Belirli süreli iş sözleşmesi işveren tarafından haksız biçimde erken feshedilirse, işçi sözleşmenin kalan süresine ait ücreti (bakiye süre ücreti) isteyebilir. Başka işten kazandıkları bu tutardan indirilir.
Belirli süreli iş sözleşmesi, belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak yapılır (İş K m.11). Süre dolmadan haklı sebep olmaksızın feshedilemez.
İşveren sözleşmeyi haksız yere erken sona erdirirse, işçi kural olarak sözleşmenin sonuna kadar çalışsaydı elde edeceği ücret alacağına hak kazanır (TBK m.438).
Bakiye süre ücreti, feshin haksız yapıldığı tarihten sözleşmenin normal bitiş tarihine kadar olan süreye ilişkin ücret üzerinden hesaplanır. Bu, işçinin çalışmadan elde edeceği bir alacaktır.
İşçinin bu süre içinde başka bir işten kazandığı ya da kazanmaktan kasten kaçındığı miktarlar, bakiye süre ücretinden indirilir (TBK m.438/2). Böylece işçinin sebepsiz zenginleşmesi önlenir.
Belirli süreli sözleşmede kural olarak ihbar tazminatı doğmaz; çünkü sözleşmenin sona erme tarihi bellidir. Ancak koşulları varsa kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları saklıdır.
Sözleşmenin gerçekten belirli süreli olup olmadığı önemlidir; objektif koşul olmadan zincirleme yapılan sözleşmeler belirsiz süreli sayılabilir ve sonuçlar değişir.
Bakiye süre ücreti bir işçilik alacağı olduğundan, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3). Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanağın aslının veya arabulucuca onaylanmış örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerekir. Bu belge sunulmadan açılan dava, esasa girilmeksizin usulden reddedilir. Arabuluculuk aşamasında varılan anlaşma ise icra edilebilirlik yönünden güçlü bir belge oluşturur ve ayrıca dava açılmasına gerek bırakmaz. Arabuluculuk görüşmelerine geçerli bir mazeret olmaksızın katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi yargılama giderlerinden sorumlu tutulabilir.
Görevli mahkeme iş mahkemesidir; iş mahkemesi kurulmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki bakımından davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri ile işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir (7036 sayılı Kanun m.6). Bu yetki kuralına aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir; taraflar sözleşmeyle başka bir mahkemeyi yetkili kılamaz. İşveren birden çok iş yerine sahipse, işçinin fiilen çalıştırıldığı yer esas alınır. İşverenin merkezinin başka bir ilde bulunması, işçinin fiilen çalıştığı yer mahkemesinde dava açmasına engel oluşturmaz; bu imkân işçiyi korumaya yöneliktir.
Bakiye süre ücreti niteliği itibarıyla bir ücret alacağı sayıldığından, Türk Borçlar Kanunu m.147 uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Süre, alacağın muaccel olduğu andan itibaren işlemeye başlar; uygulamada bu an, haksız feshin gerçekleştiği ve sözleşmenin fiilen sona erdiği tarih olarak değerlendirilir. Zamanaşımı def'i hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; davalının bunu süresi içinde ve usulüne uygun biçimde ileri sürmesi gerekir. Aksi hâlde alacak, süre dolmuş olsa bile hüküm altına alınabilir. Sözleşmenin gerçekten belirli süreli olup olmadığı tartışmalıysa, zamanaşımı değerlendirmesi de bu nitelendirmenin sonucuna göre yapılır. Nitelendirme çoğu dosyada ilk tartışma konusudur.
Arabuluculuk bürosuna yapılan başvuru zamanaşımını keser ve hak düşürücü sürelerin işlemesini durdurur. Bu nedenle sürenin dolmasına az kalan hâllerde başvuru tarihinin belgelenmesi önem taşır. Islah yoluyla talep miktarının artırılması hâlinde, artırılan kısım bakımından zamanaşımı def'i ayrıca ileri sürülebilir. Bu nedenle dava dilekçesinde belirsiz alacak davası ile kısmi dava arasındaki tercihin baştan doğru yapılması, sonradan doğacak zamanaşımı tartışmalarını ve hak kayıplarını önler. Faiz başlangıcı bakımından da temerrüdün hangi tarihte oluştuğunun dilekçede açıkça gösterilmesi, alacağın tam olarak hüküm altına alınmasını sağlar.
Sözleşmenin kalan süresine ait ücreti (bakiye süre ücreti) isteyebilirsiniz; başka işten elde ettiğiniz kazançlar bu tutardan düşülür.
Kural olarak yoktur; çünkü sözleşmenin bitiş tarihi bellidir. Ancak kıdem tazminatı ve diğer alacaklar koşulları varsa istenebilir.
Objektif koşul olmadan üst üste yapılan belirli süreli sözleşmeler belirsiz süreli sayılabilir; bu durumda ihbar ve işe iade sonuçları gündeme gelir.
Kıdem-ihbar tazminatından işçilik alacaklarına, iş kazasından mobbinge kadar tüm iş hukuku uyuşmazlıklarında CMY Hukuk & Danışmanlık olarak süreçlerinizi yürütüyoruz. Bize ulaşın.
İşten Çıkış Kodları ve Sonuçları hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİşyerinde Disiplin Cezaları ve Savunma hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİş sözleşmesinde cezai şart, belirli yükümlülüklere aykırılık hâlinde kararlaştırılır; işçi aleyhine düzenlemenin sınırları ile geçerlilik ölçütü anlatılıyor.
Devamını oku ›Makaleİşyerinde eşitlik ilkesi, işverenin haklı sebep olmadıkça işçiler arasında ayrım yapmasını engeller; ayrımcılık tazminatı ve ispat konuları anlatılıyor.
Devamını oku ›MakaleKısmi Süreli Çalışmada Kıdem ve İhbar hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›Makaleİş Kazasında İşverenin Kusuru ve Sorumluluğu hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›