Tahliye davalarında görevli mahkeme, yetkili yer ve dava açma süreleri özel kurallara tabidir; ayrıca kira uyuşmazlıklarında dava öncesi arabuluculuk gündeme gelir.
Kira ilişkisinden doğan tahliye davalarında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kural olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Doğru mahkemede dava açılması, sürecin sağlıklı yürümesi için gereklidir.
İhtiyaç ve yeniden inşa gibi sebeplere dayalı tahliyede, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonundan, belirsiz süreli sözleşmelerde fesih dönemi ve bildirim süresine uyularak belirlenen tarihten itibaren bir ay içinde dava açılması gerekir.
Yazılı tahliye taahhüdüne dayalı tahliyede, taahhüt edilen tarihten itibaren bir ay içinde dava açılması veya icra takibi başlatılması gerekir. Sürenin kaçırılması, taahhüde dayanma imkânını ortadan kaldırabilir.
Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak öngörülmüştür. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanakla birlikte dava açılabilir.
Yetki, süre ve arabuluculuk kurallarına uyulmaması davanın reddine yol açabilir. Sürecin doğru yürütülmesi için hukuki destek alabilirsiniz.
Tahliye her zaman dava yoluyla istenmez; kanun belirli hâllerde icra dairesi üzerinden yürüyen bir yol da öngörmüştür. Kira bedelinin ödenmemesi hâlinde alacaklı, kira alacağı için ilamsız takip başlatırken ödeme emrinde tahliye talebini de bildirebilir. Borçlu, ödeme emrine karşı kanunda öngörülen süre içinde itiraz etmez ve borcunu da ödemezse, alacaklı icra mahkemesinden tahliye isteyebilir (İİK m.269). Bu yol, temerrüt nedeniyle tahliyede yaygın biçimde kullanılmaktadır. Bu takipte ödeme emrine yapılan itirazın kaldırılması ile tahliye istemi birlikte incelenebildiğinden, süreç dava yoluna göre daha hızlı sonuçlanabilmektedir.
Yazılı sözleşmede kira süresinin sona ermesi hâlinde ise ayrı bir usul öngörülmüştür. Süre dolduğunda kiraya veren, kanunda gösterilen süre içinde icra dairesine başvurarak tahliye emri gönderilmesini isteyebilir (İİK m.272). Kiracı, itirazını süresinde ve yazılı sözleşmeyi çürütecek nitelikte belgeyle ortaya koymak durumundadır. Bu usul, kiracıyı koruyan kendiliğinden uzama kurallarının uygulanmadığı ilişkiler bakımından önem taşır; konut ve çatılı işyeri kiralarında sürenin dolması tek başına tahliye sebebi sayılmaz. İcra mahkemesinin tahliye kararı, kesinleşmesi beklenmeksizin yerine getirilebilir nitelikte olduğundan, kiracı bakımından tedbir taleplerinin zamanında ileri sürülmesi önem kazanır.
En sık karşılaşılan hata, ihtiyaç nedeniyle tahliyede bildirim ile dava süresinin birbirine karıştırılmasıdır. Belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonundan itibaren işleyen dava süresi kaçırıldığında, talep izleyen kira yılı için ileri sürülmek zorunda kalınır. İkinci hata, tahliye taahhüdünün kira sözleşmesiyle aynı tarihte ve sözleşmeyle birlikte alınmasıdır. Kiracının taşınmazı teslim almasından sonra verilmemiş taahhütler geçerli kabul edilmez; bu durum taahhüde dayalı talebin reddine yol açar. Ayrıca taahhüdün düzenlenme tarihinin ve tahliye edilecek günün metinde açıkça yer alması, sonradan yapılacak tarih tartışmalarının önüne geçer. Boş kâğıda alınan imzalar ciddi risk doğurur.
Üçüncü hata, temerrüt nedeniyle tahliyede ihtarnamenin eksik düzenlenmesidir. İhtarda hangi döneme ait hangi bedelin istendiğinin açıkça gösterilmesi ve tanınan sürenin kanuna uygun olması gerekir. Dördüncü hata, davanın kiracı dışındaki kişilere ya da kiracılardan yalnızca birine yöneltilmesidir. Birden çok kiracı varsa dava hepsine birlikte açılmalıdır. Son olarak arabuluculuk başvurusunun taraf bilgileri hatalı biçimde yapılması, dava şartının yerine getirilmemiş sayılmasına neden olabilir. Son olarak sözleşmede birden fazla tahliye sebebi bulunuyorsa, her sebep için ayrı süre ve usul kuralı işlediğinden dayanılacak sebebin baştan belirlenmesi gerekir.
Kira ilişkisinden doğan tahliye davalarında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir; görev kuralı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.4'te düzenlenmiştir. Yetkili mahkeme ise kural olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Davanın görevli ve yetkili mahkemede açılması, usul yönünden hak kaybı yaşanmasını önler.
Belirli süreli sözleşmelerde sürenin bitiminden, belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemine ve bildirim sürelerine uyularak belirlenen tarihten itibaren bir ay içinde dava açılması gerekir. Kural 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.350'de yer alır. Kiraya veren bu süre içinde dava açacağını yazılı bildirirse, süre bir kira yılı uzar.
Evet; kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler bu kapsamın dışındadır. Düzenleme 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/B'de yer alır; anlaşma sağlanamazsa son tutanakla dava açılır.
Tahliye, kira tespiti ve kira alacağı süreçlerinde hukuki destek için bize ulaşın.
6098 sayılı TBK kapsamında konut ve çatılı işyeri kiralarında dava yoluyla tahliye sebepleri.
Devamını oku ›Makaleİhtiyaç, tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar ve temerrüt yoluyla kiracı tahliyesinin şartları.
Devamını oku ›MakaleKonut ve işyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye davası, dava süresi, yeniden kiralama yasağı ve TBK dayanağı.
Devamını oku ›MakaleKira davalarında 2023'ten itibaren dava şartı olan zorunlu arabuluculuk.
Devamını oku ›MakaleKiracının taşınmazı boşaltma taahhüdü ve geçerlilik şartları.
Devamını oku ›Makale2004 sayılı İİK kapsamında kira borcu veya sözleşmenin sona ermesi nedeniyle ilamsız tahliye takibi.
Devamını oku ›