Bir eser birden çok kişinin katkısıyla meydana gelebilir; ancak katkıların ayrılabilir olup olmaması hukuki rejimi değiştirir. FSEK bu ayrımı birlikte eser ve ortak eser kavramlarıyla düzenler.
5846 sayılı FSEK m.9, birden fazla kişinin bir araya gelmesiyle oluşan ve kısımlara ayrılabilen eserleri birlikte eser olarak niteler. Bu tür eserde her sahip, meydana getirdiği kısmın sahibi sayılır.
Birlikte eserde kişiler kendi bölümleri üzerinde ayrı hak sahibidir. Bir müzik eserinin güftesi ile bestesi ya da farklı bölümlerden oluşan bir kitap bu duruma örnek gösterilebilir.
FSEK m.10, birden çok kişinin iştirakiyle vücuda getirilen ve ayrılmaz bir bütün oluşturan eserleri ortak eser olarak düzenler. Bu halde eser sahipleri arasında adi ortaklık ilişkisi bulunur ve eser üzerindeki haklar birlikte kullanılır.
Ortak eserde katkılar birbirinden ayrılamayacak biçimde kaynaşmıştır. Eser üzerindeki tasarruflarda kural olarak sahiplerin oy birliği aranır; ancak birinin diğerlerinin haklarına zarar veren tutumu haklı sebep oluşturmaz.
Ortak eserde haklar elbirliğiyle kullanılır ve eser sahiplerinden her biri, birlik menfaatine tecavüz halinde tek başına dava açabilir. Bu, hak kaybını önlemek için tanınmış bir imkândır.
Birlikte eserde ise her sahip kendi bölümüne ilişkin haklarını bağımsız kullanabilir ve kendi bölümüne yönelik tecavüze karşı dava açabilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı bu ayrımın sonuçlarını gözetir.
FSEK m.8, sinema eserlerinde eser sahipliğini özel biçimde düzenler; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı eserin birlikte sahibi sayılır. Canlandırma tekniğiyle yapılan filmlerde animatör de bu kişilere eklenir. Yapımcı ise eser sahibi değildir; mali hakları sözleşmeyle devralan bağlantılı hak sahibi konumundadır. Bu düzenleme, sinema eserinin niteliği gereği kendine özgü bir birlikte sahiplik rejimi öngörür ve genel kurallardan ayrılır. Sinema eserinde kullanılan senaryo, roman veya müzik gibi önceden var olan eserlerin sahiplerinin hakları ise ayrıca saklıdır; bunların kullanımı için bağımsız izin alınması gerekir.
Sinema eserinde eser sahiplerinin çevresi kanunla belirlendiğinden, mali hakların kullanımı çoğunlukla yapımcıyla imzalanan devir sözleşmelerine dayanır. Buna karşılık eser sahiplerinin manevi hakları devredilemez; eserde ad belirtme ve eserin bütünlüğünün korunması hakları saklı kalır. Filmin izinsiz kısaltılması, yeniden kurgulanması veya ad gösterilmeden yayımlanması hâlinde eser sahipleri, mali hakları devretmiş olsalar bile manevi haklarına dayanarak talepte bulunabilir. Yayın, gösterim ve dijital platform sözleşmelerinde hangi mali hakkın hangi süreyle devredildiğinin açıkça yazılması, sonradan doğacak paylaşım tartışmalarını büyük ölçüde önler.
FSEK m.76 uyarınca bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalarda, dava konusunun değerine bakılmaksızın ihtisas mahkemeleri görevlidir; uygulamada bu görev fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemelerince yerine getirilir. Bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde davaya, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar. Görev kuralı kamu düzenindendir; yanlış mahkemede açılan dava görevsizlik kararıyla sonuçlanır ve ciddi bir süre kaybına yol açar. Ayrıca dava açılmadan önce meslek birliklerinin takip yetkisi bulunup bulunmadığının araştırılması, aynı talebin iki ayrı elden ileri sürülmesini engeller.
Ortak eserde eser sahiplerinden birinin tek başına dava açabilmesi, birlik menfaatine yönelik tecavüzlerle sınırlıdır; kendi payına ilişkin tazminat istenirken diğer sahiplerin de sürece dâhil edilmesi gerekebilir. Birlikte eserde ise her sahip yalnızca kendi bölümüne ilişkin tecavüz bakımından taraf sıfatına sahiptir. Uyuşmazlık doğmadan önce katkı oranlarının, gelir paylaşımının ve eser üzerindeki tasarruf yetkisinin yazılı sözleşmeyle belirlenmesi, sonradan çıkacak ispat sorunlarını büyük ölçüde önler. Sözleşmede eserin işlenmesine, uyarlanmasına ve üçüncü kişilere lisans verilmesine ilişkin yetkinin kimde olduğunun da ayrıca belirlenmesi gerekir.
Birlikte eserde katkılar kısımlara ayrılabilir (FSEK m.9); ortak eserde ise katkılar ayrılmaz bir bütün oluşturur (FSEK m.10).
FSEK m.10 uyarınca haklar aralarındaki adi ortaklık esasına göre elbirliğiyle kullanılır.
Evet; FSEK m.10, birlik menfaatine yönelik tecavüzlerde sahiplerden her birine tek başına dava açma imkânı tanır.
Eser sahipliği, telif sözleşmeleri ve hak ihlallerine karşı FSEK kapsamında dava ve danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Durumunuzu birlikte değerlendirelim.
Bağlantılı Hakların İhlali ve Korunması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleFSEK'te Toplatma ve El Koyma Tedbirleri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleYazılım Lisans Sözleşmeleri hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleEserin Umuma Arz Yetkisi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleGüzel sanat eserleri resim, heykel ve özgün tasarımları kapsar; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca sahibinin hakları ile korumanın sınırları anlatılıyor.
Devamını oku ›Makale5846 sayılı Kanun m.36 uyarınca günlük haber ve makalelerin diğer yayın organlarınca iktibas edilme koşulları.
Devamını oku ›