İş hukukundan doğan uyuşmazlıklarda doğru mahkemede dava açmak, hem görev hem yetki kurallarının bilinmesini gerektirir. Ayrıca birçok iş davasında arabulucuya başvurmak dava şartı olarak öngörülmüştür.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5, iş mahkemelerinin görev alanını belirler. İşçi ile işveren veya işveren vekili arasında iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ile İş Kanunu ve Sosyal Güvenlik mevzuatından doğan davalar iş mahkemesinde görülür.
İş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Görev kamu düzenindendir ve mahkemece resen dikkate alınır.
7036 sayılı Kanun m.6 uyarınca iş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Bu yetki kuralları işçi lehine güvence sağlar.
Birden fazla davalının bulunduğu hallerde herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir. Kanunda öngörülen bu yetki kurallarına aykırı yetki sözleşmeleri geçersiz sayılır.
7036 sayılı Kanun m.3, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı olarak düzenler. Arabuluculuğa başvurulmadan açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.
İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili rücu davaları bu zorunluluğun kapsamı dışındadır. Anlaşma sağlanamaması halinde son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi gerekir.
4857 sayılı İş Kanunu ek m.3, iş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, yıllık izin ücreti ve eşit davranma ilkesine aykırılıktan doğan tazminat için beş yıllık zamanaşımı süresi öngörür. Ücret alacaklarında ise aynı Kanun m.32 uyarınca beş yıllık süre uygulanır. Süre kural olarak alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlar. 7036 sayılı Kanun m.3, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının duracağını ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini kabul eder.
İşe iade taleplerinde fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya, anlaşmama hâlinde son tutanaktan itibaren iki hafta içinde mahkemeye başvurulmalıdır. İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat istemlerinde Türk Borçlar Kanunu m.146'daki on yıllık süre uygulanır; fiil suç oluşturuyorsa daha uzun ceza zamanaşımı gözetilir. Hizmet tespiti istemlerinde 5510 sayılı Kanun m.86 kapsamındaki hak düşürücü süre önem taşır. Süre hesabının fesih ve ödeme belgeleri üzerinden yapılması yerinde olur.
En sık karşılaşılan hata, arabuluculuk başvurusunda taraf olması gereken tüm işverenlerin gösterilmemesidir; asıl işveren ile alt işveren ilişkisinin bulunduğu dosyalarda her ikisi de başvuruya dâhil edilmezse, dava dava şartı yokluğundan usulden reddedilebilir. İkinci hata, talep konularının son tutanakta açıkça yazılmamasıdır. Üçüncü hata ise 7036 sayılı Kanun m.3'te gösterilen yetkili arabuluculuk bürosu yerine başka bir büroya başvurulmasıdır; karşı tarafın yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer ölçüt alınmalıdır. Başvuruda adres ve unvan bilgilerinin doğru yazılması da önem taşır.
Dava aşamasında sık görülen bir başka eksiklik, talebin niteliğine uygun dava türünün seçilmemesidir; belirsiz alacak davası ile kısmi dava arasındaki ayrım Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.107 ve m.109 çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yanlış tercih, ıslah ve zamanaşımı defi bakımından hak kaybına yol açabilir. Yetki itirazının cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak ileri sürülmemesi hâlinde yetkisiz mahkeme yetkili hâle gelir. İş mahkemesi yerine asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesinde dava açılması da gereksiz süre kaybı doğurur.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.5 uyarınca iş mahkemesinde; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesinde iş mahkemesi sıfatıyla görülür.
m.6'ya göre davalının yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.
İşçi-işveren alacak, tazminat ve işe iade davalarında zorunludur; ancak iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları m.3 kapsamında istisna tutulmuştur.
Kıdem-ihbar tazminatından işçilik alacaklarına, iş kazasından mobbinge kadar tüm iş hukuku uyuşmazlıklarında CMY Hukuk & Danışmanlık olarak süreçlerinizi yürütüyoruz. Bize ulaşın.
İşçinin İstifası ve Tazminat Hakları hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİşçinin Kişisel Verilerinin Korunması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleFeshin Son Çare (Ultima Ratio) İlkesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleToplu İşçi Çıkarma hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakalePrim ve ikramiye alacakları sözleşme, işyeri uygulaması veya toplu iş sözleşmesinden doğar; hesaplanması, ispatı, faiz ve zamanaşımı ile talep yolları.
Devamını oku ›MakaleRisk değerlendirmesi yükümlülüğü, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı uyarınca işverene aittir; hangi işyerlerinde zorunlu olduğu, yenilenmesi ve yaptırımı.
Devamını oku ›