlara ek bir haktır.
Denkleştirme tutarı, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa sürmüşse, faaliyetin devamı süresince ortaya çıkan ortalama esas alınır (TTK m.122).
Denkleştirme isteminin, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan, süresinde ileri sürülmeyen talep dinlenmez.
Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez; sözleşme ilişkisinin sona ermesinden önce bu haktan feragati öngören anlaşmalar geçersizdir. Bu yönüyle hüküm, acenteyi koruyan emredici bir düzenleme niteliğindedir.
Denkleştirme hükmü, hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ve benzeri sürekli sözleşme ilişkilerine de kıyasen uygulanır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı, bayilik ve tek satıcılık ilişkilerinde bu talebin koşullarını somut sözleşmeye göre değerlendirmektedir.
Acentelik ilişkisi ticari işletmeye ilişkin bir hukuki ilişki olduğundan, denkleştirme isteminden doğan uyuşmazlıklar ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesinde görülür (Türk Ticaret Kanunu m.4 ve m.5). Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya, asliye hukuk mahkemesi ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar. Görev kuralı kamu düzenine ilişkindir; taraflar sözleşmeyle görevli mahkemeyi değiştiremez ve mahkeme görevsizliği yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetir. Görevsiz mahkemede açılan dava usulden reddedilir, dosya ancak süresinde talep edilirse görevli mahkemeye gönderilir.
Yetki bakımından genel kural, davanın davalı müvekkilin yerleşim yeri mahkemesinde açılmasıdır (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6). Denkleştirme bir para alacağı olduğundan, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir (HMK m.10). Taraflar tacir olduğu için sözleşmeye konulan yetki kaydı geçerli sayılır ve kararlaştırılan mahkeme kural olarak münhasır yetkili hâle gelir (HMK m.17). Yabancılık unsuru taşıyan acentelik ilişkilerinde tahkim şartı ya da yabancı mahkeme yetkisini öngören kayıtlar gündeme gelebilir; bu nedenle dava açılmadan önce sözleşmedeki uyuşmazlık çözümü hükümleri dikkatle incelenmelidir.
Denkleştirme davasında ispat yükü kural olarak acentededir. Acente; kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşterileri, bu müşterilerle yapılan işlerin hacmini ve sözleşme sona erdikten sonra müvekkilin bu portföyden yararlanmayı sürdürdüğünü ortaya koymalıdır. Bu nedenle müşteri listeleri, sipariş ve sevkiyat kayıtları, komisyon hesap özetleri, yazışmalar ve elektronik posta trafiği dava dosyasına eksiksiz sunulmalıdır. Sözleşme süresince düzenlenen dönemsel hesap özetleri, tazminatın kanunda öngörülen üst sınırının hesaplanmasında da esas alınır. Delillerin dava dilekçesinde açıkça gösterilmesi, sonradan sunulan belgelerin usul kuralları gereği değerlendirme dışı bırakılmasını önler.
Ticari defterler, usulüne uygun tutulmuş olmaları koşuluyla sahibi lehine de aleyhine de değerlendirilebilir; defter kayıtlarının delil gücü Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.222 çerçevesinde belirlenir. Uygulamada mahkeme, komisyon ortalamasının ve müvekkilin elde ettiği menfaatin saptanması için bilirkişi incelemesi yaptırır. Bu incelemenin sağlıklı yürütülmesi, tarafların defter ve belgelerini mahkemeye sunmasına bağlıdır; ibrazdan kaçınan tarafın tutumu aleyhine yorumlanabilir. Hakkaniyet denetiminde acentenin faaliyet süresi, portföyün büyüklüğü ve rekabet yasağı kaydının bulunup bulunmadığı da göz önünde tutulur.
Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkil müşteri portföyünden önemli menfaat sağlamaya devam ediyor ve ödeme hakkaniyete uygun düşüyorsa istenebilir (TTK m.122).
Acentenin son beş yıllık ortalama yıllık komisyon veya ödemelerini aşamaz; ilişki daha kısaysa o sürenin ortalaması esas alınır (TTK m.122).
Denkleştirme istemi, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir (TTK m.122).
Şirketler hukuku, ticari sözleşmeler ve ticari alacaklardan doğan uyuşmazlıklarda CMY Hukuk & Danışmanlık olarak yanınızdayız. Bize ulaşın.
Anonim Şirkette Genel Kurul Çağrısı ve Gündem hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleCari Hesap Sözleşmesi ve Mutabakat hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleBono ve Çekte Zamanaşımı Süreleri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleFranchise (İsim Hakkı) Sözleşmesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleKarşılıksız çek, ibraz süresinde yeterli karşılığın bulunmaması hâlinde gündeme gelir; şikâyet usulü, icra ceza mahkemesinin rolü ve yaptırımlar anlatılıyor.
Devamını oku ›MakaleBononun emre yazılı bir kıymetli evrak olarak ciro yoluyla devri ve poliçedeki ciro hükümlerinin bonoya kıyasen uygulanması 6102 sayılı TTK hükümlerine göre.
Devamını oku ›