İdarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararın tazmini: zorunlu ön başvuru, bir yıl ve beş yıllık süreler, dava açma usulü.
Tam yargı davası, idari işlem veya eylem nedeniyle kişisel hakkı ihlal edilenlerin uğradıkları zararın tazminini istedikleri idari dava türüdür. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesine göre ilgililer doğrudan tam yargı davası açabilecekleri gibi iptal davasıyla birlikte ya da iptal davasının karara bağlanmasından sonra da açabilirler. İdari eylemlerde 13. madde uyarınca dava açmadan önce, öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulması gerekir.
Dayanak: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.12 ve m.13Tam yargı davası, idari işlem veya eylem nedeniyle kişisel hakkı doğrudan zarar görenlerin bu zararın giderilmesi için açtığı davadır. İptal davası işlemi ortadan kaldırmayı, tam yargı davası ise zararı tazmin ettirmeyi amaçlar.
İki dava birlikte de açılabilir. İYUK m. 12 uyarınca ilgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla doğrudan doğruya tam yargı davası açabilecekleri gibi, iptal ve tam yargı davalarını birlikte veya önce iptal davası açıp, kararın verilmesi üzerine bu karara göre doğan zararlarını ayrıca tam yargı davasıyla da isteyebilirler.
İdari eylemlerden doğan zararlarda doğrudan dava açılamaz. İYUK m. 13/1 uyarınca hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir.
Başvurunun kısmen veya tamamen reddi hâlinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren; istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde ise bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir. Yani sessizlik de ret sayılır ve süreyi başlatır.
Uygulamada sık karşılaşılan bir durum için kanun kolaylık getirmiştir. İYUK m. 13/2 uyarınca görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi hâlinde, sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.
Bu hüküm, hangi yargı kolunun görevli olduğu tartışmalı dosyalarda hak kaybını önler. Yine de görev reddi kararının kesinleşme tarihi ve yeni davanın açılma süresi dikkatle hesaplanmalıdır.
İdarenin tazmin sorumluluğu iki esasa dayanır. Birincisi hizmet kusurudur: hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi. İkincisi kusursuz sorumluluktur: risk ilkesi ve kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereği, kusur aranmaksızın tazmin yükümlülüğü doğar.
Davacının ispat etmesi gereken üç unsur vardır: zarar (maddi ve/veya manevi, somut ve belgeli), idari eylem veya işlem ve ikisi arasındaki illiyet bağı. Zarar görenin kendi kusuru varsa tazminat indirilebilir; mücbir sebep, beklenmeyen hâl ve üçüncü kişinin ağır kusuru illiyet bağını kesebilir.
Dilekçede zararın kalemleri ayrı ayrı gösterilir: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı, malvarlığındaki azalma ve manevi tazminat. Her kalem için delil (fatura, rapor, bilirkişi tespiti, banka kaydı) eklenmelidir. Faiz talebi ve başlangıç tarihi de açıkça yazılır.
Miktar konusunda dikkatli olunmalıdır: dava değeri harç ve vekâlet ücretini belirler. Zararın kapsamı yargılama sırasında netleşecekse, ıslah imkânı gözetilerek talep kurgulanmalıdır. Ayrıca idari işlemden doğan zararlarda ön başvuru şartı aranmadığından, süre doğrudan işlemin tebliğine göre hesaplanır.
Tam yargı davasında en sık hata, idareye başvuru süresi ile dava açma süresini birbirine karıştırmaktır. Bir yıl ve beş yıllık süreler yalnız idareye yapılacak ön başvuru içindir (İYUK m. 13/1). Başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi üzerine ayrıca dava açma süresi işlemeye başlar; bu süre, özel kanunda ayrı süre gösterilmemişse idare mahkemelerinde altmış gündür (m. 7/1). Ret yazısının tebliğ tarihi ve başvurunun idareye ulaştığı tarih mutlaka belgelenmelidir.
İkinci hata, dilekçede miktarın ve dayanakların eksik gösterilmesidir. Tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın dilekçede yazılması zorunludur; davanın konusu, sebepleri ve dayanılan deliller de gösterilir (m. 3/2). Dava konusu karar ve belgelerin asılları veya örnekleri dilekçeye eklenir (m. 3/3). İdareye yapılan başvurudaki zarar kalemleri ile dava dilekçesindeki kalemlerin birbiriyle uyumlu olması, yargılama sırasında kapsam tartışmasını önler.
Kazanılan davada da takip gerekir. Hükmedilen miktar, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, davacının idareye yazılı olarak bildireceği banka hesabına yatırılır; idarenin işlem süresi kararın tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez (m. 28/1-2). İdare, kararın tebliği ile ödeme tarihi arasındaki süre için tecil faizi oranında faiz öder; ancak kararın davacıya tebliği ile hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasındaki süre için faiz işlemez (m. 28/6). Hesap bildirimi bu nedenle gecikmeden yapılmalıdır.
Kamu okullarında yaşanan kazalar da bu dava türüyle ilişkili olabildiğinden, okulda yaralanan öğrenci başlığına göz atmak yararlı olur. Tam yargı davasının somut bir uygulaması olarak, bakımsız yol yüzünden yaşanan hasarlar yoldaki çukur nedeniyle kaza başlığında ayrıca ele alınmıştır.
İdari eylemlerden doğan zararlarda evet. Öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulması gerekir (İYUK m. 13/1).
İstek hakkında otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabilir.
Evet. İptal ve tam yargı davaları birlikte açılabileceği gibi, önce iptal davası açılıp karar üzerine doğan zararlar ayrıca tam yargı davasıyla da istenebilir (İYUK m. 12).
Görev yönünden reddedilirse, sonradan idari yargıda açacağınız davada idareye başvurma şartı aranmaz (İYUK m. 13/2).
Hizmet kusuruna dayanıyorsanız evet. Ancak risk ilkesi veya kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesine dayalı kusursuz sorumluluk hâllerinde kusur aranmaz; zarar ve illiyet bağının ispatı yeterlidir.
İdari işlemin iptali, tam yargı davası, imar ve idari yaptırım uyuşmazlıklarında CMY Hukuk & Danışmanlık olarak süreçlerinizi yürütüyoruz. Bize ulaşın.