Coğrafi işaretler, bir ürünün belirli bir yöreyle olan bağını koruyan ve tüketiciye kalite güvencesi veren sınai haklardır. Bu güvencenin sürmesi, düzenli denetim ve resmi amblemin doğru kullanımına bağlıdır.
6769 sayılı SMK m.34, coğrafi işaretleri menşe adı ve mahreç işareti olarak ikiye ayırır. Menşe adında ürünün tüm üretim aşamaları belirli yöreye özgü iken, mahreç işaretinde en az bir aşamanın o yörede gerçekleşmesi yeterlidir.
Bu ayrım korumanın kapsamını ve coğrafi sınırın esnekliğini belirler. Menşe adı taşıyan ürün yalnızca sınırları belirtilen yörede üretilebilirken, mahreç işaretli ürünün üretiminin bir kısmı yöre dışında yapılabilir.
SMK m.49, tescil ettirene ve tescil başvurusunda belirtilen denetim merciine, ürünün coğrafi işaret koşullarına uygun üretilip üretilmediğini denetleme yükümlülüğü getirir. Denetim, hem üretim sürecini hem de piyasadaki ürünü kapsar.
Denetime ilişkin faaliyetler düzenli olarak yürütülür ve raporlanır. Denetim raporlarının Kuruma sunulması, korumanın işlevini sürdürebilmesi bakımından önemli bir yükümlülüktür.
SMK m.46, tescilli coğrafi işaretlerin kullanımında Kurumca belirlenen amblemin kullanılmasını düzenler. Amblem, ürünün tescil edilmiş bir coğrafi işaret taşıdığını tüketiciye gösteren resmi işarettir.
Amblemin ürün üzerinde ya da ambalajında kullanılması esastır; kullanılamadığı hallerde işaretin ilgili düzenlemeye uygun biçimde sunulması gerekir. Amblemin yanıltıcı veya tescil koşullarına aykırı kullanımı hukuki sorumluluk doğurabilir.
Denetim yükümlülüğü, coğrafi işaret korumasının sürdürülebilirliğinin güvencesidir. Denetim işlemlerinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.49'da belirtilen biçimde yerine getirilmemesi, tescilli coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının hükümsüzlüğü sebebi olarak düzenlenmiştir (SMK m.50/2). Hükümsüzlük, menfaati olanlar tarafından mahkemeden istenebilir ve dava sicilde tescil ettiren olarak kayıtlı kişiye karşı açılır; bu davalarda Kurum taraf gösterilmez (SMK m.50/1 ve m.50/3). Hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde korumanın sonuçları geçmişe etkili biçimde ortadan kalkar; bu nedenle denetim eksikliği yalnızca idari değil, hakkın varlığına ilişkin bir sorundur.
Hükümsüzlük sebepleri denetimle sınırlı değildir; tescilin kanunun aradığı şartlara uygun olmaması ya da başvurunun, başvuru hakkına sahip olmayan kişilerce yapılmış olması da hükümsüzlüğe yol açar (SMK m.50/2). Bu nedenle denetim planının uygulanabilir biçimde kurgulanması, denetim kayıtlarının düzenli tutulması ve raporların zamanında Kuruma sunulması korumanın devamı bakımından belirleyicidir. Denetim merciinin fiilen çalışmadığı hâllerde tescil, kâğıt üzerinde kalan bir hakka dönüşür. Denetim merciinin değişmesi hâlinde bu değişikliğin Kuruma bildirilmesi de ihmal edilmemelidir.
Tescile konu ürünün özelliklerini taşımadığı hâlde, coğrafi işaretin ününden yarar sağlayacak şekilde işaretin ya da amblemin ticari amaçla doğrudan veya dolaylı kullanımı tecavüz sayılır. Coğrafi işaretin kötüye kullanımı, taklidi veya çağrıştıracak biçimde kullanılması; ambalajda, tanıtımda ya da ürünle ilgili belgelerde menşe konusunda yanıltıcı açıklamalara yer verilmesi ve amblemin tüketiciyi yanıltıcı biçimde kullanılması da tecavüz oluşturur (SMK m.53/1). Coğrafi işaretin tescilli olduğuna ilişkin kaydın ürün, ambalaj veya fatura üzerine konulmamış olması eylemi tecavüz olmaktan çıkarmaz; bu kayıtlar yalnızca kusurun değerlendirilmesinde dikkate alınır (SMK m.53/3).
Coğrafi işareti kullanma hakkına sahip olanlar, tecavüz sayılan fiilleri tescil ettirene noter aracılığıyla bildirerek dava açılmasını isteyebilir. Tescil ettiren bu talebi kabul etmez ya da bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde dava açmazsa, kullanma hakkı sahipleri yapılan bildirimi de ekleyerek kendileri dava açabilir; açılan dava tescil ettirene ihbar olunur. Ciddi bir zarar tehlikesi karşısında süreyle bağlı kalmaksızın ihtiyati tedbir istenebilir (SMK m.53/2). Bu düzenleme, tescil ettirenin hareketsiz kaldığı hâllerde üreticilerin korumasız kalmasını önlemeyi amaçlar.
Menşe adında ürünün tüm üretim aşamaları belirli yöreye özgüdür; mahreç işaretinde ise en az bir üretim aşamasının o yörede yapılması yeterlidir (SMK m.34).
SMK m.49 uyarınca tescil ettiren ve başvuruda belirtilen denetim mercii, ürünün tescil koşullarına uygunluğunu denetlemekle yükümlüdür.
SMK m.46 gereği tescilli coğrafi işaretin kullanımında Kurumca belirlenen amblemin kullanılması esastır.
Marka, patent ve tasarım süreçlerinizde TÜRKPATENT sicilli vekilliğimiz ve hukuki danışmanlığımızla başvurudan uyuşmazlığa kadar her aşamada destek veriyoruz. Durumunuzu değerlendirelim.
Patent İhlalinde İstem Yorumu ve Eşdeğerler hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleSeri Marka ve Marka Ailesi Kavramı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakalePatent Başvurusunda Rüçhan Hakkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleFaydalı Modelde Araştırma Raporu hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTicari nitelikteki marka, patent ve tasarım uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu.
Devamını oku ›MakaleSınai mülkiyet haklarında rehin ve haciz SMK m.148 kapsamında mümkündür; marka, patent ve tasarım teminat gösterilebilir, sicile kayıt önem taşır.
Devamını oku ›