Limited şirkette yönetim ve temsil müdürlere aittir; müdürler, görevlerini kanuna ve esas sözleşmeye aykırı yürüttüklerinde şirkete, ortaklara ve alacaklılara karşı sorumlu olurlar.
Limited şirkette yönetim ve temsil, esas sözleşmeyle düzenlenir ve kural olarak bir veya birden fazla müdüre bırakılır. Ortaklardan en az birinin müdür sıfatıyla şirketi yönetme ve temsil etme yetkisinin bulunması gerekir.
Müdürler, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden doğan zararlardan şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumludur. Sorumluluk, anonim şirket yönetim kurulu üyelerine ilişkin hükümlere benzer biçimde uygulanır.
Şirketin ödenmeyen vergi ve sigorta primi gibi kamu borçlarından, kanuni temsilci sıfatıyla müdürler şahsi malvarlıklarıyla da sorumlu tutulabilir. Bu sorumluluk, amme alacaklarının tahsili rejiminden kaynaklanır ve müdürler açısından ciddi risk oluşturur.
Müdür, ilgili işlemde kusurunun bulunmadığını veya zararın önlenmesi için gerekli özeni gösterdiğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Görev dağılımının ve kararların belgelenmesi, savunma açısından önemlidir.
Müdür sorumluluğu davaları teknik ve kanıt ağırlıklıdır. İster sorumluluğun tespiti ister savunma olsun, sürecin doğru yönetimi için hukuki destek almanız yararınıza olur.
Müdürlerin sorumluluğuna dayanan tazminat davaları mutlak ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesinde görülür (6102 sayılı Kanun m.4 ve m.5). Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi bakar. Görev kuralı kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir. Şirket, ortaklar ve alacaklılar tarafından açılan davalarda taraf sıfatı ile talebin dayanağı ayrı ayrı belirlenmelidir; şirketin uğradığı zararın tazmini ile ortağın doğrudan zararı farklı hukuki temellere dayanır. Bu ayrım, talep sonucunun ve tazminat alacaklısının belirlenmesinde belirleyici olur.
Yetki bakımından genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesidir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6); uygulamada sorumluluk davaları çoğunlukla şirket merkezinin bulunduğu yerde açılır ve bu tercih, birden fazla sorumlunun bulunduğu hâllerde davaların tek yerde toplanmasını sağlar. Kamu alacaklarından doğan kanuni temsilci sorumluluğunda ise uyuşmazlık idari nitelik taşır; ödeme emrine karşı süresi içinde vergi mahkemesinde dava açılır. İki rejimin karıştırılması, yanlış yargı kolunda dava açılmasına ve sürelerin kaçırılmasına yol açar. Bu nedenle borcun kaynağı, dava açılmadan önce doğru biçimde tespit edilmelidir.
Türk Ticaret Kanunu m.560, sorumluluk davalarında zamanaşımını düzenler. Buna göre sorumlu olanlara karşı tazminat isteme hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Fiil cezayı gerektiriyor ve Türk Ceza Kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, tazminat davasında da bu uzun süre uygulanır. Zamanaşımı hâkim tarafından resen dikkate alınmaz; savunmada ileri sürülmesi gerekir. Süre başlangıcının belirlenmesi için öğrenme tarihine ilişkin deliller önem kazanır.
Kamu borçlarından doğan kanuni temsilci sorumluluğu kendi tahsil zamanaşımı rejimine tabidir ve ticari sorumluluk süreleriyle karıştırılmamalıdır. Müdürün görevden ayrılması, görev dönemine ilişkin fiillerden doğan sorumluluğu kendiliğinden sona erdirmez; ayrılış tarihinin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi, sorumluluk döneminin sınırlanması bakımından önem taşır. İbra kararının kapsamı ve tarihi de, açılabilecek davaların sınırı belirlenirken dikkate alınır. Genel kurul kararlarının ve görev dağılımının belgelenmesi bu değerlendirmeyi kolaylaştırır. Şirket kayıtlarının düzenli tutulması, hem sorumluluğun hem de savunmanın temelini oluşturur.
Müdür, kural olarak şirketin ticari borçlarından kişisel malvarlığıyla sorumlu değildir. Ancak kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusuruyla ihlal ederse, bundan doğan zarardan şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olur (6102 sayılı TTK m.644/1-a yollamasıyla m.553).
Müdür, kanuni temsilci sıfatıyla şirketten tahsil edilemeyen vergi ve sigorta primi gibi kamu alacaklarından şahsi malvarlığıyla sorumlu tutulabilir; dayanak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.10 ile 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesidir. Ortaklar ise bu borçlardan sermaye payları oranında doğrudan sorumludur.
Müdür, ilgili işlemde kusurunun bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir; TTK m.553/3 uyarınca gözetim yükümlülüğünün ihlali kendisine yüklenemeyecek hâllerde de sorumlu tutulamaz. Görev dağılımının şirket sözleşmesi ve iç yönergeyle belgelenmesi, yönetim kararlarının tutanağa geçirilmesi savunma açısından önem taşır.
Şirketler hukuku, ticari sözleşmeler ve ticari uyuşmazlıklarda hukuki destek için bize ulaşın.
Poliçenin muhatap tarafından kabulü ile üçüncü bir kişi tarafından verilen aval taahhüdünün hukuki niteliği 6102 sayılı TTK m.691-702 hükümlerine göre.
Devamını oku ›MakaleLimited şirkette esas sermaye payının devri, şekil şartı ve genel kurul onayı.
Devamını oku ›MakaleYönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu, kusur, ibra ve TTK m.553 dayanağı.
Devamını oku ›MakaleOrtağın şirketten ayrılması, çıkarılması ve ayrılma payı.
Devamını oku ›MakaleAnonim şirket genel kurul kararlarının iptali ve butlanı, süre ve TTK dayanağı.
Devamını oku ›MakaleTicari defterlerin sahibi lehine ve aleyhine delil olması, usulüne uygun tutulması ve TTK-HMK dayanağı.
Devamını oku ›