Eser sahibinin ölümü, manevi hakların sona ermesi anlamına gelmez. Kanun, bu hakların belirli kişiler tarafından belirli bir süre boyunca kullanılmaya devam edebileceğini özel olarak düzenlemiştir.
5846 sayılı Kanunun 19'uncu maddesi uyarınca eser sahibi, umuma arz, adın belirtilmesi ve eserde değişiklik yapılmasını önleme yetkilerinin kullanılış tarzını kendisi belirlememiş veya bir kişiye bırakmamışsa, bu yetkilerin ölümünden sonra kullanılması önce vasiyeti tenfiz memuruna aittir.
Vasiyeti tenfiz memuru atanmamışsa yetki sırasıyla sağ kalan eş ve çocuklara, mansup mirasçılara, ana-babaya ve kardeşlere geçer. Bu sıra kanunda açıkça belirlenmiş olup tarafların kendi aralarında farklı bir sıra oluşturması mümkün değildir.
Eser sahibinin ölümünden sonra yukarıda sayılan kişiler, m.14, 15 ve 16'ncı maddelerin üçüncü fıkralarında eser sahibine tanınan hakları, eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl boyunca kendi adlarına kullanabilir. Bu süre, eserin koruma süresiyle uyumlu biçimde belirlenmiştir.
Yetkili kişiler bu haklarını kullanmazsa, eser sahibinden veya halefinden mali bir hak edinen kişi, meşru bir menfaatinin bulunduğunu ispat etmek kaydıyla bu hakları kendi adına kullanabilir. Böylece manevi hakların tamamen sahipsiz kalması önlenmiş olur.
Yetkili kişiler birden fazla olup müdahale konusunda birleşemezlerse, uyuşmazlığı mahkeme basit yargılama usulü ile ve eser sahibinin muhtemel arzusuna en uygun şekilde çözer. Bu düzenleme, manevi hakların kullanımında eser sahibinin iradesinin esas alınmasını amaçlar.
Kanunda sayılan yetkili kişilerden hiçbiri bulunmaz, bulunup da yetkisini kullanmaz ya da yetmiş yıllık süre sona ererse, eser memleket kültürü bakımından önemli görülüyorsa Kültür ve Turizm Bakanlığı bu hakları kendi adına kullanabilir.
Manevi hakların ihlali hâlinde yetkili kişiler tecavüzün kaldırılması davası açabilir (FSEK m.67). Eser sahibinin adı belirtilmeden kullanım yapılması, eserde onun itibarını zedeleyen değişiklikler yapılması veya eserin izinsiz umuma arz edilmesi tipik ihlallerdir. Tecavüzün sürmesi ya da tekrarlanması tehlikesi bulunuyorsa men davası da açılabilir (FSEK m.69). Bu talepler mali hak sahiplerinin istekleriyle birlikte ileri sürülebilir; hukuka aykırı çoğaltılmış nüshalar bakımından da karar verilmesi istenebilir. Talepler, ihlalin niteliğine ve süresine göre birlikte ileri sürülebilir.
Manevi hakları zedelenen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık tazminat isteyebilir (FSEK m.70). Koşulları varsa kararın ilan edilmesine hükmedilmesi de talep edilebilir. İhlalin ceza hükümlerini ilgilendirdiği hâllerde şikâyet yoluna başvurulabilir. Manevi hakları kullanmaya yetkili kişi ile mali hak sahibinin farklı olması hâlinde davanın kimin tarafından açılacağı baştan belirlenmelidir; aksi hâlde sıfat yokluğu nedeniyle ret riski doğar. Eserin künyesi ve yayın tarihleri, ihlalin ortaya konmasında belirleyicidir. Zararın kapsamı, eserin bilinirliği ve kullanımın yaygınlığı gözetilerek belirlenir.
Bu davalarda görevli mahkeme, dava konusunun miktarına ve kanunda gösterilen cezanın derecesine bakılmaksızın ihtisas mahkemesi olan fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir (FSEK m.76). Bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde, davaya bakmakla görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakar. Ceza yargılamasını gerektiren hâllerde ise fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi görevlidir. Görev kuralı kamu düzenindendir; taraflar sözleşmeyle aksini kararlaştıramaz ve mahkeme bu hususu kendiliğinden gözetir. Görevsizlik kararı üzerine dosya, süresinde talep edilirse ilgili mahkemeye gönderilir.
Yetki bakımından genel kurallar uygulanır ve dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Haksız fiil niteliğindeki ihlallerde fiilin işlendiği ya da zararın doğduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Yetki itirazının süresinde ve usulüne uygun ileri sürülmesi gerekir; aksi hâlde mahkeme yetkili hâle gelir. İnternet üzerinden gerçekleşen ihlallerde, erişim kayıtlarının kaybolmaması için delil tespiti istenmesi yararlıdır. Mirasçılar arasında yetki tartışmalıysa davacının kanundaki sıraya göre sıfatını ortaya koyması gerekir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda Türkiye'de gerçekleşen kullanımın tespiti belirleyici olur.
Önce vasiyeti tenfiz memuru, o yoksa sırasıyla eş ve çocuklar, mansup mirasçılar, ana-baba ve kardeşler bu yetkiyi kullanır.
Hayır, kanunda sayılan kişiler bu hakları eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl boyunca kullanabilir.
Hayır, eser memleket kültürü bakımından önemli görülüyorsa Kültür ve Turizm Bakanlığı bu hakları kendi adına kullanabilir.
Eser sahipliği, telif sözleşmeleri ve hak ihlallerine karşı FSEK kapsamında dava ve danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Durumunuzu birlikte değerlendirelim.
Sinema eserlerinde telif, yapımcı, yönetmen ve senarist arasındaki hak sahipliğini ilgilendirir; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında haklar ve devir.
Devamını oku ›Makale5846 sayılı FSEK kapsamında eserin doğrudan veya araçla temsil edilmesi (sahneye konulması, icra edilmesi) hakkı.
Devamını oku ›MakaleHak Yönetim Bilgilerinin Kaldırılması ve İçerik Çıkarma Usulü hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleUmuma Açık Mahallerde Eser Kullanımı ve Tarife Uygulaması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleMali Haklarda Basit Ruhsat ve Tam Ruhsat Farkı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleFotoğraf Eserlerinin Fikri Mülkiyet Kapsamında Korunması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›