İş sözleşmesi sona eren işçiye, işverence; yaptığı işin türünü ve süresini gösteren bir çalışma belgesi verilmesi yasal bir zorunluluktur.
İşten ayrılan işçiye, işveren tarafından işinin çeşidini ve süresini gösteren bir çalışma belgesi (bonservis) verilir. İşçi talep ederse, belgede çalışmasının niteliği ve davranışları hakkında bilgi de yer alabilir.
Çalışma belgesinin zamanında verilmemesinden veya belgede gerçeğe aykırı bilgi bulunmasından zarar gören işçi ya da işçiyi işe alan yeni işveren, eski işverenden tazminat isteyebilir. Bu, belgenin doğruluğunu güvence altına alır.
İş ilişkisinin sona ermesinde işveren; işçinin ücret ve diğer alacaklarını ödemek, sigorta çıkışını yapmak ve gerekli bildirimleri zamanında gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüklere uyulmaması işçi alacaklarına ve idari yaptırımlara yol açar.
İşten çıkışta düzenlenen ibranamelerin geçerliliği özel koşullara bağlıdır. İşçinin gerçekte almadığı alacaklar için verdiği ibra, kanunun aradığı şekil ve içerik şartlarını taşımıyorsa geçersiz olabilir.
İşten çıkış sürecinde belgelerin ve ödemelerin eksiksiz olması, ileride doğacak uyuşmazlıkları önler. Haklarınızın korunması için hukuki destek alabilirsiniz.
Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı ile tazminatı ve işe iade talebiyle açılan davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3). İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin rücu davaları bu kapsamın dışındadır. Anlaşmaya varılamazsa düzenlenen son tutanağın aslı veya örneği dava dilekçesine eklenmelidir; eksiklik giderilmezse dava usulden reddedilir. Arabuluculuk sürecinde zamanaşımı işlemez ve hak düşürücü süreler de başvuru tarihinden son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar durur. Bu kural süre yönetimi bakımından önemlidir.
Görevli mahkeme iş mahkemesidir; iş mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi davaya bakar (7036 sayılı Kanun m.5). Yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin dava tarihindeki yerleşim yeri ile işin yahut işlemin yapıldığı yer mahkemesidir; davalı birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (m.6). Bu yetki kuralları kesin nitelikte olduğundan, sözleşmeye konulan farklı yetki kayıtları geçerli sayılmaz. İşe iade talebiyle açılacak davalarda ayrıca, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir aylık süre içinde arabulucuya başvurulması gerekir; bu süre kaçırıldığında talep sonuçsuz kalır.
Uygulamada çalışma belgesi ile ibraname sıklıkla birbirine karıştırılır. Çalışma belgesi yalnızca işin türünü ve süresini, işçi isterse niteliğini gösteren bir belgedir; alacakların ödendiğine dair ifadeler taşımamalıdır. İbranamenin geçerliliği ise ayrı koşullara bağlanmıştır: yazılı olması, sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmesi, alacak türünün ve tutarının açıkça belirtilmesi ve ödemenin banka aracılığıyla eksiksiz yapılması aranır (TBK m.420). Bu koşulları taşımayan ibra beyanı geçersizdir. Çalışma belgesinin hiç verilmemesi ise ayrı bir tazminat sorumluluğu doğurur ve idari yaptırıma konu olabilir. Belge talebinin yazılı olarak iletilmesi ispat kolaylığı sağlar.
İkinci hata grubu, çıkış işlemlerinin kayda yanlış geçirilmesidir. Sigortalı işten ayrılış bildirgesindeki çıkış kodunun gerçek fesih sebebiyle uyuşmaması, işçinin işsizlik ödeneği ve kıdem tazminatı gibi haklarını doğrudan etkiler. Belgelerin süresinde düzenlenmemesi idari para cezalarına yol açar. Ayrıca alacakların süresinde istenmesi gerekir; yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve kötüniyet tazminatı gibi kalemler beş yıllık zamanaşımına tabidir (4857 sayılı İş Kanunu ek m.3). Bu nedenle işten çıkış işlemlerinde bordro, bildirge, ibraname ve ödeme belgelerinin birbiriyle tutarlı düzenlenmesi gerekir. Belgeler arasındaki çelişki, yargılamada işveren aleyhine değerlendirilir.
Evet, zorunludur. 4857 sayılı İş Kanunu m.28 uyarınca işten ayrılan işçiye, işveren tarafından işinin çeşidini ve süresini gösteren bir çalışma belgesi verilir. İşçi isterse belgede çalışmasının niteliği ve davranışları hakkında bilgi de yer alabilir. Belgenin düzenlenmesi işverenin takdirine bırakılmış bir husus değildir.
Belgenin zamanında verilmemesinden veya belgede gerçeğe aykırı bilgi bulunmasından zarar gören işçi ya da işçiyi işe alan yeni işveren, eski işverenden tazminat isteyebilir (4857 sayılı İş Kanunu m.28). Bu talep iş mahkemesinde ileri sürülür. Ayrıca söz konusu yükümlülüğe aykırılık idari para cezası yaptırımına da bağlanmıştır.
İşveren, iş sözleşmesi sona erdiğinde işçinin ücret ve diğer alacaklarını ödemek, sigorta çıkış bildirimini yapmak ve mevzuatta öngörülen bildirimleri süresinde gerçekleştirmekle yükümlüdür. Kıdem ve ihbar tazminatı ile kullanılmayan yıllık izin ücreti de koşulları varsa bu kapsamdadır. Yükümlülüklere uyulmaması işçilik alacağı davalarına ve idari yaptırımlara yol açabilir.
Kıdem, ihbar ve işçilik alacakları ile işe iade davalarında hukuki destek için bize ulaşın.
İş hukukunda ibranamenin geçerlilik şartları, miktar içermesi ve TBK m.420 dayanağı.
Devamını oku ›Makaleİşçinin sadakat borcu, işverenin meşru menfaatlerini korumayı ve sır saklamayı gerektirir; borca aykırılık hâlleri ile fesih bakımından sonuçları anlatılıyor.
Devamını oku ›Makaleİşyerinde psikolojik taciz (mobbing) unsurları: davranışın sistematik ve sürekli olması, işverenin sorumluluğu, ispat sorunu ve işçinin başvuru yolları.
Devamını oku ›MakaleÖdenmeyen maaş ve ücret alacaklarının tahsili, faiz ve haklı fesih hakkı.
Devamını oku ›Makale4857 sayılı İş Kanunu kapsamında iş güvencesinden yararlanma koşulları ve geçerli fesih kavramı.
Devamını oku ›MakaleSigortasız çalışmanın tespiti için açılan dava.
Devamını oku ›