Aile içi şiddet veya şiddet tehlikesi durumlarında verilen koruyucu ve önleyici tedbir kararları, taraflara belirli bir süre içinde itiraz etme imkânı tanınmış kararlardır.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m.5 uyarınca hâkim, şiddet uygulayan kişiye yönelik olarak ortak konuttan veya bulunduğu yerden uzaklaştırma, korunan kişiye yaklaşmama ve iletişim kurmama, bulundurulan silahın kolluğa teslimi ile alkol veya uyuşturucu madde kullanmama gibi önleyici tedbirlere hükmedebilir.
Kanunun m.4 hükmü gereğince ise korunan kişi bakımından işyerinin değiştirilmesi, evli ise ayrı yerleşim yeri belirlenmesi, aile konutuna şerh konulması ve tanık koruma mevzuatı kapsamında kimlik ve ilgili diğer bilgilerin değiştirilmesi gibi koruyucu tedbirler uygulanabilir; bu kararlar geçici koruma amacı taşır.
6284 sayılı Kanun m.9 uyarınca tedbir kararlarına karşı, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren iki hafta içinde ilgili aile mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz, aksi karar verilmedikçe kararın uygulanmasını durdurmaz.
Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde itiraz, o yerde bulunan asliye hukuk mahkemesine yapılır; itiraz üzerine dosya, tedbir kararını veren mahkemenin bağlı bulunduğu bölgedeki farklı bir hâkim tarafından incelenebilir.
İtirazı inceleyen mahkeme, dosya üzerinden veya gerekli gördüğü hallerde tarafları dinleyerek karar verir; itiraz incelemesi kesin olup bu karara karşı başka bir kanun yoluna başvurulamaz.
Tedbir kararının şartları değiştiğinde, ilgili taraf yeniden mahkemeye başvurarak tedbirin kaldırılmasını veya değiştirilmesini de talep edebilir; bu talep itiraz süresi geçmiş olsa dahi her zaman ileri sürülebilir.
6284 sayılı Kanun m.13 uyarınca, tedbir kararının gereklerine aykırı hareket eden kişi hakkında, fiili ayrıca bir suç oluştursa bile hâkim kararıyla zorlama hapsine hükmedilir. Zorlama hapsi, aykırılığın tekrarlanması hâlinde artan sürelerle uygulanır ve kanunda öngörülen üst sınırı aşamaz. Bu yaptırım bir ceza olmayıp kararın uygulanmasını sağlamaya yönelik bir zorlama aracıdır; bu nedenle adli sicile işlenmez. Aykırılığın kolluk tutanağı, arama kayıtları, mesaj dökümleri veya tanık beyanıyla somut biçimde ortaya konulması gerekir. Zorlama hapsine hükmedilmeden önce ilgiliye savunma hakkı tanınması gerekir; savunma alınmadan verilen kararlar itiraz üzerine kaldırılabilir. Bu nedenle tebligat ve savunma tutanaklarının dosyada bulunup bulunmadığı öncelikle incelenir.
Zorlama hapsine karar verilebilmesi için tedbir kararının ilgiliye usulüne uygun biçimde tebliğ veya tefhim edilmiş olması aranır. Kendisine bildirim yapılmayan kişinin karara aykırı davrandığından söz edilemez; bu husus itiraz aşamasında sıklıkla ileri sürülür. Zorlama hapsi kararı aile mahkemesince verilir ve bu karara karşı da itiraz yolu açıktır. İtiraz eden kişinin, aykırılık iddiasının dayanaklarını tartışması ve kendi savunmasını somut delillerle desteklemesi sonucu doğrudan etkiler. Ayrıca zorlama hapsi, tedbir kararının süresinin dolmasıyla kendiliğinden gündemden çıkmaz; aykırılık tedbirin yürürlükte olduğu döneme ilişkinse yaptırım yine de uygulanabilir.
En sık karşılaşılan hata, iki haftalık itiraz süresinin kararın öğrenildiği tarihten değil, tefhim veya tebliğ tarihinden işlemeye başladığının gözden kaçırılmasıdır. Süre geçtikten sonra yapılan itiraz esasa girilmeden reddedilir. Bir diğer hata, itirazın tedbir kararını veren mahkeme yerine ilgisiz bir mercie yöneltilmesidir. Ayrıca itiraz dilekçesinde yalnızca genel ifadelerle karara karşı çıkılması, tedbirin hangi yönüyle ölçüsüz olduğunun açıklanmaması sonuca etki etmeyi güçleştirir. Dilekçede tedbirin dayandığı olguların hangi delillerle çürütüldüğünün gösterilmesi, inceleme dosya üzerinden yapıldığında tek anlatım imkânı olduğu için ayrıca önem taşır.
Tedbir kararının tümüne değil, yalnızca aşırı bulunan kısmına yönelik itiraz yöneltmek çoğu zaman daha isabetlidir; örneğin konuttan uzaklaştırma yerine, çocuklarla kişisel ilişkiyi tümüyle kaldıran düzenlemeye itiraz edilebilir. İtiraz süresince kararın uygulanmasının kendiliğinden durmadığı da unutulmamalıdır; bu nedenle tedbire uyulmaya devam edilmelidir. Aksi davranış hem zorlama hapsi riskini doğurur hem de itirazı değerlendiren hâkim nezdinde olumsuz bir kanaat oluşmasına yol açar. Tedbir süresinin uzatılmasına ilişkin kararların da ayrı birer karar olduğu ve her biri bakımından yeniden itiraz süresi işlediği gözden kaçırılmamalıdır.
Kararın tefhim veya tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir.
Hayır, aksi karar verilmedikçe itiraz tedbirin uygulanmasını durdurmaz.
Evet, itirazı inceleyen mahkemenin kararı kesindir ve başka bir kanun yoluna başvurulamaz.
Boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi süreçlerinde hassasiyetle ve gizlilikle yanınızdayız. Durumunuzu değerlendirelim.
Boşanma davasında arabuluculuk, aile hukukunun kendine özgü nitelikleri nedeniyle sınırlıdır; hangi uyuşmazlıklarda başvurulabileceği ele alınıyor.
Devamını oku ›MakaleAna-babanın çocuğa ait mallar üzerindeki yönetim yetkisi, sınırları ve hesap verme yükümlülüğü TMK hükümlerine göre anlatılır.
Devamını oku ›MakaleEvliliğin Mutlak Butlanı ve Sonuçları hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvliliğin Nispi Butlanı ve İptal Davası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEvlilik Birliğinde Eşlerin Temsil Yetkisi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEdinilmiş Mallara Eklenecek Değerler ve Denkleştirme hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›