Uluslararası çocuk kaçırma, çocuğun ana babadan biri tarafından hukuka aykırı biçimde başka bir ülkeye götürülmesi veya orada alıkonulmasıdır. 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi, bu durumda çocuğun mutat meskenine hızla iadesini amaçlar.
Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi, velayet ve kişisel ilişki hakkının çiğnenerek yer değiştiren çocukların derhâl iadesini sağlamayı hedefler. Türkiye bu Sözleşme'ye taraftır ve iç hukuktaki uygulama 5717 sayılı Kanun ile düzenlenmiştir.
Sözleşme, çocuğun velayeti hakkında esasa ilişkin karar vermeyi değil; hukuka aykırı yer değiştirmeden önceki durumun yeniden kurulmasını amaçlar. Böylece velayet uyuşmazlığının çocuğun mutat mesken ülkesindeki yetkili mercilerce çözülmesi sağlanır.
Her taraf devlette başvuruları yürüten bir merkezî makam bulunur; Türkiye'de bu görev Adalet Bakanlığı bünyesindeki birimce yerine getirilir. Hakkı ihlal edilen ebeveyn, merkezî makama başvurarak çocuğun bulunması ve iadesi için sürecin başlatılmasını isteyebilir.
İade talepleri çocuğun bulunduğu ülkenin yetkili aile mahkemesince incelenir ve Sözleşme, süratli bir yargılamayı öngörür. Kural olarak, çocuk hukuka aykırı biçimde götürüldüğü tarihten itibaren bir yıl geçmeden yapılan başvurularda derhâl iade esastır.
Sözleşme belirli hâllerde iadenin reddedilebileceğini öngörür; en önemlisi, iadenin çocuğu fiziksel veya psikolojik bir tehlikeye ya da katlanılmaz bir duruma maruz bırakması ciddi riskidir. Ayrıca yeterli olgunluğa erişmiş çocuğun iadeye karşı çıkması da dikkate alınabilir.
Bir yıllık süre geçtikten sonra çocuğun yeni ortamına yerleştiği ispatlanırsa iade talebi reddedilebilir. Bu istisnalar dar yorumlanır; amaç, kaçıran ebeveynin oluşturduğu fiilî durumdan yararlanmasını önlemektir.
Türkiye'de yürütülecek iade süreçlerinde uygulanacak usul, 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanunda düzenlenmiştir. İade taleplerinde görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde davaya asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme, çocuğun bulunduğu yer mahkemesidir. Merkezî makam sıfatıyla hareket eden Adalet Bakanlığı, başvuruyu inceledikten sonra dosyayı ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderir ve Cumhuriyet savcısı, başvuru sahibi adına davayı açarak süreci takip eder. Başvurunun merkezî makam yerine doğrudan mahkemeye yapılması hâlinde de dosya, gerekli işlemler için ilgili birime iletilir.
Yargılamada çocuğun üstün yararı esas alınır ve Sözleşme'nin öngördüğü süratli inceleme ilkesi gözetilir. Mahkeme, sosyal inceleme raporu aldırabilir, çocuğun idrak çağında olması hâlinde görüşünü alabilir ve gerektiğinde çocuğun yeniden yer değiştirmesini önleyecek geçici koruma tedbirlerine hükmedebilir. İade davası, velayetin esasına ilişkin bir yargılama değildir; bu nedenle mahkeme velayetin kime bırakılacağını değerlendirmez. Verilen karara karşı kanun yolları açıktır ve iade kararı, kesinleşmeden yerine getirilemez. Yargılama sırasında çocuğun ülke dışına çıkışının önlenmesine ilişkin tedbirler de istenebilir; bu tedbirler, iade kararının uygulanabilirliğini güvence altına almayı amaçlar.
İade kararı kesinleştikten sonra, çocuğun teslimi cebri icra kurallarına göre değil, çocuğun korunmasına ilişkin özel usule göre yerine getirilir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yapılan düzenleme uyarınca çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların yerine getirilmesi, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri eliyle yürütülür. Bu birimlerde görevli psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanlar sürece katılır; teslim işleminin çocuğun ruh sağlığını zedelemeyecek biçimde gerçekleştirilmesi amaçlanır. Teslim yeri ve zamanı belirlenirken çocuğun yaşı, eğitim düzeni ve alışkanlıkları gözetilir.
Teslim yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi hakkında, kanunda öngörülen zorlayıcı tedbirlere başvurulabilir ve teslime aykırı davranış ayrı yaptırımlara konu olabilir. Çocuğun bulunduğu yerin bilinmemesi hâlinde kolluk marifetiyle araştırma yapılır. İade kararının yerine getirilmesi, velayet uyuşmazlığının çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkedeki yetkili makamlarca çözülmesini sağlar; iade, velayetin başvuran ebeveyne bırakıldığı anlamına gelmez. İade talebi reddedilse dahi, çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin haklar Sözleşme kapsamında ayrıca korunmaya devam eder. Sürecin uzaması çocuğun yeni çevresine yerleşmesine yol açabileceğinden, başvuruların gecikmeden yapılması önem taşır.
Hayır; Sözleşme velayetin esasını çözmez, yalnızca hukuka aykırı yer değiştirmeden önceki durumun yeniden kurulması için çocuğun iadesini sağlar.
Türkiye'de merkezî makam olan Adalet Bakanlığı'nın ilgili birimine başvurularak iade süreci başlatılır.
Hayır; iadenin çocuğu ciddi tehlikeye sokması, çocuğun yeni ortamına yerleşmiş olması veya olgun çocuğun karşı çıkması gibi istisnai hâllerde iade reddedilebilir.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.
Aldatma Nedeniyle Manevi Tazminat hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleBoşanmada Emeklilik İkramiyesinin Paylaşımı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleVelayetin Kaldırılması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleKadının Evlilikte Önceki Soyadını Kullanması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleÇekişmeli Boşanma Davası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleNafaka Türleri ve Hesabı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›