Türk Borçlar Kanunu kira sözleşmelerini genel ve özel olarak düzenler; konut ve çatılı işyeri kiraları, kiracıyı koruyan özel hükümlere tabidir.
Türk Borçlar Kanunu'nda kira sözleşmeleri; genel hükümlere tabi kira, konut ve çatılı işyeri kiraları ile ürün (hasılat) kirası olarak ayrılır. Hangi hükümlerin uygulanacağı, kiralananın niteliğine göre belirlenir.
Konut ve çatılı işyeri kiraları, kiracının korunmasına yönelik özel hükümlere tabidir. Tahliye sebeplerinin sınırlı sayıda olması, kira bedelinin belirlenmesi ve sözleşmenin kendiliğinden uzaması gibi kurallar bu kapsamda uygulanır.
Üzerinde çatı bulunmayan arsa, açık otopark gibi taşınmazların kirası genel hükümlere tabidir ve özel koruyucu hükümler uygulanmaz. Ürün kirası ise kiracıya ürün veya gelir devşirme hakkı tanıyan ayrı bir türdür.
Bir kiranın konut veya çatılı işyeri kirası sayılıp sayılmaması; tahliye davası, kira tespiti ve sözleşmenin sona ermesi gibi pek çok konuda farklı sonuçlar doğurur. Bu nedenle kiralananın niteliği isabetle belirlenmelidir.
Kiralananın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi, hak ve yükümlülüklerinizi doğrudan etkiler. Sözleşmenizin ve uyuşmazlığınızın doğru değerlendirilmesi için hukuki destek almanız önemlidir.
Konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin koruyucu hükümler her sözleşmeye uygulanmaz. Geçici kullanıma özgülenmiş ve altı ay ya da daha kısa süreli kiralarda bu hükümler uygulanmaz; yazlık ev veya kısa süreli konaklama amacıyla yapılan kiralar bu istisnaya örnek gösterilebilir (TBK m.339). Kamu kurum ve kuruluşlarının kiraya verdiği taşınmazlar bakımından da özel mevzuat hükümleri saklıdır. Niteleme yapılırken sözleşmenin başlığı değil, kiralananın fiilen hangi amaçla ve ne kadar süreyle kullanıldığı esas alınır. Sözleşmenin uzaması hâlinde niteleme yeniden yapılmaz; kuruluş anındaki kullanım amacı esas alınmaya devam eder.
Bağımsız bölümün hem konut hem işyeri olarak kullanıldığı karma durumlarda ağırlıklı kullanım amacı belirleyicidir. Konutun eklentisi niteliğindeki garaj, depo veya bahçe, asıl sözleşmenin rejimine tabidir. Kiracıyı koruyan hükümler emredici niteliktedir; kira bedelinin ödenmemesi dışındaki sebeplerle cezai şart öngören ya da sonraki kira bedellerinin muaccel olacağını belirten anlaşmalar geçersizdir (TBK m.346). Kiracı aleyhine düzenleme yasağı, sözleşmeye konulan ve kanunun tanıdığı hakları daraltan kayıtların uygulanmasını da engeller. Bu yasak, kira sözleşmesiyle bağlantılı olarak yapılan ve kiracıyı başka bir edimle yükümlü kılan anlaşmaları da kapsar.
Kiralananın niteliğine ilişkin tartışma çoğu kez tahliye ya da kira tespiti davası içinde çözülür. Bu davaların tamamı, konusu ve değeri gözetilmeksizin sulh hukuk mahkemesinde görülür (HMK m.4). Genel hükümlere tabi bir kirada tahliye istemi sürenin dolması veya fesih bildirimiyle sonuç doğurabilecekken, konut ve çatılı işyeri kirasında yalnızca kanunda sayılan sebeplere dayanılabilir. Bu nedenle dava dilekçesinde kiralananın niteliğinin ve dayanılan sebebin açıkça ortaya konulması gerekir. Tarafların sözleşmede yer verdiği nitelendirme mahkemeyi bağlamaz; değerlendirme dosya kapsamına göre yapılır.
Yetki bakımından davalının yerleşim yeri mahkemesi yanında sözleşmenin ifa yeri mahkemesi de tercih edilebilir (HMK m.6, m.10). Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı olduğundan, niteleme tartışması çoğu kez ilk kez arabuluculuk aşamasında gündeme gelir; sürecin doğru kurgulanması sonraki yargılamayı da etkiler (6325 sayılı Kanun m.18/B). Kiralananın niteliğinin yanlış belirlenmesi, dava sebebinin dayanaksız kalmasına ve talebin esastan reddine yol açar; bu sonuç yeniden dava açılmasını gerektirdiğinden ciddi bir zaman kaybı doğurur. Bu nedenle arabuluculuk aşamasında talebin hukuki dayanağının doğru kurulması ayrıca önem taşır.
Konut ve çatılı işyeri kirası, üzerinde çatı bulunan ve barınma ya da işyeri olarak kullanılan taşınmazların kirasıdır. Bu kiralar kiracıyı koruyan özel hükümlere tabi olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.339-356 arasında düzenlenmiştir. Tahliye sebepleri sınırlı sayıdadır ve sözleşme kural olarak kendiliğinden uzar.
Üzerinde çatı bulunmayan arsa, açık otopark ve benzeri taşınmazların kirası genel hükümlere tabidir; kiracıyı koruyan özel düzenlemeler bu kiralarda uygulanmaz. Ürün kirası ise kiracıya ürün veya gelir devşirme hakkı tanıyan ayrı bir türdür. Ayrım, kiralananın niteliğine ve kullanım biçimine göre yapılır.
Kiralananın konut ve çatılı işyeri kirası sayılıp sayılmaması; tahliye davası, kira bedelinin tespiti, sözleşmenin uzaması ve fesih bildirimlerinin şekli gibi konularda farklı sonuçlar doğurur. Yanlış nitelendirme, açılan davanın reddine veya hak kaybına yol açabilir. Bu nedenle kiralananın niteliği, sözleşme kurulurken ve dava açılmadan önce doğru belirlenmelidir.
Tahliye, kira tespiti ve kira alacağı süreçlerinde hukuki destek için bize ulaşın.
Geçerli ve koruyucu bir kira sözleşmesinin unsurları.
Devamını oku ›MakaleTicari taşınmaz kiralamalarında özel hükümler.
Devamını oku ›MakaleKira ilişkisinde kiracının temel hak ve yükümlülükleri.
Devamını oku ›Makaleİhtiyaç, tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar ve temerrüt yoluyla kiracı tahliyesinin şartları.
Devamını oku ›MakaleKira bedelinin mahkemece belirlenmesi süreci.
Devamını oku ›MakaleBelirli süreli kira sözleşmesinin sürenin sonunda kendiliğinden uzaması.
Devamını oku ›