Boşanmanın kendisi kişiye sıkı sıkıya bağlı bir konu olduğundan arabuluculuğa elverişli değildir. Ancak boşanmanın bazı mali sonuçları ile aile içi diğer bazı uyuşmazlıklarda arabuluculuk gündeme gelebilir.
Arabuluculuk yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş ve işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarında mümkündür (HUAK m.1/2). Boşanma kararı ve velayet gibi konular kamu düzenini ilgilendirir ve hâkim kararına bağlıdır.
Bu nedenle çiftler arabulucu önünde 'boşanmaya' karar veremez; boşanma ancak mahkeme kararıyla gerçekleşir. Anlaşmalı boşanmada dahi hâkimin onayı zorunludur.
Aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir. Bu hâllerde koruyucu ve önleyici tedbirler için 6284 sayılı Kanun yolları işletilir.
Arabuluculuk, tarafların özgür iradesine dayandığından, taraflar arasında güç dengesizliği veya baskı bulunan durumlarda uygun bir yöntem sayılmaz.
Boşanmanın fer'i niteliğindeki bazı mali konularda taraflar özel olarak anlaşabilir ve bu anlaşmayı boşanma davasındaki protokole yansıtabilir; ancak bu anlaşma yine hâkim onayıyla hüküm doğurur.
Ticari veya alacak niteliğine bürünmüş aile içi bazı mal uyuşmazlıkları ise genel hükümlere göre arabuluculuğa taşınabilir. Somut durumun avukatla değerlendirilmesi önemlidir.
İhtiyari arabuluculukta taraflar arabulucuyu birlikte belirler ve süreci diledikleri anda sonlandırabilir. Arabulucu karar veremez, taraflara çözüm dayatamaz; yalnızca iletişimi kurarak anlaşmayı kolaylaştırır. Görüşmeler gizlidir ve bu süreçte ileri sürülen beyanlar ile sunulan belgeler, sonraki davalarda delil olarak kullanılamaz (HUAK m.4 ve m.5). Taraflar süreçte avukatlarıyla birlikte hazır bulunabilir; görüşmeler yüz yüze ya da uzaktan iletişim araçlarıyla yürütülebilir. Arabulucunun tarafsızlığı esastır ve menfaat ilişkisi bulunan hâllerde görev kabul edilemez. Görüşmelerin yeri ve zamanı taraflarca birlikte kararlaştırılır.
Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz (HUAK m.16). Bu kural, görüşmeler nedeniyle hak kaybı yaşanmasını önler. Süreç sonunda arabulucu, tarafların anlaşıp anlaşmadığını gösteren bir son tutanak düzenler; anlaşma sağlanamaması dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. Arabuluculuk ücreti, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit biçimde karşılanır. Aile hukukunda arabuluculuk çoğu uyuşmazlıkta ihtiyaridir; boşanma kararı bakımından ise yalnızca dava yolu işletilebilir. Sürecin masrafı ve süresi, dava yoluna göre genellikle daha sınırlı kalır.
Taraflar anlaşırsa anlaşmanın kapsamını kendileri belirler ve bir anlaşma belgesi düzenlenir. Bu belgeye icra edilebilirlik şerhi verilmesi ilgili sulh hukuk mahkemesinden istenir; şerh verilen belge ilam niteliğinde belge sayılır (HUAK m.18). Aile hukukuna ilişkin anlaşma belgelerinde mahkemenin incelemesi duruşmalı olarak yapılır. Şerh talebi çekişmesiz yargı işi olarak incelenir ve belgede tarafların kimlik bilgileri, uyuşmazlığın konusu ile kararlaştırılan edimler açıkça gösterilmelidir. Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı belge, şerh aranmaksızın ilam niteliğindedir.
Mahkemenin bu aşamadaki denetimi sınırlıdır; anlaşma içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı incelenir. Boşanmanın kendisi, velayet ve nüfus kaydına doğrudan etki eden konular bu denetimden geçemez. Bu nedenle aile hukukunda anlaşma belgesinin kapsamı dikkatle belirlenmeli, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği mali konularla sınırlı tutulmalıdır. Uygulamada nafaka ve tazminat gibi kalemlerin boşanma davasındaki protokole aktarılması tercih edilir; böylece hâkim denetiminden geçen tek bir hüküm elde edilir. Kapsamın dar tutulması, şerh aşamasındaki ret riskini azaltır.
Hayır. Boşanma kişiye sıkı sıkıya bağlı ve kamu düzenini ilgilendiren bir konudur; yalnızca mahkeme kararıyla gerçekleşir.
Taraflar bu mali konularda özel olarak anlaşabilir ve anlaşmayı boşanma protokolüne yansıtabilir; ancak anlaşma hâkim onayıyla hüküm doğurur.
Hayır. Aile içi şiddet içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir; 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri istenir.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.
Boşanmada Ortak Velayet hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleYoksulluk Nafakası ve Şartları hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİştirak Nafakası (Çocuk Nafakası) hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleBoşanma Davasında Deliller ve İspat hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAkıl hastalığı, savurganlık ve özgürlüğü bağlayıcı ceza gibi kısıtlama sebepleri TMK m.405-408 çerçevesinde açıklanır.
Devamını oku ›MakaleAile mahkemesinin görev alanı boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi uyuşmazlıklarını kapsar; yetkili mahkemenin belirlenmesindeki ölçütler açıklanıyor.
Devamını oku ›