Satın alınan mal ayıplı çıktığında tüketicinin kanunla tanınmış birden çok seçimlik hakkı vardır. Bu hakların hangi koşullarda ve ne kadar sürede kullanılabileceği önem taşır.
6502 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre, sözleşmeye uygun olmayan; ambalajında, etiketinde veya tanıtımında yer alan niteliği taşımayan ya da amaca uygun olmayan mal ayıplı sayılır. Ayıbın gizli veya açık olması, sorumluluğun kapsamını etkiler.
Kanun'un 11. maddesi tüketiciye dört seçimlik hak tanır: satılanı geri vererek sözleşmeden dönme (bedel iadesi), malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini isteme, ayıp oranında bedel indirimi isteme ve ücretsiz onarım isteme. Tüketici bu haklardan dilediğini serbestçe seçebilir.
Tüketici ücretsiz onarım veya ayıpsız misli ile değişim haklarından birini seçtiğinde, bu talebin satıcıya, üreticiye ya da ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur; yönetmelik eki listede yer alan mallarda ücretsiz onarım talebi ise yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde karşılanır. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir. Seçilen hakkın yerine getirilmesi imkânsız ya da orantısız güçlükleri beraberinde getiriyorsa tüketici diğer haklara yönelebilir.
Sözleşmeden dönme veya ayıp oranında indirim hakları ise her durumda kullanılabilir. Sözleşmeden dönülmesi hâlinde ödenen bedelin tümü tüketiciye iade edilir; malın değer kaybı iade tutarından düşülmez.
Kural olarak satıcı, malı ayıptan ari teslim etmekle yükümlüdür ve teslim anında var olan ayıplardan sorumludur. Tüketicinin sözleşme kurulduğu sırada ayıptan haberdar olduğu hâller sorumluluğu ortadan kaldırabilir.
6502 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca, kanunlarda veya sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde ayıptan sorumluluk, malın tesliminden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıp ağır kusur veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.10, tüketici lehine önemli bir karine getirir: teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda ayıbın sonradan ve tüketicinin kullanım hatasından doğduğunu ispat yükü satıcıya geçer. Altı aylık süre dolduktan sonra ise ayıbın teslim anında mevcut bulunduğunu tüketici ispatlamak durumundadır. Malın niteliğine veya ayıbın türüne aykırı düşen hâllerde bu karinenin uygulanmayacağı da kanunda ayrıca belirtilmiştir. Bu karine tüketicinin ispat yükünü önemli ölçüde hafifletir; ancak ayıbı satıcıya bildirme ve seçimlik hakkı kullanma külfetini ortadan kaldırmaz.
İspat aracı olarak fatura, garanti belgesi, servis formları, teslim tutanakları ve taraflar arasındaki yazışmalar öne çıkar. Uyuşmazlıkta ayıbın varlığı ile kullanım hatası ayrımı çoğunlukla bilirkişi incelemesiyle belirlenir; bu nedenle malın onarım amacıyla servise bırakılması sırasında tutanak alınması önem taşır. Satıcıya yapılan bildirimin tarihini gösteren yazılı ya da elektronik kayıtlar, seçimlik hakkın süresinde kullanıldığını ortaya koymak bakımından da işlevseldir. Yalnızca sözlü görüşmelere dayanan taleplerde ispat güçlüğü yaşanması sık rastlanan bir sorundur. Elektronik ortamda yapılan alışverişlerde sipariş onayı, kargo teslim kaydı ve platform üzerindeki mesajlaşmalar da bu belgelerin tamamlayıcısı olarak sunulmalıdır.
Ayıplı maldan doğan uyuşmazlıklarda, kanunda belirlenen parasal sınırın altında kalan talepler için tüketici hakem heyetine başvurulması zorunludur (6502 sayılı Kanun m.68). Bu sınırlar her yıl yeniden değerlendirildiğinden, başvurudan önce yürürlükteki eşiğin kontrol edilmesi gerekir. Başvuru, tüketicinin yerleşim yerindeki ya da işlemin yapıldığı yerdeki heyete yapılır. Heyet kararlarına karşı, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edilebilir. Sınırın üzerindeki talepler doğrudan tüketici mahkemesinde dava konusu edilir. Heyet kararı süresinde itiraz edilmezse bağlayıcı hâle gelir ve gereği yerine getirilmediğinde ilam niteliğinde belge olarak icraya konulabilir.
Tüketici mahkemesinde açılacak davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6502 sayılı Kanun m.73/A). Hakem heyetinin görevli olduğu uyuşmazlıklar ile ihtiyati tedbir talepleri bu kuralın dışında tutulmuştur. Tüketicilerin açtığı davalar harçtan muaftır; ancak tebligat ve bilirkişi giderleri için gider avansı yatırılması gerekir. Yetki bakımından tüketicinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili kılınmıştır ve bu düzenleme davanın takibini kolaylaştırır. Sürecin hangi mercide başlatılacağının doğru saptanması gereksiz zaman kaybını önler. Yargılama sırasında malın incelenmeye elverişli biçimde saklanması ve gerektiğinde mahkemeye ibraz edilebilmesi de ispat bakımından önem taşır.
Evet; 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki seçimlik haklar arasında sözleşmeden dönerek ödenen bedelin iadesini isteme hakkı da vardır. Bu hakkı diğer seçeneklere başvurmadan doğrudan kullanabilirsiniz.
Satıcı, seçilen hakkın yerine getirilmesi imkânsızsa veya orantısız güçlük doğuruyorsa buna itiraz edebilir; ancak bu durumda tüketici diğer seçimlik haklara yönelebilir.
Aksine bir düzenleme yoksa ayıptan sorumluluk teslimden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıp hile ile gizlenmişse satıcı bu süreden yararlanamaz.
Ayıplı mal-hizmet, cayma hakkı, banka ve kredi uyuşmazlıklarında hakem heyeti ve tüketici mahkemesi süreçlerinde yanınızdayız. Bize ulaşın.
Tüketici Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAbonelik Sözleşmelerinde Otomatik Yenileme hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleKredide Zorunlu Tutulan Hayat Sigortası hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTüketici Hakem Heyeti Parasal Sınır ve Yetki hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTicari reklamların denetimi, örtülü reklam yasağı ve idari yaptırımlarını düzenleyen 6502 sayılı TKHK m.61-63 ve Reklam Kurulu.
Devamını oku ›MakaleKatılımcı bulma esasına dayanan piramit satış sistemlerinin 6502 sayılı TKHK m.80 uyarınca kesin yasağı ve tüketiciyi koruma amacı.
Devamını oku ›