Sınai mülkiyet haklarından doğan ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari uyuşmazlıklarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri bakımından, dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Marka, patent ve tasarım tecavüzünden doğan tazminat talepleri de bu kapsama girebilir.
Sınai mülkiyet uyuşmazlıkları kural olarak ticari nitelik taşır. Tecavüzün durdurulması ve önlenmesi gibi taleplerden farklı olarak, para alacağına ilişkin talepler için arabuluculuk dava şartı olarak aranır. Talebin niteliği, arabuluculuğun zorunlu olup olmadığını belirler.
Arabulucuya başvuru ile süreç başlar; taraflar bir araya getirilerek anlaşma sağlanmaya çalışılır. Sürecin kanunda öngörülen süre içinde tamamlanması esastır. Anlaşma sağlanırsa düzenlenen tutanak, ilam niteliğinde belge sayılabilir.
Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, düzenlenen son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi gerekir. Tutanak eklenmeden açılan davada mahkeme, eksikliğin giderilmesi için süre verir; verilen sürede eklenmezse dava usulden reddedilir.
Arabuluculuk görüşmelerinde hak kaybı yaşanmaması için talebin doğru değerlendirilmesi önemlidir. Sınai mülkiyet uyuşmazlıklarınızda hukuki destek alabilirsiniz.
Ticari davalarda arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (6102 sayılı Kanun m.5/A). Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Büronun yetkisine itiraz edilirse dosya sulh hukuk mahkemesine gönderilir ve bu konuda verilen karar kesindir. Yetkisiz büro üzerinden yürütülen süreç dava şartını karşılamaz. Sürelerin hesabında görevlendirme tarihi esas alındığından, görevlendirme yazısının dosyada bulunması gerekir; uzatma kararı da tutanağa geçirilmelidir.
Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Sınai mülkiyet hakkından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde zamanaşımı bakımından Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır (6769 sayılı Kanun m.157). Tecavüz süregelen nitelikteyse, zamanaşımının başlangıcı yönünden fiilin devam ettiği dönem ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle başvuru tarihinin ve tutanakların kaydı önem taşır. Son tutanağın tarihi, dava açma planlaması bakımından esas alınacak temel veridir; bu nedenle tutanak örneğinin mutlaka temin edilmesi gerekir.
Dava şartı arabuluculuk, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleriyle sınırlıdır. Bu nedenle markanın, tasarımın veya patentin hükümsüzlüğü ile tecavüzün tespiti, durdurulması ya da önlenmesi gibi talepler için önceden arabulucuya başvurulması aranmaz. İhtiyati tedbir ve delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri de doğrudan mahkemeden istenebilir; bu talepler dava şartının dışında kalır. Talebin niteliği baştan doğru belirlenmezse dava usulden reddedilir ve süreç yeniden kurulur; terditli taleplerde bu ayrım daha da önem kazanır.
Görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir; bu mahkemenin kurulmadığı yerlerde belirlenen asliye hukuk mahkemesi davaya bakar (6769 sayılı Kanun m.156). Kurumun kararlarına karşı açılacak davalarda ise görevli ve yetkili mahkeme Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. Dava, para alacağı ile birlikte başka talepleri de içeriyorsa, yalnızca para alacağı yönünden arabuluculuk şartının tamamlanmış olması gerekir. Ceza yönü bulunan uyuşmazlıklarda şikâyet ve süre koşulları hukuk davasından bağımsız işler; iki süreç birlikte planlanmalıdır.
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri bakımından zorunludur. 6102 sayılı TTK m.5/A uyarınca ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Sınai mülkiyet uyuşmazlıkları kural olarak ticari dava niteliği taşıdığından bu kapsamda değerlendirilir. Başvuru yapılmadan açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.
Hayır, aranmaz. Tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi gibi para alacağı içermeyen talepler dava şartı arabuluculuk kapsamı dışındadır. 6102 sayılı TTK m.5/A yalnızca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerini kapsar. Talepler birlikte ileri sürülürse para talebi yönünden başvuru gerekir.
Taraflar anlaşırsa düzenlenen anlaşma belgesi, 6325 sayılı Kanun m.18 uyarınca sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi alınarak ilam niteliğinde belgeye dönüşür. Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi ise şerh aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. Böylece uyuşmazlık, ayrıca dava açılmasına gerek kalmadan sonuçlandırılabilir.
Marka, patent, faydalı model ve tasarım tescili ile sınai mülkiyet uyuşmazlıklarında hukuki destek için bize ulaşın.
SMK m.29 kapsamında marka hakkına tecavüz, dava süreci, tazminat hesabı ve güncel Yargıtay kararları.
Devamını oku ›Makale6769 sayılı SMK kapsamında marka, patent ve tasarım tecavüzünde yoksun kalınan kazancın hesaplanma yöntemleri.
Devamını oku ›MakalePatent hakkına tecavüz hâlleri, açılabilecek davalar, tazminat ve SMK dayanağı.
Devamını oku ›MakaleTescilli tasarımın izinsiz kullanımı, dava ve tazminat yolları.
Devamını oku ›MakaleTescilli bir markanın mahkeme kararıyla hükümsüz kılınması ve şartları.
Devamını oku ›Makale6769 sayılı SMK kapsamında marka hakkına tecavüz suçları, cezaları ve şikâyet usulü.
Devamını oku ›