Mirasbırakanın saklı paylı mirasçısını mirastan çıkarabileceği hâller, çıkarmanın şekli, ispat yükü ve altsoyun durumu.
Mirastan çıkarma (iskat), mirasbırakanın saklı paylı bir mirasçısını ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılık sıfatından yoksun bırakmasıdır. Saklı pay, kural olarak mirasbırakanın tasarruflarına kapalıdır; çıkarma bu kuralın kanunda sayılan istisnasıdır.
Çıkarma yalnızca saklı paylı mirasçılar için anlamlıdır; kardeş gibi saklı payı bulunmayan mirasçıların payı zaten vasiyetnameyle serbestçe bertaraf edilebilir. Bu nedenle iskat pratikte altsoy, ana-baba ve sağ kalan eş bakımından gündeme gelir.
TMK m. 510 iki sebep sayar. Birincisi, mirasçının mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemiş olmasıdır. Suçun ceza mahkemesince mahkûmiyetle sonuçlanmış olması şart değildir; ağırlık ölçütü hâkim tarafından değerlendirilir.
İkincisi, mirasçının mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemiş olmasıdır. Bakım ve yardım yükümlülüğünün sürekli ihmali, hasta ebeveyni yalnız bırakma, nafaka yükümlülüğünü ısrarla yerine getirmeme bu kapsamda değerlendirilebilir. Geçici ve önemsiz ihmaller yeterli değildir.
Çıkarma ancak ölüme bağlı bir tasarrufla, yani vasiyetname veya miras sözleşmesiyle yapılabilir. Sözlü beyan, mektup veya tanık anlatımı yeterli değildir. Tasarrufta çıkarma sebebinin gösterilmesi zorunludur; sebep gösterilmeden yapılan çıkarma geçerli sayılmaz.
İspat yükü, çıkarmadan yararlanan kişiye aittir. Sebebin varlığı ispat edilemezse tasarruf tümüyle geçersiz olmaz; mirasçının saklı payı korunur ve tasarruf yalnızca tasarruf edilebilir kısım bakımından ayakta kalır. Mirasbırakan yanılarak çıkarma yapmışsa çıkarma yine geçersizdir.
TMK m. 511 uyarınca mirasçılıktan çıkarılan kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz. Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, çıkarılanın miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır.
Çok önemli bir nokta: mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir (TMK m. 511/3). Yani çıkarma, çıkarılan kişinin çocuklarının saklı payını ortadan kaldırmaz; iskat kişiseldir, kolu tümüyle mirastan silmez.
Kanun ayrıca özel bir çıkarma türü öngörür. Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir; ancak bu yarıyı çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi koşuluyla (TMK m. 513).
Bu tür çıkarma, mirasbırakanın ölümü anında borç ödemeden aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgeye konu borç miras payının yarısını aşmıyorsa, çıkarılanın istemi üzerine iptal edilir. Amaç, borçlu mirasçının alacaklılarının payı tüketmesini önleyerek değeri torunlara aktarmaktır.
Mirasçının mirasbırakana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi ya da mirasbırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi hâlinde yapılabilir (TMK m. 510).
Yalnızca vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı bir tasarrufla yapılabilir ve tasarrufta çıkarma sebebinin gösterilmesi zorunludur. Sözlü beyan veya adi yazılı belge yeterli değildir.
İspat yükü çıkarmadan yararlanana aittir. Sebep ispat edilemezse mirasçının saklı payı korunur ve tasarruf yalnızca tasarruf edilebilir kısım bakımından yerine getirilir.
Hayır. Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir (TMK m. 511/3). Çıkarma kişisel sonuç doğurur.
Geçerli bir çıkarma varsa hayır; çıkarılan kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz (TMK m. 511/1). Çıkarma geçersizse saklı payı ölçüsünde tenkis isteyebilir.
Marka, patent ve tasarım haklarınızın korunmasında hukuki destek için bize ulaşın.