İş sözleşmelerine cezai şart konulabilir; ancak işçiyi tek taraflı yükümlülük altına sokan, yalnızca işçi aleyhine düzenlenen cezai şartlar geçersiz sayılır.
Cezai şart, sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ödenmesi kararlaştırılan bedeldir. İş sözleşmelerinde, özellikle asgari süreli sözleşmelerde ve eğitim giderlerinin geri alınmasında karşımıza çıkar.
İş hukukunda yerleşik anlayışa göre cezai şart karşılıklı olmalıdır. Yalnızca işçiyi bağlayan, işveren için aynı yükümlülüğü öngörmeyen tek taraflı cezai şart geçersizdir. İşçi aleyhine ağırlaştırılmış düzenlemeler korunmaz.
Aşırı yüksek belirlenen cezai şart, hâkim tarafından indirilebilir. İşçinin ekonomik durumu ve fiilin ağırlığı gözetilerek cezai şartta hakkaniyet denetimi yapılır. Bu, işçinin korunması ilkesinin bir yansımasıdır.
İşverenin işçiye sağladığı eğitim karşılığında belirli süre çalışma yükümlülüğü ve buna bağlı geri ödeme şartları, cezai şarttan ayrı değerlendirilir. Eğitim giderinin makul ve belgelenebilir olması aranır.
Cezai şart içeren iş sözleşmelerinde hak ve yükümlülüklerin doğru belirlenmesi önemlidir. İster işçi ister işveren olun, sözleşmenizin değerlendirilmesi için hukuki destek alabilirsiniz.
Cezai şart alacağı iş ilişkisinden doğduğundan uyuşmazlık iş mahkemesinde görülür (7036 sayılı Kanun m.5); iş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı ile tazminatı taleplerinde, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (7036 sayılı Kanun m.3). Başvuru, karşı tarafın yerleşim yeri ya da işin yapıldığı yer arabuluculuk bürosuna yapılır ve yetkiye itiraz en geç ilk toplantıda ileri sürülmelidir.
Yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri ile işin yapıldığı yer mahkemesidir (7036 sayılı Kanun m.6). Bu yetki kesindir; sözleşmeye konulan aksi yöndeki kayıtlar sonuç doğurmaz. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. İlk toplantıya geçerli mazereti olmadan katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile yargılama giderlerinin bir kısmından sorumlu tutulur. Bu yaptırım, sürecin ciddiyetle yürütülmesini amaçlar ve katılım tutanakla belgelenir.
Cezai şart alacağı, kanunda beş yıllık zamanaşımına bağlanan işçilik alacakları arasında sayılmadığından genel zamanaşımına tabidir (TBK m.146). Süre, cezai şartın muaccel olduğu, yani sözleşmeye aykırılığın gerçekleştiği tarihte işlemeye başlar. Sözleşmenin sona erdiği tarih ile aykırılığın gerçekleştiği tarihin farklı olabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Zamanaşımı def'i cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir; mahkeme bu def'i kendiliğinden dikkate alamaz. Bu nedenle savunmanın ilk aşamada eksiksiz kurulması gerekir. Alacağın muaccel olduğu tarihin belirlenmesinde sözleşme metni esas alınır; bu tarih faiz başlangıcını da etkiler.
İspat yükü, cezai şartı talep eden taraftadır. Yazılı sözleşme, eğitim programına ilişkin belgeler, masraf faturaları, görev değişikliğine dair yazışmalar ve devamsızlık kayıtları başlıca delillerdir. Eğitim gideri karşılığında öngörülen çalışma yükümlülüğünde, fiilen çalışılan sürenin oranlanması gerekir. Cezai şartın miktarı aşırı bulunursa hâkim, tarafların ekonomik durumunu gözeterek indirim yapabilir. İşverenin haksız feshi hâlinde talep dayanaksız kalacağından, fesih sebebinin belgelerle ortaya konması sonucu doğrudan etkiler. İndirim talebinin ayrıca ileri sürülmesi aranmaz; hâkim bu denetimi kendiliğinden yapar.
Evet; iş sözleşmelerine cezai şart konulabilir, ancak yalnızca işçi aleyhine düzenlenen tek taraflı cezai şart yerleşik içtihada göre geçersiz sayılır. Cezai şart 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.179-182'de düzenlenmiştir. İş hukukunda ayrıca karşılıklılık ilkesi aranır; cezai şart özellikle asgari süreli sözleşmelerde ve eğitim giderlerinin geri alınmasında karşımıza çıkar.
Hayır; yalnızca işçiyi bağlayan, işveren için aynı yükümlülüğü öngörmeyen cezai şart geçersiz kabul edilir. Yerleşik uygulamada, karşılıklılık bulunsa bile işçi aleyhine kararlaştırılan miktarın işveren için öngörülen miktarı aşan kısmı dikkate alınmaz. İşçi aleyhine ağırlaştırılmış düzenlemeler korunmaz; bu yaklaşım, işçinin korunması ilkesinin doğrudan bir sonucudur.
Evet; aşırı yüksek belirlenen cezai şart hâkim tarafından indirilebilir. Bu yetki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.182'de öngörülmüştür. İş ilişkilerinde işçinin ekonomik durumu ile fiilin ağırlığı gözetilerek hakkaniyet denetimi yapılır; eğitim gideri karşılığı öngörülen yükümlülüklerde ise giderin makul ve belgelenebilir olması aranır.
Kıdem, ihbar ve işçilik alacakları ile işe iade davalarında hukuki destek için bize ulaşın.
Belirli/belirsiz süreli, tam/kısmi süreli, çağrı üzerine ve deneme süreli iş sözleşmeleri ile İş Kanunu dayanağı.
Devamını oku ›Makaleİşçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra rekabet etmeme borcu, geçerlilik şartları ve TBK dayanağı.
Devamını oku ›MakaleKötü niyet tazminatı: haksız icra takibi, ihtiyati haciz ya da itiraz nedeniyle doğan zarar, talebin koşulları ve İcra ve İflas Kanunu'ndaki yeri.
Devamını oku ›MakaleKısmi süreli ve çağrı üzerine çalışma: sözleşmenin kurulması, çalışma süresinin belirlenmesi, çağrı bildirimi, ücret ve işçinin sahip olduğu haklar.
Devamını oku ›Makaleİş hukukunda ibranamenin geçerlilik şartları, miktar içermesi ve TBK m.420 dayanağı.
Devamını oku ›MakaleDeneme kayıtlı iş sözleşmesinde sürenin sınırı ve fesih kuralları.
Devamını oku ›