Kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde kaydedilmesi, başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi Türk Ceza Kanunu'nda ayrı suçlar olarak düzenlenmiştir.
Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kişi cezalandırılır. Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşleri, ırkı, sağlığı veya cinsel hayatı gibi özel nitelikli verilerin kaydedilmesi hâlinde ceza artırılır.
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi hakkında hapis cezası öngörülmüştür. Verinin basın-yayın yoluyla yayılması ağırlaştırıcı sebep olabilir.
Kanunların belirlediği sürelerin geçmesine rağmen verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanların bu görevlerini yerine getirmemesi de suç oluşturur. Böylece verilerin gereğinden fazla saklanması engellenir.
Bu suçlar, kişisel verilerin korunmasına ilişkin idari düzenlemelerden bağımsız bir cezai koruma sağlar. Bir fiil hem idari yaptırıma hem cezai sorumluluğa konu olabilir; idari ve cezai süreçler ayrı yürür.
Kişisel veri suçlarında delillerin dijital niteliği değerlendirmeyi teknikleştirir. Mağdur veya şüpheli olarak haklarınızın korunması için hukuki destek almanız önemlidir.
Kişisel verilerin kaydedilmesi, hukuka aykırı olarak verilmesi veya ele geçirilmesi ile verileri yok etmeme suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.139). Bu fiiller öğrenildiğinde Cumhuriyet başsavcılığınca kendiliğinden soruşturulur; mağdurun şikâyetten vazgeçmesi soruşturmayı sona erdirmez. Bu yönüyle söz konusu suçlar, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı diğer bazı suçlardan açıkça ayrılır. Buna karşılık aynı bölümde yer alan ve şikâyete bağlı olan diğer fiiller bakımından altı aylık şikâyet süresine uyulması gerekir.
Soruşturma çoğunlukla dijital delillere dayandığından, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma tedbirleri gündeme gelir. Bu tedbirler hâkim kararına bağlıdır ve kanunda öngörülen usule uyulmadan elde edilen veriler hukuka aykırı delil sayılır (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.134). Yedekleme ve imaj alma işlemlerinin usulüne uygun yapılması, hem iddianın hem savunmanın dayanağı bakımından belirleyicidir. Elde edilen dijital verilerin bütünlüğünü gösteren özet değerlerin tutanağa geçirilmesi de delilin sonradan tartışmaya açılmasını önler.
Bu bölümde tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur (Türk Ceza Kanunu m.140). Tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri, faaliyet izninin iptali ve müsadere olarak öngörülmüştür. Bu tedbirler, kişisel veri işleyen şirket ve kuruluşların sorumluluğunu doğrudan gündeme getirir ve veri güvenliğine ilişkin iç düzenlemelerin ciddiyetle uygulanmasını zorunlu kılar. Bu nedenle veri işleyen kuruluşlarda yetki matrislerinin, erişim kayıtlarının ve ihlal bildirim süreçlerinin önceden yazılı hâle getirilmesi beklenir.
Tüzel kişiye özgü güvenlik tedbirleri, bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştirakiyle, bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen suçlarda uygulanır (TCK m.60). Bu sorumluluk, veri sorumlusu hakkında ayrıca idari yaptırım uygulanmasına engel değildir. Aynı fiil nedeniyle idari, cezai ve hukuki süreçler birbirinden bağımsız biçimde yürüyebilir. Bu nedenle uyum çalışmalarının yalnızca idari yaptırım riskine göre kurgulanması yeterli olmaz.
Evet, suçtur. 5237 sayılı TCK m.135 uyarınca hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kişi hapis cezasıyla cezalandırılır. Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine, ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin verilerin kaydedilmesi hâlinde ceza artırılır.
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, 5237 sayılı TCK m.136 uyarınca hapis cezasıyla cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi cezayı artıran hâldir.
Evet. TCK m.138 uyarınca, kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına rağmen verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanların bu görevlerini yerine getirmemesi suç oluşturur. TCK m.139 gereğince bu bölümdeki bu suçlar şikâyete bağlı değildir; savcılık öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Verilerin süresi geçtikten sonra silinmesi, idari düzenlemelerde de ayrıca öngörülmüştür.
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında mağdur veya sanık vekilliği için bize ulaşın.
Özel hayatın gizliliğini ihlal, görüntü ve ses kaydı, ifşa ve TCK m.134 dayanağı.
Devamını oku ›Makale5237 sayılı TCK kapsamında bilişim sistemine girme, sistemi engelleme/bozma ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçları.
Devamını oku ›MakaleKişisel verilerin korunması ve çerez politikası.
Devamını oku ›MakaleTCK m.107 kapsamında şantaj suçu, unsurları ve cezası.
Devamını oku ›MakaleKendisine teslim edilen malı amacı dışında kullanma suçu.
Devamını oku ›MakaleTCK m.267 kapsamında işlenmeyen bir suçu isnat etme suçu.
Devamını oku ›