Suç tarihinden sonra kanun değişirse, sanığın lehine olan hüküm uygulanır. Bu ilke, kesinleşmiş mahkûmiyetlerde dahi uyarlama yargılamasını gündeme getirebilir.
Lehe olan hükmün uygulanması, suçun işlendiği tarih ile yargılama arasında kanun değişmişse failin lehine sonuç doğuran kanunun uygulanmasını ifade eder. Hâkim, eski ve yeni kanunu somut olaya ayrı ayrı uygulayıp ortaya çıkan sonuçları karşılaştırarak lehe olanı belirler. Lehe kanun, kesinleşmiş hükümler bakımından da uyarlama yargılaması yoluyla dikkate alınır.
Dayanak: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.7Sözlükte gör: Lehe Olan Hükmün Uygulanması ›5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesine göre, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. Aynı şekilde, suçun işlendiği zaman ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır.
Bu düzenleme, ceza kanunlarının geriye yürümezliği ilkesinin bir istisnası olarak lehe kanunun geçmişe etkili biçimde uygulanmasını sağlar. Amaç, failin sonraki elverişli düzenlemeden yararlanmasını temin etmektir.
Lehe kanunun uygulanması yalnızca derdest davalarla sınırlı değildir; hüküm kesinleşmiş olsa dahi lehe kanun söz konusu olduğunda uyarlama yargılaması yapılır. Bu değerlendirme, hükmü veren mahkeme tarafından dosya üzerinden ya da gerektiğinde duruşmalı olarak yapılabilir.
Uyarlama yargılamasında mahkeme, önceki ve sonraki kanunları somut olaya uygulayarak hangisinin sanık lehine sonuç doğurduğunu belirler. Sonuç olarak infaz edilmekte olan ceza dahi lehe düzenlemeye göre yeniden belirlenebilir.
Lehe kanun belirlenirken, önceki ve sonraki kanunlar bir bütün olarak somut olaya uygulanır ve hangisinin daha lehe sonuç verdiği tespit edilir. Farklı kanunların lehe hükümlerinin birleştirilerek melez bir uygulama oluşturulması, yani karma uygulama yasaktır.
Bu nedenle mahkeme, bir kanunun bazı hükümleriyle diğer kanunun bazı hükümlerini birlikte kullanamaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı da her iki kanunun ayrı ayrı bütün olarak uygulanıp sonuçların karşılaştırılmasını gerektirir.
Lehe kanun değerlendirmesinin hangi mercie yapılacağı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98. maddesinde düzenlenmiştir. Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olması veya sonradan yürürlüğe giren bir kanun hükmünün Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerekmesi hâlinde, karar hükmü veren mahkemeden istenir. Buna karşılık çektirilecek cezanın hesabında duraksama olması ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceğinin ileri sürülmesi hâlinde başvuru infaz hâkimliğine yapılır. Bu ayrım, talebin doğru mercie yöneltilmesi bakımından belirleyicidir.
Başvurunun infaza etkisi de aynı maddede gösterilmiştir. Kural olarak bu başvurular cezanın infazını ertelemez; ancak mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine ya da durdurulmasına karar verebilir. 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesi ise usule ilişkin iki noktayı netleştirir: lehe hükümlerin derhâl uygulanabildiği hâllerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir ve kesin hükümle sonuçlanmış davalarda lehe hükmün belirlenmesi amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz. Böylece uyarlama talepleri zamanaşımı gerekçesiyle karşılıksız bırakılmaz.
En sık rastlanan hata, iki kanunun birbirine karışacak biçimde uygulanmasıdır. 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesinin üçüncü fıkrası, lehe hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ve ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceğini açıkça söyler. Bir kanundan temel cezaya, diğerinden indirim hükmüne dayanılarak sonuç çıkarılması bu yönteme aykırıdır. Talep dilekçesinde, her iki kanuna göre ulaşılan sonuç cezaların ayrı ayrı hesaplanarak gösterilmesi ve hangi düzenlemenin neden lehe olduğunun açıklanması değerlendirmeyi kolaylaştırır.
İkinci sık hata, başvurunun yanlış mercie yöneltilmesidir. Lehe kanun değerlendirmesi hükmü veren mahkemeye, çektirilecek cezanın hesabına ilişkin duraksamalar ise infaz hâkimliğine aittir; bu ayrımın gözetilmemesi zaman kaybına yol açar. Ayrıca yalnızca kanun değişikliğine işaret edip lehe sonucu somutlaştırmayan talepler, dosya üzerinden yapılan incelemede karşılık bulmayabilir. Başvurunun infazı kendiliğinden durdurmadığı da unutulmamalıdır; infazın ertelenmesi veya durdurulması isteniyorsa bunun ayrıca ve gerekçesiyle talep edilmesi gerekir. Kesinleşmiş hükme ve infaz durumuna ilişkin belgelerin dilekçeye eklenmesi de incelemeyi hızlandırır.
Evet; 5237 sayılı TCK m.7 uyarınca suç tarihi ile sonraki kanun farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır. Bu, geriye yürümezlik ilkesinin bir istisnasıdır.
Evet; hüküm kesinleşmiş olsa bile lehe kanun söz konusuysa uyarlama yargılaması yapılır ve ceza yeniden belirlenebilir.
Hayır; karma uygulama yasaktır. Her kanun somut olaya bir bütün olarak uygulanır ve daha lehe sonucu veren kanun tercih edilir.
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında etkin savunma ve müdafilik hizmetiyle haklarınızı koruyoruz. Vakit kaybetmeden bize ulaşın.
Müsadere: Eşya ve Kazanç Müsaderesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleUzlaştırma Kapsamındaki Suçlar hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleCeza Muhakemesinde Basit Yargılama Usulü hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleCeza Muhakemesinde Seri Muhakeme Usulü hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleBeraat Kararı ve Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleYetkili merci tarafından konulan mühür veya işareti kaldırma yahut bozmanın TCK m.203 kapsamında cezası ele alınır.
Devamını oku ›