İşçi ve işveren arasındaki birçok alacak ve işe iade uyuşmazlığında, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak bir dava şartıdır.
Bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabuluculuğa başvurmadan açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.
İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır. Bu davalar doğrudan mahkemede açılabilir.
Başvurudan sonra arabulucu, tarafları en kısa sürede bir araya getirmeye çalışır. Sürecin kanunda öngörülen süre içinde tamamlanması esastır. Taraflar anlaşırsa düzenlenen tutanak ilam niteliğinde belge sayılabilir.
Anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanağın aslı veya onaylı örneği, dava dilekçesine eklenir. Tutanak eklenmeden açılan davada mahkeme, eksikliğin giderilmesi için süre verir; verilen sürede eklenmezse dava usulden reddedilir.
Arabuluculuk görüşmelerinde alacakların doğru hesaplanması ve haklardan habersiz feragat edilmemesi büyük önem taşır. Sürecin lehinize yürütülmesi için hukuki destek almanız önemlidir.
Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa açılacak davada görevli mahkeme iş mahkemesidir (7036 sayılı Kanun m.5). İş mahkemesi kurulmayan yerlerde bu davalara, iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetki bakımından m.6, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesini yetkili sayar. Davalı birden fazlaysa, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir. Görev ve yetki itirazları ilk itiraz niteliğinde olduğundan cevap dilekçesiyle birlikte ileri sürülmelidir; süresinde ileri sürülmeyen itirazlar dinlenmez.
Bu yetki kuralı kesin niteliktedir ve taraflar arasında yapılan aksi yöndeki yetki sözleşmeleri geçerli değildir. İşçinin fiilen çalıştığı yer mahkemesinde dava açabilmesi, hak arama yolunu kolaylaştıran koruyucu bir düzenlemedir. Arabuluculuk başvurusunun da aynı ölçüte göre yapılması gerekir; başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yöneltilir. Yetkisiz büroya yapılan başvuru, karşı tarafın itirazı hâlinde sürecin geçersizliği sonucunu doğurabilir. Arabuluculuk aşamasında yapılan yetki itirazı son tutanakta ayrıca gösterilir ve dosyanın akıbetini doğrudan etkiler.
İşe iade talebinde işçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır (4857 sayılı Kanun m.20). Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılır. Bu süreler hak düşürücüdür; kaçırıldığında işe iade talebi esasa girilmeden reddedilir. Alacak talepleri bakımından ise zamanaşımına ilişkin ayrı bir düzen geçerlidir. Süreler tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başladığından tebligat parçasının saklanması büyük önem taşır; elden yapılan bildirimlerde imza ve tarih aranır.
Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir (7036 sayılı Kanun m.3). Büroya başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır (4857 sayılı Kanun ek m.3). Zamanaşımının başlangıcı, alacağın muaccel olduğu tarihe göre belirlenir ve her zaman fesih tarihiyle örtüşmez.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ya da işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Kıdem, ihbar, fazla çalışma ve yıllık izin alacakları bu kapsamda değerlendirilir.
Hayır, zorunlu değildir. 7036 sayılı Kanun m.3 uyarınca iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları dava şartı arabuluculuk kapsamı dışında tutulmuştur. Bu davalar doğrudan iş mahkemesinde açılabilir. Taraflar dilerse yine de ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.
Anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine eklenmelidir. Eklenmezse mahkeme, 7036 sayılı Kanun m.3 uyarınca bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde de sunulmazsa dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Bu nedenle tutanağın dava açılırken dosyaya eksiksiz sunulması gerekir.
Kıdem, ihbar ve işçilik alacakları ile işe iade davalarında hukuki destek için bize ulaşın.
İş güvencesi şartları, zorunlu arabuluculuk, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti.
Devamını oku ›Makaleİşyerinde eşitlik ilkesi, işverenin haklı sebep olmadıkça işçiler arasında ayrım yapmasını engeller; ayrımcılık tazminatı ve ispat konuları anlatılıyor.
Devamını oku ›Makaleİşçinin devamsızlığı, izinsiz ve haklı sebep olmaksızın işe gelmeme hâlinde işverene haklı fesih imkânı verir; tutanak, savunma ve ispat konuları anlatılıyor.
Devamını oku ›MakaleÖdenmeyen maaş ve ücret alacaklarının tahsili, faiz ve haklı fesih hakkı.
Devamını oku ›MakaleHaftalık 45 saati aşan çalışmalarda fazla mesai hakkı.
Devamını oku ›Makaleİş hukukunda ibranamenin geçerlilik şartları, miktar içermesi ve TBK m.420 dayanağı.
Devamını oku ›