Tüketicinin ekonomik davranışlarını bozan, aldatıcı veya saldırgan nitelikteki ticari uygulamalar haksız sayılır ve yasaktır.
Bir ticari uygulamanın; mesleki özenin gereklerine aykırı olması ve tüketicinin ekonomik davranışını önemli ölçüde bozması ya da bozma ihtimali taşıması hâlinde haksız ticari uygulamadan söz edilir. Bu uygulamalar kanunla yasaklanmıştır.
Ürünün niteliği, fiyatı, yararları veya satıcının kimliği konusunda tüketiciyi yanıltan ya da önemli bilgileri gizleyen uygulamalar aldatıcıdır. Tüketici, bu yanıltma olmasaydı farklı bir karar verecek olsaydı, uygulama haksız sayılır.
Taciz, zorlama veya haksız etkiyle tüketicinin karar verme özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtlayan uygulamalar saldırgan nitelikte haksız uygulamalardır. Bu tür baskıcı yöntemler de yasak kapsamındadır.
Haksız ticari uygulamalar, ilgili idari makamlarca denetlenir ve idari para cezası gibi yaptırımlara konu olur. Uygulamanın durdurulması ve düzeltilmesi de istenebilir. Tüketici, mağduriyetini ilgili mercilere bildirebilir.
Haksız ticari uygulamalardan doğan mağduriyetlerde haklarınızı bilmek önemlidir. Tüketici uyuşmazlıklarınızda hukuki destek alabilirsiniz.
Haksız ticari uygulamalara ilişkin denetim, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 63. maddesiyle kurulan Reklam Kurulu tarafından yürütülür. Kurul, ticari reklamlara ve haksız ticari uygulamalara ilişkin ilkeleri belirler, resen ya da şikâyet üzerine inceleme yapar. Kanunun 62. maddesine aykırı bulunan uygulamalar hakkında durdurma, aynı yöntemle düzeltme ve idari para cezası yaptırımları uygulanabilir. Uygulamanın niteliğine göre tedbiren durdurma kararı da verilebilir ve alınan kararlar kamuoyuna duyurulabilir. Kurul, inceleme sırasında ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; istenen bilgilerin verilmemesi ya da yanıltıcı bilgi sunulması ayrıca yaptırıma bağlanmıştır.
İdari yaptırım kararlarına karşı başvuru yolu idari yargıdır. İlgililer, kararın tebliğinden itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda öngörülen süre içinde idare mahkemesinde iptal davası açabilir. Dava açılması kural olarak kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; ancak koşulları varsa yürütmenin durdurulması istenebilir. İdari denetim ile tüketicinin bireysel talepleri birbirinden bağımsızdır: Reklam Kurulunun ceza vermesi tüketicinin zararını gidermez, tüketicinin dava açmaması da idari yaptırımı engellemez. Aynı fiil hakkında hem idari yaptırım uygulanması hem de özel hukuk davası açılması mümkündür; bu iki sürecin sonuçları birbirini bağlamaz.
Haksız ticari uygulama, tüketicinin ekonomik davranışını korumaya yönelik bir kavramdır ve tüketici mevzuatında düzenlenmiştir. Haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanunu'nun 54. ve devamı maddelerinde yer alır; burada korunan menfaat, dürüst ve bozulmamış rekabet ortamı ile rakiplerin piyasadaki konumudur. Aynı fiil her iki hükme birden aykırılık oluşturabilir; örneğin yanıltıcı bir reklam hem tüketiciye karşı haksız ticari uygulama hem de rakiplere karşı haksız rekabet sayılabilir. Başvurulacak merci ve ileri sürülecek talepler ise farklıdır.
Haksız şart kavramı da ayrı bir kurumu ifade eder. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 5. maddesi, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye konulan ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde tüketici aleyhine dengesizlik yaratan hükümleri haksız şart sayar ve bunların tüketiciyi bağlamayacağını öngörür. Haksız şart sözleşme metnindeki bir kayda ilişkinken, haksız ticari uygulama satış öncesindeki veya sırasındaki davranış ve iletişim biçimine ilişkindir. Uyuşmazlıkta hangi kurumun ileri sürüleceği, istenecek sonuca göre belirlenir. Bir sözleşme ilişkisinde her iki kurumun birlikte gündeme gelmesi de mümkündür; bu durumda taleplerin ayrı ayrı gerekçelendirilmesi beklenir.
Bir ticari uygulamanın mesleki özenin gereklerine aykırı olması ve tüketicinin ekonomik davranışını önemli ölçüde bozması ya da bozma ihtimali taşıması hâlinde haksız ticari uygulamadan söz edilir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.62 bu uygulamaları yasaklamıştır; aldatıcı ve saldırgan uygulamalar başlıca türleridir.
Aldatıcı uygulamalar; ürünün niteliği, fiyatı, yararları veya satıcının kimliği konusunda tüketiciyi yanıltan ya da önemli bilgileri gizleyen davranışlardır. Saldırgan uygulamalar ise taciz, zorlama veya haksız etkiyle tüketicinin karar verme özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtlar. Her iki tür de TKHK m.62 kapsamında yasaktır.
Haksız ticari uygulamalar Ticaret Bakanlığı ve Reklam Kurulu gibi ilgili idari makamlarca denetlenir; şikâyet bu mercilere yapılabilir. Uygulamanın durdurulması, düzeltilmesi ve idari para cezası gibi yaptırımlar gündeme gelir. Bireysel zararlar için ayrıca tüketici hakem heyetine veya tüketici mahkemesine başvurulabilir.
Ayıplı mal/hizmet, cayma hakkı ve hakem heyeti süreçlerinde hukuki destek için bize ulaşın.
Tüketiciyi yanıltan reklam ve haksız ticari uygulamalara karşı koruma.
Devamını oku ›MakaleTüketiciyle yapılan sözleşmelerdeki haksız şartların geçersizliği ve TKHK m.5 dayanağı.
Devamını oku ›Makale6502 sayılı Kanun kapsamında fiyat etiketi zorunluluğu, etiket ile kasa fiyatı farkı ve tüketicinin hakları.
Devamını oku ›Makale6502 sayılı Kanun kapsamında mesafeli satışlarda tüketiciye sözleşme öncesi yapılması gereken ön bilgilendirme.
Devamını oku ›Makale6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemlerinde temerrüt faizi sınırı ve tüketici aleyhine düzenleme yasağı.
Devamını oku ›Makale6502 sayılı Kanun kapsamında ayıpsız üründe beğenmeme nedeniyle iade ile mesafeli satışta cayma hakkının farkı.
Devamını oku ›