Bankalar kredi verirken çoğu zaman hayat sigortası veya başka ek ürünleri şart koşabilmektedir. Oysa tüketicinin açık talebi olmadan bu ürünlerin dayatılması kural olarak mümkün değildir.
6502 sayılı Kanun'un 29. maddesi, tüketicinin yazılı veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla açık talebi olmaksızın kredi bağlantılı sigorta yaptırılamayacağını düzenler. Tüketicinin talebi bulunsa dahi, sunulan sigortanın kredi konusuyla ve tutarıyla orantılı olması beklenir.
Bu ilke, kredinin verilmesinin bir sigorta veya ek ürün satın alınması koşuluna bağlanmasını engellemeyi amaçlar. Tüketici, dilerse aynı teminatı sağlayan başka bir sigortayı da bankaya sunabilir.
Konut finansmanı sözleşmelerine ilişkin 6502 sayılı Kanun'un 38. maddesi, tüketicinin yazılı veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla açık talebi olmaksızın kredi bağlantılı sigorta yaptırılamayacağını ve konut finansmanı sözleşmesinin, kredi ile ilgili olanlar hariç yan finansal ürün ve hizmetlerin satın alınması şartına bağlanamayacağını düzenler. Burada da tüketicinin iradesi dışında sigorta ya da ek hizmet dayatılamaz.
Tüketici, kredi ile bağlantılı sigortayı yaptırmak isterse, kendi tercih ettiği sigorta şirketinden aldığı poliçeyi kuruluşa kabul ettirebilir. Kuruluşun bu poliçeyi geçerli teminat olarak kabul etmesi gerekir.
Tüketicinin açık talebi olmadan yapılan sigorta primi haksız olarak tahsil edilmiş sayılır ve iadesi talep edilebilir. Tüketici, önce ilgili kuruluşa yazılı başvuruda bulunabilir, sonuç alamazsa Tüketici Hakem Heyeti veya tüketici mahkemesi yoluna gidebilir.
Uygulamada Yargıtay'ın yerleşik içtihadı da, tüketicinin bilgisi ve onayı dışında yapılan sigortalarda prim iadesine hükmedilmesi yönündedir. Bu nedenle sözleşme belgeleri ve ödeme dekontlarının saklanması önemlidir.
Uyuşmazlığın merkezinde, tüketicinin sigorta için açık bir talebinin bulunup bulunmadığı yer alır. Bu nedenle kredi sözleşmesi, ödeme planı, sigorta poliçesi, teklif formu ve imzalanan tüm ekler bir arada değerlendirilir. Matbu sözleşme metnine yerleştirilmiş ve ayrıca imzalanmamış onay kutucukları açık talep olarak kabul edilmeyebilir. Primin kredi tutarına eklenerek tek seferde tahsil edildiğini gösteren dekont ve hesap ekstreleri ise ödemenin gerçekleştiğini ortaya koyan temel belgelerdir. Poliçe başlangıç tarihi ile kredinin kullandırıldığı tarihin örtüşmesi de değerlendirmede dikkate alınır.
Tüketici, sözleşme ve eklerinin bir örneğinin kendisine verilmediğini ileri sürüyorsa bu belgeleri kredi kuruluşundan yazılı olarak isteyebilir. Kuruluşa yapılan yazılı başvuru ve alınan cevap, sürecin sonraki aşamalarında delil oluşturur. Sigortanın kredi tutarı ve vadesiyle orantılı olup olmadığı da poliçe üzerinden incelenir. Belgelerin bir kısmı elde edilemiyorsa bunların karşı taraftan celbi istenebilir; bu istemin başvuru ya da dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi ve belgelerin tanımlanması gerekir. Şube görüşmelerine ilişkin yazışmalar ve elektronik kayıtlar da destekleyici delil olarak sunulabilir.
Sık yapılan hataların başında, iade isteminin yalnızca sözlü olarak iletilmesi ve yazılı bir başvuru yapılmaması gelir. Yazılı başvuru olmadan uyuşmazlığın hangi tarihte doğduğu ve tarafların iradesi ortaya konamaz. Bir diğer hata, talebin parasal sınır gözetilmeden yanlış mercie yöneltilmesidir; sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvurulması zorunludur. Yanlış mercie yapılan başvuru zaman kaybına ve bazı hâllerde hak kaybına yol açar. Başvuruda karşı tarafın unvanının hatalı yazılması da tebligat sorunları nedeniyle süreci uzatır.
Talebin kapsamının eksik belirlenmesi de sıkça görülür. İadesi istenen tutarın yanında, kredinin erken kapatılması hâlinde kullanılmayan döneme ilişkin primin durumu ayrıca değerlendirilmelidir. Ayrıca poliçenin tümüyle geçersiz sayılmasının, sağladığı teminatın da baştan itibaren ortadan kalkması sonucunu doğurabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Kredi borcunun devam ettiği dosyalarda, sigortanın sunduğu korumanın sürdürülüp sürdürülmeyeceği bilinçli bir tercih olarak ele alınmalı ve sonuçları önceden değerlendirilmelidir. Sigorta şirketi ile bankanın ayrı tüzel kişiler olduğu da husumet yönünden gözetilmelidir.
Kredinin verilmesi, tüketicinin açık talebi olmadan sigorta yaptırılması koşuluna bağlanamaz. Tüketici talep etse bile sigortanın kredi ile orantılı olması gerekir.
Evet; aynı teminatı sağlayan başka bir şirketten alınan poliçe kuruluşa sunulabilir ve geçerli teminat olarak kabul edilmelidir.
Açık talebiniz olmadan yapılan sigortanın primi haksız tahsil sayılır; kuruluşa başvuru, ardından Hakem Heyeti veya tüketici mahkemesi yoluyla iade istenebilir.
Ayıplı mal-hizmet, cayma hakkı, banka ve kredi uyuşmazlıklarında hakem heyeti ve tüketici mahkemesi süreçlerinde yanınızdayız. Bize ulaşın.
Tüketici Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAyıplı Malda Değişim ve Bedel İadesi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAbonelik Sözleşmelerinde Otomatik Yenileme hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTüketici Hakem Heyeti Parasal Sınır ve Yetki hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAyıplı Mal ve Tüketici Hakem Heyeti Başvurusu hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleMesafeli Satışta Cayma Hakkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›