İcra takibine konu borç, borçlunun teklifi ve alacaklının kabulü ya da kanunun öngördüğü koşullarla taksitlere bağlanarak ödenebilir.
Borçlu, haciz sırasında veya sonrasında borcunu taksitle ödemeyi teklif edebilir. Alacaklının kabulüyle yapılan taksit sözleşmesi tarafları bağlar ve takibin işleyişini etkiler. Bu yol, hem borçluya ödeme kolaylığı hem alacaklıya tahsil imkânı sağlar.
Haciz uygulanırken borçlunun, borcunu belirli koşullarla taksitle ödeme talebi kanunda düzenlenmiştir. Borçlu, ilk taksiti peşin ödeyip kalanı düzenli ödemeyi taahhüt ederse, kanunda öngörülen şartlarla satış işlemleri ertelenebilir.
Borçlu taksitlerden birini zamanında ödemezse, alacaklı kalan borcun tamamı için takibe devam edebilir. Bu nedenle taksit yükümlülüğüne uyulması büyük önem taşır; aksama, tüm sürecin yeniden işlemesine yol açar.
Taksitle ödeme anlaşmasının tutanağa geçirilmesi veya yazılı yapılması, ileride doğacak uyuşmazlıkları önler. Ödemelerin makbuzla belgelenmesi, borçlunun ödeme savunmasını güçlendirir.
Taksitle ödeme, doğru kurgulanmazsa taraflar açısından risk doğurur. Borçlu veya alacaklı olarak menfaatinizin korunması için hukuki destek almanız yararınıza olur.
Alacaklının kabulüyle icra dairesinde yapılan taksitle ödeme taahhüdünün ihlali, yalnızca takibin kaldığı yerden devam etmesi sonucunu doğurmaz. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca, kararlaştırılan ödeme şartını makbul bir sebep olmaksızın yerine getirmeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine üç ayı geçmemek üzere tazyik hapsine karar verilebilir. Bu bir ceza değil, borçluyu ödemeye zorlayan bir yaptırımdır; borç ödendiğinde veya taahhüt yerine getirildiğinde hapis kararı kaldırılır. Taahhüdün borçlunun kendisi ya da bu konuda özel olarak yetkilendirilmiş vekili tarafından verilmiş olması da aranır.
Taahhüdün geçerli sayılabilmesi için sıkı koşullar aranır. Borcun asıl miktarı, işlemiş ve işleyecek faizi, icra masrafları ve vekâlet ücreti ayrı ayrı hesaplanarak toplam borcun, her bir taksitin tutarının ve ödeme tarihlerinin açıkça gösterilmesi gerekir. Alacaklının veya vekilinin taahhüdü kabul ettiğinin tutanakta yer alması da zorunludur. Bu unsurlardan birinin eksikliği taahhüdü geçersiz kılar ve ihlalden dolayı yaptırım uygulanmasını engeller. Haciz sırasında ve haciz olmaksızın verilen taahhütlerin koşulları farklı olduğundan, tutanağın hangi aşamada düzenlendiği de incelenir.
Taahhüdü ihlal nedeniyle yapılacak şikâyet, takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesine yöneltilir ve bu talep icra ceza sıfatıyla incelenir. Şikâyet hakkı, fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Duruşmada borçlunun dinlenmesi esastır; ödeme belgeleri, makbuzlar ve banka dekontları borçlunun en önemli savunma araçlarını oluşturur. Bu belgelerin duruşmadan önce dosyaya sunulması yerinde olur. Şikâyetin süresinde yapılıp yapılmadığı mahkemece kendiliğinden gözetildiğinden, dilekçede öğrenme tarihinin ve dayanağının açıkça gösterilmesi yerinde olur.
İcra müdürünün taksit talebine ilişkin işlemleri ise ayrı bir yola tabidir. Bu işlemlere karşı, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet yoluna gidilebilir; bir hakkın yerine getirilmemesi veya sebepsiz sürüncemede bırakılması hâlinde şikâyet süreye bağlı değildir. Satışın ertelenmesi talebinin reddi ya da taksit koşullarının hatalı uygulanması bu kapsamda değerlendirilir. Doğru yolun seçilmesi, hem süre hem hak kaybını önler. Şikâyet üzerine icra mahkemesince verilen kararlara karşı, kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde kanun yoluna başvurulabilir.
Evet. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.111 uyarınca borçlu, alacaklının satış talebinden önce borcunu düzenli taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve ilk taksiti derhâl öderse icra işlemleri durur. Ayrıca borçlu ile alacaklı, hacizden önce veya sonra icra dairesinde taksitlendirme sözleşmesi de yapabilir.
Yeterli miktarda malın haczedilmiş olması, her taksitin borcun dörtte birinden az olmaması, taksitlerin aydan aya ödenmesi ve toplam sürenin üç ayı geçmemesi gerekir (İİK m.111). Bu şartlar sağlanmadıkça kanuni taksit taahhüdünün sonuçları doğmaz; böyle bir durumda ancak alacaklının kabulüne dayanan taksit sözleşmesi gündeme gelir.
Taksitlerden biri zamanında ödenmezse icra işlemleri ve süreler kaldığı yerden devam eder (İİK m.111). Alacaklı, kalan borcun tamamı için takibi sürdürebilir. Bu nedenle taksit anlaşmasının icra dairesinde tutanağa geçirilmesi ve ödemelerin makbuzla belgelenmesi, sonradan doğabilecek uyuşmazlıkları önler.
İcra takibi, haciz ve itiraz süreçlerinde hukuki destek için bize ulaşın.
Satışa çıkarılan malın icra dairesince belirlenen değerine karşı ilgililerin icra mahkemesine şikayet yoluyla itiraz etme usulünü m.128/a çerçevesinde açıklar.
Devamını oku ›MakaleKonkordato mühleti verilen borçlu hakkındaki mevcut ve yeni icra takiplerinin akıbetini m.294 çerçevesinde ele alır.
Devamını oku ›Makaleİşçi ve memur maaşlarına haciz konulmasının kuralları.
Devamını oku ›MakaleAlacağın tahsil edilemediğini gösteren belge ve sonuçları.
Devamını oku ›MakaleAlacakların ve takiplerin zamanaşımı süreleri.
Devamını oku ›MakaleBorçlu olmadığını ispat için açılan davalar.
Devamını oku ›