İcra inkar tazminatı, takibe haksız yere itiraz eden borçlunun, itirazın iptali davasında alacaklı lehine ödemeye mahkûm edilebileceği bir tazminat türüdür.
Borçlunun, ödemesi gereken bir borca kötü niyetle veya haksız yere itiraz ederek takibi durdurması, alacaklıyı zarara uğratır. İcra inkar tazminatı, bu haksız itirazı caydırmayı ve alacaklının uğradığı gecikme zararını telafi etmeyi amaçlar.
Tazminata hükmedilebilmesi için; geçerli bir takibe itiraz edilmiş olması, alacaklının itirazın iptali davası açması, davanın kabul edilmesi ve alacağın likit (belirli, hesaplanabilir) olması gerekir. Likit olmayan alacaklarda kural olarak icra inkar tazminatına hükmedilmez.
İcra inkar tazminatı, hükmolunan alacağın belirli bir oranından az olamaz. Tazminata yalnızca talep hâlinde hükmedilir; alacaklının dava dilekçesinde bu talebi açıkça ileri sürmesi gerekir. Talep edilmemişse mahkeme resen tazminata karar veremez.
Alacaklının takibinde haksız çıkması hâlinde ise, borçlunun talebiyle alacaklı aleyhine de tazminata hükmedilebilir. Böylece haksız takip riski iki yönlü dengelenmiş olur.
İcra inkar tazminatı talebinin doğru zamanlanması ve alacağın likit niteliğinin ortaya konması, davanın sonucunu doğrudan etkiler. Sürecin doğru yönetimi için hukuki destek almanız önemlidir.
İtirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açılmalıdır (İİK m.67). Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece resen gözetilir. Bir yıllık süre kaçırıldığında alacak sona ermez; alacaklı genel hükümlere göre alacak davası açabilir. Ancak bu davada takibin devamına karar verilemeyeceği gibi icra inkar tazminatına da hükmedilemez. Bu nedenle sürenin başlangıç anının, yani itirazın usulüne uygun tebliğ tarihinin doğru saptanması belirleyicidir. Takibe konu alacak bakımından ayrıca genel zamanaşımı sürelerinin işlediği de gözden kaçırılmamalıdır; zamanaşımı def'i, yargılamanın her aşamasında tartışma konusu olabilir.
Alacaklının elinde İİK m.68 ve devamında sayılan nitelikte bir belge varsa, dava yerine icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu talep, kanunda öngörülen altı aylık süre içinde ileri sürülmelidir; süre geçerse aynı takip dosyası üzerinden itirazın kaldırılması istenemez (İİK m.68). İtirazın kaldırılması yolunda da haksız çıkan taraf aleyhine tazminata hükmedilebilir. İki yol arasındaki seçim, belgenin niteliğine ve alacağın likit olup olmadığına göre yapılır. İcra mahkemesinin verdiği karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığından taraflar, genel mahkemede dava açma hakkını korur. Bu yönüyle iki yolun sonuçları da farklıdır.
İtirazın iptali davasında görev, genel hükümlere göre belirlenir. Uyuşmazlığın niteliğine göre asliye hukuk, asliye ticaret, tüketici veya iş mahkemesi görevli olabilir; görevin yanlış belirlenmesi davanın usulden reddine yol açar. Yetki bakımından davalının yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili olmakla birlikte, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir (HMK m.6, m.10). İtirazın kaldırılması istemleri ise takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yöneltilir (İİK m.4). Görevsizlik kararı verilmesi hâlinde dosyanın süresi içinde görevli mahkemeye gönderilmesi istenmelidir; aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve takip düşmüş olabilir.
Görevin belirlenmesi, dava şartı arabuluculuk bakımından da önem taşır. İtirazın iptali davası ticari nitelikte bir alacağa dayanıyorsa, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (TTK m.5/A). Aynı şekilde iş ilişkisinden ve tüketici işlemlerinden kaynaklanan alacaklar için de kendi mevzuatlarında dava şartı arabuluculuk öngörülmüştür. Zorunlu arabuluculuk aşaması atlanarak açılan dava, esasa girilmeksizin usulden reddedilir. Bu nedenle takip öncesinde alacağın niteliğinin ve taraf sıfatlarının doğru belirlenmesi, sürecin tamamını etkiler. Yanlış yol seçimi, tazminat talebinin reddine yol açabilir.
İcra inkar tazminatı, ilamsız takibe haksız yere itiraz eden borçlunun, itirazın iptali davasının kabulü hâlinde alacaklı lehine ödemeye mahkûm edildiği tazminattır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.67'de düzenlenmiştir. Amaç, haksız itirazı caydırmak ve alacaklının gecikmeden doğan zararını gidermektir. Tazminata hükmedilebilmesi için davanın kabul edilmesi ve alacağın likit olması gerekir.
İcra ve İflas Kanunu m.67 uyarınca tazminat, hükmolunan alacağın yüzde yirmisinden az olamaz. Tazminata yalnızca talep hâlinde hükmedilir; alacaklının bu talebi dava dilekçesinde açıkça ileri sürmesi gerekir. Talep bulunmuyorsa mahkeme kendiliğinden tazminata karar veremez. Bu nedenle tazminat isteminin dava dilekçesinde ayrı bir talep kalemi olarak gösterilmesi önem taşır.
Hayır, kural olarak alacağın likit yani belirli ve kolayca hesaplanabilir olması gerekir. Miktarı yargılamayı ve bilirkişi incelemesini gerektiren alacaklarda icra inkar tazminatına hükmedilmez. Likit olmayan alacaklarda talep reddedilir. Alacaklının takibinde haksız çıkması hâlinde ise borçlunun talebiyle alacaklı aleyhine tazminata karar verilebilir; böylece haksız takip riski iki yönlü olarak dengelenir.
İcra takibi, haciz ve itiraz süreçlerinde hukuki destek için bize ulaşın.
İcra dairesinin taşınmaz mali haczetmesi halinde bu haczin tapu siciline nasıl şerh edileceğini ve tasarruf yetkisine etkisini m.91 çerçevesinde anlatır.
Devamını oku ›Makaleİcra takibine itirazın icra mahkemesinde belgeyle kaldırılması, itirazın iptalinden farkı ve İİK dayanağı.
Devamını oku ›MakaleÖdeme emrine süresinde itiraz edilmemesi veya itirazın kaldırılması halinde takibin kesinleşmesini ve bunun doğuracağı hukuki sonuçları açıklar.
Devamını oku ›MakaleBorçlu olmadığını ispat için açılan davalar.
Devamını oku ›Makaleİş güvencesi kapsamı dışındaki işçinin kötüniyetli feshe karşı kötüniyet tazminatı ve İş Kanunu dayanağı.
Devamını oku ›Makaleİcra takibinde borca itiraz ile imzaya itiraz arasındaki fark, sonuçları ve İİK dayanağı.
Devamını oku ›