Haciz konulduktan sonra alacaklının, malın satışını kanuni süre içinde istemesi gerekir; bu süre kaçırılırsa haciz kendiliğinden kalkar.
Mal haczedildikten sonra satış kendiliğinden yapılmaz; alacaklının satış talebinde bulunması gerekir. Satış talebi, haczin amacına ulaşması ve alacağın tahsili için zorunlu bir adımdır.
Alacaklı, haczedilen taşınır ve taşınmaz mallar için, haciz tarihinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde satış isteyebilir. Bu süre içinde satış istenmezse haciz hükümsüz kalır ve mal üzerindeki kısıtlama kalkar.
Satış isteme süresi geçirilirse, o mala ilişkin haciz kalkar ve alacaklı yeniden haciz talep etmek zorunda kalır. Bu durum, hem zaman hem de masraf kaybına yol açar; bu nedenle sürelerin takibi büyük önem taşır.
Satış talebiyle birlikte, satış giderleri için avans yatırılması gerekir. Giderlerin zamanında karşılanmaması da satış sürecini aksatabilir; bu nedenle süreç planlı yürütülmelidir.
İcra takibinde süreler hak düşürücü niteliktedir ve kaçırılması ağır sonuçlar doğurur. Takibin doğru yönetimi için hukuki destek almanız önemlidir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.106, alacaklı veya borçlunun hacizden itibaren bir yıl içinde haczedilen malın satışını isteyebileceğini düzenler; bu süre taşınır ve taşınmaz ayrımı yapılmaksızın uygulanır. Kanunun m.110 hükmüne göre satış kanuni süre içinde istenmez ya da satış talebi geri alınıp süresi içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Satış talebi bir defaya mahsus olmak üzere geri alınabilir. Haczin düşmesine rağmen mal üzerinde işlem yapılması hâlinde ilgililer icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurabilir.
Şikâyet, kural olarak öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde yapılır; ancak kamu düzenine aykırılık oluşturan ve bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin hâllerde şikâyetin süreye bağlı olmadığı kabul edilir. Düşmüş haczin sicilden terkini talebi bu nitelikte görülür. Kanunun m.22 hükmü uyarınca şikâyet, icra mahkemesince karar verilmedikçe icranın durmasını gerektirmez; bu nedenle gerekiyorsa ayrıca tedbir talebinde bulunulmalıdır. Şikâyetin kabulü hâlinde mahkeme, hukuka aykırı işlemin iptaline veya düzeltilmesine karar verir. Karara karşı istinaf yoluna başvurulup başvurulamayacağı, uyuşmazlığın konusuna ve kanunda öngörülen sınırlara göre belirlenir.
En sık görülen hata, satış talebinin gerekli avans yatırılmadan yapılmasıdır. Satış giderleri için avans verilmeden yapılan talep usulüne uygun sayılmayabilir ve süre işlemeye devam eder. İkinci hata, sürenin başlangıcının yanlış belirlenmesidir; süre takip talebi veya takibin kesinleşmesi tarihinden değil, o mal bakımından haczin uygulandığı tarihten hesaplanır. Birden çok mal ayrı tarihlerde haczedilmişse her mal için ayrı süre işler. Bu ayrımın gözden kaçırılması, bazı mallar üzerindeki haczin sessizce düşmesine yol açar.
Bir diğer hata, kıymet takdirine itiraz sürecinin sürenin işlemesini durdurduğu varsayımıyla beklenmesidir. İtiraz süreci devam etse dahi satış isteme süresinin takibi ihmal edilmemelidir. Ayrıca hacizli malın üçüncü kişide bulunması veya istihkak iddiasıyla karşılaşılması hâlinde sürelerin nasıl işleyeceği ayrıca değerlendirilmelidir. Süre geçtikten sonra yeniden haciz talep edilebilirse de, bu arada mal üzerinde başkaca hacizler konulmuş olabileceğinden alacaklı sırasını kaybedebilir. Takip dosyasındaki tarihlerin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi, bu kaybı önleyen en basit yöntemdir.
Haczedilen taşınır ve taşınmaz mallarda satışın, haciz tarihinden itibaren bir yıl içinde istenmesi gerekir. Süre 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.106'da düzenlenmiştir. Haciz konulduktan sonra satış kendiliğinden yapılmadığından, alacaklının bu süre içinde icra dairesine satış talebinde bulunması ve talebini takip etmesi zorunludur.
Süresi içinde satış istenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar ve mal üzerindeki kısıtlama sona erer. Bu sonuç 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.110'da düzenlenmiştir. Alacaklının takibe devam edebilmesi için yeniden haciz talep etmesi gerekir; bu da zaman ve masraf kaybına yol açar.
Evet; satış talebinde bulunulurken kıymet takdiri ve satış giderlerinin peşin olarak yatırılması gerekir. Giderlerin süresinde karşılanmaması hâlinde satış talebi yapılmamış sayılabilir ve haczin düşmesi gündeme gelir. Bu yükümlülük 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.110 kapsamında değerlendirilir; süreç bu nedenle planlı yürütülmelidir.
İcra takibi, haciz ve itiraz süreçlerinde hukuki destek için bize ulaşın.
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip, rehinle güvence altına alınan alacağın tahsilini sağlar; ilamlı ve ilamsız yolun işleyişi ile itiraz anlatılıyor.
Devamını oku ›MakaleHaczedilen malların açık artırma ile satışı ve ihale süreci.
Devamını oku ›Makaleİcra ihalesinin feshi sebepleri, şikâyet süresi, zarar unsuru ve İİK dayanağı.
Devamını oku ›Makaleİstihkak davası, haczedilen malın üçüncü kişiye ait olduğu iddiasıyla açılır; İcra ve İflas Kanunu'ndaki usul, ispat yükü ve takibin durumu ele alınıyor.
Devamını oku ›Makale2004 sayılı İİK kapsamında haczedilen malların muhafazası, yediemin tayini, sorumluluğu ve muhafaza giderleri.
Devamını oku ›MakaleAlacakların ve takiplerin zamanaşımı süreleri.
Devamını oku ›