Güvenlik tedbirleri, cezadan ayrı veya cezayla birlikte uygulanan, toplumu korumaya ve failin yeniden suç işlemesini önlemeye yönelik yaptırımlardır.
Güvenlik tedbiri, işlenen suç nedeniyle failin tehlikeliliğini gidermek ve yeniden suç işlemesini önlemek amacıyla uygulanan, cezadan ayrı bir yaptırım türünü ifade eder. Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, eşya ve kazanç müsaderesi, çocuklara ve akıl hastalarına özgü tedbirler ile tüzel kişilere ilişkin tedbirler bu kapsamdadır. Kanunda yazılı olmayan bir güvenlik tedbirine hükmedilemez.
Dayanak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.53 ve devamıSözlükte gör: Güvenlik Tedbiri ›Güvenlik tedbirleri, kusura değil tehlikeliliğe dayanan ve esas olarak toplumun korunmasını amaçlayan yaptırımlardır. Ceza ile birlikte veya bazı hâllerde ceza yerine uygulanabilir.
Kasten işlenen bir suçtan mahkûmiyet, kişinin belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına yol açabilir. Kamu görevi üstlenme, velayet ve belirli meslekleri icra gibi haklar bu kapsamda geçici olarak kısıtlanabilir; seçme ve seçilme ehliyetine ilişkin hak yoksunluğu ise Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden uygulanmaz (TCK m.53).
Suçun işlenmesinde kullanılan veya suçtan elde edilen eşya ve kazançların müsaderesine karar verilebilir. Eşya müsaderesi ve kazanç müsaderesi, suçun maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına hizmet eder.
Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri, çocuklara özgü tedbirler ve tüzel kişiler hakkında uygulanabilecek güvenlik tedbirleri kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Bu tedbirler, kişinin durumuna uygun koruma ve denetim sağlar.
Güvenlik tedbirleri, mahkûmiyetin sonuçlarını uzun süre etkileyebilir. Bu tedbirlere ilişkin değerlendirme ve itirazlarda hukuki destek alabilirsiniz.
Güvenlik tedbirine hükümle birlikte karar verilmişse, tedbir hükmün bir parçası sayılır ve hükme karşı öngörülen istinaf ya da temyiz yoluna başvurularak denetlettirilir. Buna karşılık müsadere, hak yoksunluğunun kapsamı veya infaz aşamasında ortaya çıkan tedbirlere ilişkin olarak ayrıca verilen kararlar, kural olarak itiraz kanun yoluna tabidir. Ceza Muhakemesi Kanunu m.268, hâkim veya mahkeme kararına karşı itirazın, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde yapılacağını düzenler.
İtiraz, kararı veren mercie verilecek bir dilekçeyle ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde incelemeye yetkili mercie gönderir. İnceleme mercileri aynı maddenin üçüncü fıkrasında ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, hükümde yer alan hak yoksunluklarının süre ve kapsamının gözden kaçırılmasıdır; bu nedenle gerekçeli kararın tebliğinden itibaren tedbir bölümünün ayrıca incelenmesi yerinde olur.
Mahkûmiyetin sonuçları, ceza infaz edildikten sonra da devam edebilir. Adli Sicil Kanunu m.13/A, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceğini düzenler. Bunun için, Türk Ceza Kanunu m.53'ün beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık sürenin geçmesi ve kişinin bu sürede yeni bir suç işlememiş olması aranır.
Talep, hükümlü veya vekili tarafından yapılır; karar verecek merci, hükmü veren mahkeme ya da hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemedir. Mahkeme kararını dosya üzerinden verebileceği gibi Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinleyerek de verebilir. Karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir. Kesinleşen karar adli sicil arşivine kaydedilir ve Kanun m.12 uyarınca arşiv kaydının silinmesi bakımından da sonuç doğurur. Bu yola başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır.
Güvenlik tedbirleri, failin kusuruna değil tehlikeliliğine dayanan; toplumu korumayı ve yeniden suç işlenmesini önlemeyi amaçlayan yaptırımlardır. Ceza ile birlikte veya bazı hâllerde ceza yerine uygulanabilir. Güvenlik tedbirleri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.53 ile m.60 arasında düzenlenmiştir; hak yoksunlukları, müsadere ile akıl hastaları, çocuklar ve tüzel kişilere özgü tedbirler bu kapsamdadır.
Kasten işlenen bir suçtan hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde kişi; kamu görevi üstlenmekten, seçme ve seçilme haklarından, vesayet ve kayyımlık görevlerinden ve belirli bir meslek veya sanatı icra etmekten yoksun bırakılabilir. Bu hak yoksunlukları Türk Ceza Kanunu m.53'te düzenlenmiştir ve kural olarak cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürer.
Müsadere, suçta kullanılan veya suçtan elde edilen değerlerin mülkiyetinin devlete geçirilmesidir. Türk Ceza Kanunu m.54 eşya müsaderesini, m.55 ise kazanç müsaderesini düzenler. İyiniyetli üçüncü kişilere ait eşya kural olarak müsadere edilmez; kazanç müsaderesinde eşyanın yerine geçen değerler de kapsama girer.
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında mağdur veya sanık vekilliği için bize ulaşın.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme kurumları.
Devamını oku ›Makale5271 sayılı CMK kapsamında tutuklama nedenleri, koşulları ve alternatifi olan adli kontrol tedbirleri.
Devamını oku ›MakaleKazanç elde etmek amacıyla mutat meslek ve uğraş halinde faizle ödünç para vermenin TCK m.241 kapsamında cezası anlatılır.
Devamını oku ›MakaleUyuşturucu ticareti ile kullanım suçları arasındaki fark.
Devamını oku ›Makale5237 sayılı TCK kapsamında suça iştirak: faillik, azmettirme ve yardım etme.
Devamını oku ›Makale5271 sayılı CMK kapsamında uzlaştırma kurumu: uzlaştırmaya tabi suçlar, uzlaştırmacı ve uzlaşmanın sonuçları.
Devamını oku ›