Borçlu; borcun ödendiğini, ertelendiğini (imhal) veya zamanaşımına uğradığını belgeyle ileri sürerek icra takibinin durdurulmasını, yani icranın geri bırakılmasını isteyebilir.
İcranın geri bırakılması, takibe konu borcun sona erdiği veya ertelendiği hâllerde, takibin durdurulmasını sağlayan bir yoldur. Özellikle ilama dayalı takiplerde, borçlunun elindeki belgelerle başvurduğu önemli bir savunma yoludur.
İcranın geri bırakılması; borcun itfa edilmiş (ödenmiş) olması, alacaklının borçluya süre tanımış (imhal) olması ya da borcun zamanaşımına uğramış olması sebeplerine dayanır. Bu sebeplerin belge ile ispatı gerekir.
Borçlu, dayandığı sebebi; imzası ikrar edilmiş veya noterce onaylı bir belge ya da resmî bir belge ile ispatlamalıdır. Sözlü beyan veya tanık, kural olarak yeterli kabul edilmez; bu nedenle belgeye dayanmak esastır.
Geri bırakma talebi, takibin niteliğine göre icra mahkemesine yapılır ve kanunda öngörülen sürelere uyulması gerekir. Karar verilene kadar, koşulları varsa takip geçici olarak durdurulabilir.
İcranın geri bırakılması, doğru belge ve süreyle yürütüldüğünde haksız takipleri durdurur. Savunmanızın güçlü kurulması için hukuki destek alabilirsiniz.
İlamlı icrada borçlu, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak icranın geri bırakılmasını isteyebilir (İcra ve İflas Kanunu m.33). İtfa veya imhal iddiası, ilamın verilmesinden sonraki bir döneme ilişkin olmalıdır; yargılama sırasında ileri sürülebilecek olgular bu yola konu edilemez. İlamın zamanaşımına uğradığı iddiası ise ayrı bir usule tabi tutulmuştur (m.33/a). Görevli mahkeme, takibin yapıldığı yerdeki icra mahkemesidir ve inceleme duruşmalı olarak yapılır. Yedi günlük sürenin kaçırılması hâlinde borçlunun elinde kalan yol, genel mahkemede menfi tespit veya istirdat davası açmakla sınırlı kalır.
İlamsız takiplerde borçlu, takibin kesinleşmesinden sonra borcun ödendiğini veya ertelendiğini icra mahkemesine bildirerek icranın geri bırakılmasını isteyebilir (İcra ve İflas Kanunu m.71). Zamanaşımı iddiası da aynı çerçevede incelenir. Talep, dayanılan belgelerle birlikte sunulur ve belgenin kanunun aradığı nitelikte olması gerekir. Başvurunun icra dairesine değil icra mahkemesine yapılması zorunludur; yanlış mercie yapılan başvurular süre kaybına ve bu arada takibin ilerlemesine yol açar. Ayrıca talebin kabulü hâlinde takibin durdurulmasına, reddi hâlinde ise takibin kaldığı yerden sürdürülmesine karar verilir; karara karşı kanun yolu ise kanunda gösterilen sınırlar içinde açıktır.
İcranın geri bırakılması, borcun sona erdiği veya ertelendiği iddiasına dayanan bir savunma yoludur. Buna karşılık İcra ve İflas Kanunu m.36 kapsamındaki kurum, ilamın istinaf ya da temyiz incelemesi sürerken icranın geçici olarak durdurulmasını sağlar. Bu yolda borcun ödendiğinin ispatı aranmaz; teminat gösterilmesi, icra dairesinden mehil vesikası alınması ve süresi içinde bölge adliye mahkemesinden veya Yargıtay'dan karar getirilmesi gerekir. İki kurumun koşulları ve sonuçları birbirinden tamamen farklıdır. Uygulamada iki kavramın aynı başlık altında anılması karışıklığa yol açtığından, talebin hangi maddeye dayandığının dilekçede açıkça belirtilmesi gerekir.
Uygulamada en sık karşılaşılan hata, mehil vesikasında yazılı sürenin kaçırılması ve teminatın usulüne uygun biçimde yatırılmamasıdır; bu durumda takip kaldığı yerden devam eder. İcranın geri bırakılması talebinin haksız çıkması hâlinde borçlu aleyhine tazminata hükmedilebileceği de gözetilmelidir. Bu nedenle dayanılan belgenin niteliği başvurudan önce değerlendirilmelidir; imzası ikrar edilmemiş adi yazılı belgeler ve tanık beyanı kural olarak yeterli sayılmaz. Belge eksikliği, talebin esasa girilmeden reddine yol açar. Ayrıca teminatın türü ve tutarı bakımından icra dairesinin takdiri ile mahkeme kararı arasındaki farklar da baştan gözetilmelidir.
İcranın geri bırakılması, takibe konu borcun sona erdiği veya ertelendiği hâllerde takibin durdurulmasını sağlayan bir yoldur. İlamlı icrada 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.33 ve m.71'de düzenlenmiştir. Borçlu, borcun ödendiğini, süre verildiğini ya da zamanaşımına uğradığını ileri sürerek bu yola başvurur.
Üç sebebe dayanır: borcun itfa edilmiş yani ödenmiş olması, alacaklının borçluya süre tanımış olması (imhal) ve borcun zamanaşımına uğraması. Bu sebeplerin her biri, kanunda aranan nitelikteki belgelerle ispatlanmalıdır. Hangi sebebe dayanıldığı; başvurunun yapılacağı süreyi, sunulacak belgeleri ve icra mahkemesindeki incelemenin kapsamını doğrudan etkiler.
Borçlu dayandığı sebebi; imzası ikrar edilmiş ya da noterce onaylı bir belgeyle veya resmî bir belgeyle ispatlamalıdır. Sözlü beyan ve tanık kural olarak yeterli görülmez. Talep, takibin niteliğine göre icra mahkemesine yapılır ve kanunda öngörülen sürelere uyulması gerekir; koşulları varsa karara kadar takip geçici olarak durdurulabilir.
İcra takibi, haciz ve itiraz süreçlerinde hukuki destek için bize ulaşın.
Borçlu olmadığını ispat için açılan davalar.
Devamını oku ›MakaleÖdeme emrine itiraz, itirazın iptali/kaldırılması yolları ve icra inkâr tazminatı.
Devamını oku ›MakaleNafaka alacağının icra takibi ilamlı takip yoluyla yürütülür; birikmiş ve işleyecek nafaka ayrımı, haciz işlemleri ve ödememenin cezai sonuçları ele alınır.
Devamını oku ›MakaleAlacakların ve takiplerin zamanaşımı süreleri.
Devamını oku ›Makaleİcra takibinde borca itiraz ile imzaya itiraz arasındaki fark, sonuçları ve İİK dayanağı.
Devamını oku ›Makale2004 sayılı İİK kapsamında itirazın iptali davasında icra inkar tazminatı, likit alacak koşulu ve oranı.
Devamını oku ›