Bir miktar para veya malvarlığı ortaya koyarak sisteme yeni katılımcılar bulma koşuluyla kazanç vaat eden yapılar, gerçekçi olmayan beklenti yarattığından kanun tarafından açıkça yasaklanmıştır. Bu yasak, tüketicilerin maddi kayba uğramasını önlemeyi amaçlar. Bu tür yapılar çoğunlukla sosyal medya ve tanıdık çevresi aracılığıyla yayıldığından, tüketicilerin bilinçlendirilmesi büyük önem taşır. Sistemin ilk katılanlarına kısa süreli kazanç sağlaması, sonradan katılan çoğunluğun zararını gizleyerek yapının güvenilir görünmesine yol açabilir. Bu görüntü, çevredeki tanıdıkların da sisteme katılmasını teşvik ederek zararın büyümesine neden olur ve mağdur sayısını kısa sürede hızla artırır ve zincirleme biçimde daha geniş bir kitleyi etkiler; bu nedenle erken aşamada bilinçlendirme ve tüketicilerin şikayetlerini vakit geçirmeden bildirmesi büyük önem taşır.
Madde 80 e göre piramit satış, katılımcılarına bir bedel karşılığında aynı şartlarla başka katılımcılar bulma koşuluyla kazanç olanağı umudu veren ve kazancı büyük ölçüde diğer katılımcıların davranışına bağlı kılan sistemdir.
Bu sistemlerde asıl gelir, satılan bir mal veya hizmetten değil, yeni katılımcıların ödediği bedellerden elde edilir; bu yapı sürdürülemez olduğundan sonradan katılanların büyük bölümü zarar eder.
Kanun, piramit satış sisteminin kurulmasını, yayılmasını veya tavsiye edilmesini yasaklamıştır. Bu yasak yalnızca sistemin kurucularını değil, sistemi tanıtan veya teşvik edenleri de kapsar.
Çok katmanlı pazarlama adı altında sunulan bazı yapılar, gerçek bir ürün satışına dayanmayıp esas olarak katılımcı kazandırmaya odaklanıyorsa piramit satış olarak nitelendirilebilir. Bu ayrımın yapılmasında ürünün gerçek piyasa değeri önemli bir ölçüt oluşturur.
Bakanlık, piramit satış sistemleriyle ilgili gerekli incelemeleri yapmaya ve elektronik ortamda yürütülen sistemlerin ülke içinde durdurulması dahil tedbirleri almaya yetkilidir.
Böyle bir sisteme katılmış olan tüketici, zararının tazmini için hem ilgili kişiler hakkında şikayette bulunabilir hem de hukuki yollara başvurarak ödediği bedelin iadesini talep edebilir.
Piramit satış sistemlerinin kurulması, yaygınlaştırılması veya tavsiye edilmesi yasaktır (6502 sayılı Kanun m.80). Böyle bir sistemin varlığı tespit edilirse, yetkili bakanlık sistemin durdurulmasına yönelik tedbirleri almaya yetkilidir. İnternet üzerinden yürütülen yapılarda erişimin engellenmesi de gündeme gelebilir. Ayrıca yasağa aykırı davrananlar hakkında idari para cezası uygulanır; cezanın miktarı her yıl yeniden değerlendirildiğinden, başvurudan önce yürürlükteki düzenlemenin kontrol edilmesi yerinde olur. Bu tür yapılarda tanıtım yaparak sisteme katılım sağlayan kişiler bakımından da sorumluluk doğabileceği gözden kaçırılmamalıdır; her olay kendi koşullarında değerlendirilir.
Zarara uğrayan kişiler, sistemin işleyişine ilişkin belge ve kayıtlarla birlikte ilgili bakanlığın il müdürlüklerine ya da tüketicinin korunmasıyla görevli birimlere şikâyette bulunabilir. Fiilin hile ile kazanç sağlama boyutuna ulaştığı hâllerde dolandırıcılık suçu bakımından cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir (Türk Ceza Kanunu m.157). İdari yaptırım, cezai sorumluluk ve özel hukuktan doğan iade talepleri birbirinden bağımsızdır; birinin sonuçsuz kalması diğer yolların kapanması anlamına gelmez. Şikâyet başvurusunun yazılı biçimde ve ekleriyle birlikte yapılması, denetim biriminin inceleme yürütebilmesi bakımından süreci belirgin biçimde hızlandırır.
Kanunun açıkça yasakladığı bir sisteme dayanan sözleşme, konusu hukuka aykırı olduğundan kesin hükümsüzdür (Türk Borçlar Kanunu m.27). Bu durumda taraflar arasında geçerli bir borç ilişkisi doğmaz ve yapılan ödemeler sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebilir (Türk Borçlar Kanunu m.77). Sistemin işleticisi yanında, katılım bedelini tahsil eden kişiler bakımından da haksız fiil sorumluluğu değerlendirilebilir. Talebin yöneltileceği kişilerin doğru belirlenmesi, tahsil imkânını doğrudan etkiler. Ayrıca sistemin işleyişini bilerek destekleyenler bakımından müteselsil sorumluluk gündeme gelebileceğinden, davalıların kim olacağının baştan doğru belirlenmesi gerekir.
İade talebi tüketici işlemi niteliği taşıyorsa, kanunda gösterilen parasal sınıra göre tüketici hakem heyetine ya da tüketici mahkemesine başvurulur (6502 sayılı Kanun m.68 ve m.73). İspat bakımından banka dekontları, sisteme katılım formları, tanıtım sunumları, mesajlaşma kayıtları ve kazanç vaadini gösteren yayınlar önem taşır. Ödemelerin elden ya da kripto varlıklarla yapıldığı hâllerde ciddi ispat güçlüğü doğar; bu nedenle iz bırakan ödeme yöntemlerine ilişkin kayıtların saklanması belirleyici olur. Uyuşmazlık tüketici işlemi kapsamında değilse, genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde dava açılması gerektiği de gözetilmelidir.
Yasak kapsamındadır; sistemi kuran kadar yayan veya tavsiye edenler de kanuna aykırı hareket etmiş sayılır.
Kazancın esas olarak yeni katılımcı bulmaya bağlı olduğu yapılarda ürün satışı görünümü yasağı ortadan kaldırmaz.
Bakanlığa bildirimde bulunabilir ve ödediği bedelin iadesi için hukuki yollara başvurabilir; sistemin niteliğine göre ceza şikayeti de değerlendirilebilir ve tüm belge ile yazışmaların delil olarak saklanması önemlidir.
Ayıplı mal-hizmet, cayma hakkı, banka ve kredi uyuşmazlıklarında hakem heyeti ve tüketici mahkemesi süreçlerinde yanınızdayız. Bize ulaşın.
Tüketici İşleminin Tanımı ve Kapsamı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAyıplı Hizmette Seçimlik Haklar hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleFinansal Tüketicinin Korunması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleKredi Kartında Faiz ve Asgari Ödeme hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleBankacılık Sözleşmelerinde Haksız Şart Denetimi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTüketici Kredisinde Sözleşme Öncesi Bilgilendirme hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›