Eser üzerindeki mali haklar süreli olarak korunur; kural olarak koruma, eser sahibinin yaşadığı süre ve ölümünden sonra yetmiş yıl devam eder.
Eser sahibine tanınan mali haklar, eser sahibinin yaşadığı sürece ve ölümünden itibaren yetmiş yıl korunur. Süre dolduğunda eser kamuya mal olur ve serbestçe kullanılabilir; ancak manevi hakların korunması ayrı esaslara tabidir.
Eser birden fazla kişinin ortak eseri ise süre, son kalan eser sahibinin ölümünden itibaren işler. İlk eser sahibinin tüzel kişi olduğu hâllerde süre, eserin kamuya sunulduğu tarihten itibaren hesaplanır.
Sahibi belirtilmeyen veya takma adla yayımlanan eserlerde koruma süresi, eserin kamuya sunulmasından itibaren işlemeye başlar. Eser sahibi süre içinde kimliğini açıklarsa genel kurala dönülür.
Koruma süreleri, sürenin biteceği yılın son gününde sona erer. Bu nedenle hesaplamada eserin yayım ve sahibinin ölüm tarihleri belirleyicidir. Süre sonrası kullanımlarda yine de eser sahibinin manevi hakları gözetilir.
Koruma süresinin doğru hesaplanması, hem hak sahipleri hem de eseri kullanmak isteyenler için önemlidir. Telif sürelerine ilişkin değerlendirme ve uyuşmazlıklarda hukuki destek alabilirsiniz.
Mali hakların süreye bağlı olması, manevi hakların korumasız kaldığı anlamına gelmez. Eser sahibi ölmüşse eseri kamuya sunma, adın belirtilmesi ve eserde değişiklik yapılmasını yasaklama yetkilerini vasiyeti yerine getirme görevlisi; bu kişi tayin edilmemişse sırasıyla sağ kalan eş ile çocuklar ve atanmış mirasçılar, ana baba ve kardeşler kullanır (FSEK m.19). Bu kişilerin yetkisi, eser sahibinin ölümünden başlayarak yetmiş yıl sürer ve eser sahibinin belirlediği iradeye aykırı biçimde kullanılamaz. Bu yetkiler, eser sahibinin şeref ve itibarını koruma amacıyla ve kanunda gösterilen sıraya göre kullanılır; sıradaki kişiler arasında uyuşmazlık çıkarsa mahkemeye başvurulur.
Koruma süresinin dolmasıyla eser kamuya mal olur; ancak eserin adının ve bütünlüğünün korunmasındaki menfaat ortadan kalkmaz. Süre bitiminden sonra da memleketin kültürü bakımından önem taşıyan eserler bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığı, kanunda sayılan manevi hak yetkilerini kendi adına kullanabilir (FSEK m.19). Bu nedenle kamuya mal olmuş bir eseri kullanan kişinin, eser sahibinin adını belirtmesi ve eseri sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek biçimde değiştirmemesi gerekir. Böylece kamuya mal olma, eserin serbestçe değiştirilebileceği anlamına gelmez; kullanımda dürüstlük kuralı ile eser sahibinin adının belirtilmesine ilişkin beklenti korunmaya devam eder.
Eser sahibinin haklarıyla bağlantılı haklar, eserden ayrı bir korumaya tabidir. İcracı sanatçılar, fonogram yapımcıları, radyo ve televizyon kuruluşları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcılar; kendi icra, tespit ve yayınları üzerinde mali haklara sahiptir (FSEK m.80). Bu haklar, eser sahibinin haklarına halel getirmeksizin kullanılır; bir yapımın kamuya iletiminde hem eser sahibinden hem de bağlantılı hak sahiplerinden ayrı ayrı izin alınması gerekebilir. İzinlerin ayrı ayrı alınmaması, tek bir kullanımda birden çok hak sahibine karşı sorumluluk doğurabilir. Meslek birlikleri aracılığıyla yapılan lisanslamalarda bu kapsam açıkça belirlenmelidir.
Bağlantılı hakların koruma süresi, eser sahibinin ölümüne değil; icranın veya tespitin gerçekleştiği yahut yayının yapıldığı tarihe bağlanmıştır. Süre bu tarihe göre hesaplandığından, eser üzerindeki mali hakların süresi dolmuş olsa bile belirli bir kaydın kullanımı hâlâ izne tabi olabilir. Bu nedenle arşiv kayıtlarının, eski film ve ses tespitlerinin kullanımında yalnızca eserin değil, kaydın hukuki durumunun da ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme, eserin yeniden yayımı, dijital arşivlenmesi ve çevrim içi erişime açılması bakımından da yapılmalıdır; aksi hâlde süresi dolmuş sanılan bir kullanım tecavüz oluşturabilir.
Koruma, eser sahibinin yaşadığı süre ve ölümünden itibaren yetmiş yıl devam eder (5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.27). Süre dolduğunda eser kamuya mal olur ve mali haklar bakımından serbestçe kullanılabilir. Birden çok kişinin ortak eserinde süre, son kalan eser sahibinin ölümünden itibaren işlemeye başlar.
Sahibi belirtilmeyen veya takma adla yayımlanan eserlerde koruma süresi, eserin aleniyet tarihinden itibaren yetmiş yıldır (5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.27). Eser sahibi bu süre içinde kimliğini açıklarsa genel kurala dönülür. İlk eser sahibinin tüzel kişi olduğu hâllerde de süre, eserin kamuya sunulmasından itibaren hesaplanır.
Hayır. Mali haklar için öngörülen süre manevi hakları kendiliğinden sona erdirmez; manevi hakların korunması ayrı esaslara tabidir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.19 uyarınca eser sahibinin ölümünden sonra bu yetkileri vasiyeti yerine getirme görevlisi ile kanunda sayılan yakınları kullanabilir. Bu nedenle adın belirtilmesi hakkı önemini korur.
Telif hakkı, eser sahipliği ve fikri haklara ilişkin uyuşmazlıklarda hukuki destek için bize ulaşın.
Veri tabanı koruması, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca içeriğin seçilmesi ve düzenlenmesindeki özgünlüğe bağlıdır; korumanın kapsamı ele alınıyor.
Devamını oku ›Makale5846 sayılı FSEK kapsamında eserin doğrudan veya araçla temsil edilmesi (sahneye konulması, icra edilmesi) hakkı.
Devamını oku ›MakaleEser sahibinin manevi hakları ile mali hakları arasındaki fark, devredilebilirlik ve FSEK dayanağı.
Devamını oku ›MakaleFSEK kapsamındaki eser türleri: ilim-edebiyat, musiki, güzel sanat ve sinema eserleri ile işlenmeler.
Devamını oku ›MakaleMali hakların devri ve ruhsat (lisans) sözleşmeleri, yazılı şekil şartı ve FSEK dayanağı.
Devamını oku ›MakaleTelif ihlallerinde tazminat hesabı ve dava süreci.
Devamını oku ›