Edinilmiş mallara katılma rejiminde, evlilik içinde hak edilen emeklilik ikramiyesi kural olarak edinilmiş mal sayılır. Bu nedenle boşanmada mal rejiminin tasfiyesiyle diğer eşin katılma alacağı gündeme gelebilir.
1 Ocak 2002'den sonra evlenen ve başka bir rejim seçmeyen eşler için yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m.202). Bu rejimde her eşin edinilmiş malları ile kişisel malları ayrı ayrı değerlendirilir.
Edinilmiş mal, her eşin bu rejimin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir (TMK m.219). Çalışmanın karşılığı olan kazançlar ve sosyal güvenlik ödemeleri bu kapsamda açıkça sayılmıştır.
Emeklilik ikramiyesi ve kıdem tazminatı, çalışmanın karşılığı olarak doğduğundan edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK m.219). Belirleyici olan, bu hakkın evlilik birliği içinde mi yoksa evlilik dışında mı hak edildiğidir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında, ikramiyenin yalnızca evlilik süresine denk gelen kısmı tasfiyeye konu olur; evlilikten önceki veya sonraki çalışmaya karşılık gelen bölüm hesaptan dışlanır. Bu nedenle çalışma süresi ile evlilik süresinin örtüşen kısmı orantısal olarak belirlenir.
Mal rejiminin tasfiyesinde her eşin edinilmiş mallarının toplam değeri (artık değer) hesaplanır ve kural olarak yarısı diğer eşe katılma alacağı olarak bırakılır (TMK m.231, m.236). Emeklilik ikramiyesinin evliliğe denk gelen bölümü de bu artık değere dâhil edilir.
Katılma alacağı davası, boşanma davasından ayrı olarak açılabilir veya boşanma kesinleştikten sonra talep edilebilir. Hesaplama teknik nitelik taşıdığından, tazminatın hangi kısmının rejime dâhil olduğunun doğru belirlenmesi için hukuki destek önem taşır.
Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar (4787 sayılı Kanun m.4). Tasfiye talebi, boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi ayrı bir dava olarak da açılabilir. Ancak mal rejiminin tasfiyesi, boşanma hükmü kesinleşmeden karara bağlanmaz; uygulamada birlikte açılan tasfiye davası çoğu zaman bekletici mesele yapılır. Bu nedenle iki davanın usuli ilişkisi doğru kurgulanmalıdır. Dava dilekçesinde tasfiye talebinin ve dayanağının açıkça gösterilmesi, harç ile ıslah tartışmalarının önüne geçer.
Süre bakımından belirleyici kural, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğramasıdır (TMK m.178). Emeklilik ikramiyesine ilişkin katılma alacağı talebi de bu süreye tabidir. Mal rejimi ise boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiş sayılır (TMK m.225); dolayısıyla dava tarihinden sonra elde edilen değerler tasfiyeye dâhil edilmez. Sürelerin doğru hesaplanması hak kaybını önler. Alacağın muaccel hâle gelmesi ve faiz başlangıcı bakımından da bu tarihlerin doğru saptanması gerekir; aksi hâlde talep eksik kalır.
Katılma alacağı talebinde ispat yükü kural olarak talepte bulunan eşin üzerindedir. Ancak eşlerden biri belirli bir malın kişisel malı olduğunu iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür; ispat edilemeyen mallar edinilmiş mal sayılır (TMK m.222). Bu karine, emeklilik ikramiyesi gibi çalışma karşılığı doğan değerler bakımından talepte bulunan eşin konumunu güçlendirir. Karinenin aksini ileri süren eşin somut ve belgeye dayalı delil sunması beklenir; soyut beyanlar tek başına yeterli görülmez. Belgelerin mahkeme aracılığıyla ilgili kurumlardan istenmesi, tarafların elinde bulunmayan kayıtlara ulaşılmasını sağlar.
Uygulamada en güçlü deliller, sosyal güvenlik kurumundan alınacak hizmet dökümü ile ikramiyenin ödendiği tarihi ve tutarı gösteren resmî yazılardır. Evlenme ve boşanma tarihlerini gösteren nüfus kayıtları, çalışma süresiyle evlilik süresinin örtüşen bölümünün belirlenmesini sağlar. İkramiyenin bir taşınmaza veya araca dönüştürülmüş olması hâlinde tapu ve trafik kayıtları ile banka hesap hareketleri de toplanmalıdır. Değer belirlemesi bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılması yaygın bir uygulamadır. Hesaplamada denkleştirme ve değer artış payı talepleri de gözden geçirilmeli; bu kalemler katılma alacağından ayrı olarak değerlendirilir.
Hayır; kural olarak yalnızca ikramiyenin evlilik süresine denk gelen kısmı tasfiyeye girer ve bunun da artık değer üzerinden yarısı katılma alacağı olarak istenebilir.
Boşanma davasıyla birlikte veya boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir davayla açabilirsiniz; mal rejimi tasfiyesi boşanmanın kesinleşmesiyle sonuçlandırılır.
Bu tarihten önceki dönem için kural olarak mal ayrılığı geçerlidir; edinilmiş mallara katılma yalnızca yasal rejimin başladığı 1 Ocak 2002 sonrası dönemi kapsar.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.
Aldatma Nedeniyle Manevi Tazminat hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleVelayetin Kaldırılması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleUluslararası Çocuk Kaçırma ve Lahey Sözleşmesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleKadının Evlilikte Önceki Soyadını Kullanması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleBoşanma davasında arabuluculuk, aile hukukunun kendine özgü nitelikleri nedeniyle sınırlıdır; hangi uyuşmazlıklarda başvurulabileceği ele alınıyor.
Devamını oku ›Makale4721 sayılı TMK kapsamında boşanma davası süresince alınabilecek geçici önlemler: barınma, nafaka, çocuklar ve malların korunması.
Devamını oku ›