Özel sağlık kuruluşlarıyla hasta arasındaki ilişki, kural olarak ticari amaçla sunulan bir hizmet sözleşmesi niteliğindedir ve bu yönüyle tüketici hukukunun koruyucu hükümlerinden yararlanabilir. Ancak hekimin tıbbi takdir yetkisi bu korumanın sınırını da belirler. Bu alanın özelliği, tüketici hukuku ile sağlık hukukunun ilke ve kavramlarının birlikte değerlendirilmesini gerektirmesidir. Estetik amaçlı işlemler, check-up paketleri ve diş hekimliği hizmetleri gibi alanlarda bu ilişki daha belirgin şekilde tüketici işlemi niteliği taşır. Bu alanlarda hasta ile hekim arasındaki ilişki, aynı zamanda özel hukuk sözleşmesi niteliği taşıdığından çifte bir koruma rejimi ortaya çıkar.
Madde 3 ün l bendinde yer alan tüketici işlemi tanımı, vekalet sözleşmesini de kapsayacak şekilde geniş yorumlanır; özel hastane ve klinik hizmetleri de bu çerçevede tüketici işlemi sayılabilir.
Buna karşılık kamu hastanelerinde sunulan ve ücretsiz veya sosyal güvenlik kapsamında karşılanan hizmetler, ticari amaç unsuru taşımadığından genellikle tüketici hukuku kapsamı dışında değerlendirilir.
Tıbbi müdahalenin sonucu değil, sağlayıcının gösterdiği özenin ayıplı olup olmadığı değerlendirilir; hekimin öngörülebilir bir komplikasyonu önceden açıklamaması veya hijyen kurallarına uymaması ayıplı hizmet olarak nitelenebilir.
Ayıplı hizmet tespit edilirse tüketici, madde 15 teki seçimlik haklardan yararlanabilir; ancak tıbbi müdahalenin niteliği gereği sözleşmeden dönme yerine çoğunlukla tazminat talebi öne çıkar. Zarar görenin durumuna göre maddi ve manevi tazminat talepleri, Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde ayrıca ileri sürülebilir.
Hastanın işlem öncesinde ücret, kapsam ve riskler konusunda açık ve anlaşılır biçimde bilgilendirilmesi, hem hasta hakları mevzuatının hem de tüketici hukukunun ortak bir gereğidir.
Fahiş ücret talebi, faturalandırılmayan ek hizmet bedeli veya sözleşme dışı işlem ücreti gibi uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyeti ve tüketici mahkemesi yolu kullanılabilir. Bu tür uyuşmazlıklarda ayrıntılı fatura ve tedavi kayıtları önemli delildir.
Sağlık hizmetlerinde sorumluluğun değerlendirilmesinde, hastanın önceden ve anlaşılır biçimde bilgilendirilip bilgilendirilmediği belirleyici bir ölçüttür. Aydınlatma; uygulanacak işlemin niteliğini, öngörülebilir risklerini, alternatiflerini ve tedavi görülmediğinde ortaya çıkabilecek sonuçları kapsamalıdır. Matbu ve genel ifadelerle hazırlanmış onam formları, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini tek başına göstermez. Aydınlatmanın yapıldığını ispat yükü kural olarak sağlık hizmetini sunan tarafa aittir; bu nedenle sürecin belgelendirilmesi önem taşır. Onam sürecinde hastaya soru sorma imkânı tanınması ve düşünme süresi verilmesi de aydınlatmanın niteliğini etkileyen unsurlardır.
Uyuşmazlıkta öne çıkan deliller; hasta dosyası, tetkik ve görüntüleme kayıtları, ameliyat ve anestezi notları, reçeteler, faturalar ve tarafların yazışmalarıdır. Hastanın bu belgelerin bir örneğini talep etme hakkı bulunur. Tıbbi değerlendirme gerektiren noktalarda bilirkişi incelemesi yaptırılır; estetik amaçlı işlemlerde ise belirli bir sonucun taahhüt edilip edilmediği ayrıca tartışılır. Tanıtım metinlerinde verilen taahhütlerin dosyaya sunulması, beklentinin kapsamını ortaya koyar. Belgelerin eksiksiz biçimde toplanması, bilirkişi incelemesinin sağlıklı yapılabilmesi ve varılan sonucun denetlenebilmesi bakımından belirleyici önem taşır.
Tüketici işlemi niteliğindeki sağlık hizmetlerinden doğan uyuşmazlıklarda, parasal sınırın altındaki talepler tüketici hakem heyetine, bu sınırın üzerindeki talepler tüketici mahkemesine götürülür (6502 sayılı Kanun m.73). Tüketici mahkemesinde açılacak davalarda, hakem heyetinin görev alanına giren uyuşmazlıklar dışında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6502 sayılı Kanun m.73/A). Doğru merciin baştan belirlenmesi, sürecin gereksiz yere uzamasını önler. Talebin miktarı ve dayanağı başvuruda açıkça gösterilmeli; sonradan yapılacak genişletmelerin usul kuralları bakımından sınırlı olduğu unutulmamalıdır.
Tıbbi uygulama hatası iddiası yalnızca özel hukuk boyutuyla sınırlı değildir. Sağlık kuruluşu ve sağlık çalışanı hakkında ilgili idari mercilere şikâyette bulunulması, meslek örgütü nezdinde disiplin süreci işletilmesi ve koşulları varsa ceza soruşturması başlatılması mümkündür. Bu süreçler birbirinden bağımsız yürür ve farklı sürelere tabidir. Kamu sağlık kuruluşlarında sunulan hizmetlerde ise idari yargı yolu gündeme geldiğinden, başvurulacak yargı kolunun doğru belirlenmesi gerekir. Bu nedenle olayın hangi hukuki çerçevede değerlendirileceği, başvurudan önce ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
Ticari amaçla sunulan hizmetlerde genellikle evet; ancak kamu sağlık hizmetlerinde bu kural uygulanmaz.
Hayır, önemli olan gösterilen özenin yeterli olup olmadığıdır; öngörülemeyen komplikasyon tek başına ayıp oluşturmaz.
Parasal sınıra göre tüketici hakem heyetine veya tüketici mahkemesine başvurulabilir; başvuruda fatura ve tedavi sözleşmesinin sunulması gerekir ve süre aşımına dikkat edilmelidir.
Ayıplı mal-hizmet, cayma hakkı, banka ve kredi uyuşmazlıklarında hakem heyeti ve tüketici mahkemesi süreçlerinde yanınızdayız. Bize ulaşın.
Tüketici İşleminin Tanımı ve Kapsamı hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleAyıplı Hizmette Seçimlik Haklar hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleFinansal Tüketicinin Korunması hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleKredi Kartında Faiz ve Asgari Ödeme hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleBankacılık Sözleşmelerinde Haksız Şart Denetimi hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›MakaleTüketici Kredisinde Sözleşme Öncesi Bilgilendirme hakkında bilgi ve hukuki destek.
Devamını oku ›